• 5.02.2019 00:00
  • (1019)

 Western filmlerinden aşina olduğumuz "Hey dostum biz bu kasabada yabancılardan pek hoşlanmayız" repliği bugünlerde tüm dünyada yine revaçta...

Özellikle Batı'da.
Kuşkusuz kolektif bilinçaltımızdaki bu yabancı korkusunu tetikleyen Suriye iç savaşı sonucu oluşan dev göç dalgası oldu.
Milyonlarca insanın yer değiştirmesi, Avrupa'nın nezih sokaklarındaki açık hava yatakhaneleri insanları korkuttu.
Bu "kavruk insanlar" işlerini, evlerini hatta çocuklarını da ellerinden alabilirlerdi.
Yöneticiler bir şeyler yapmalılardı.
Yoksa oy yoktu.

***

Umarız aynı yere varmaz ama, tıpkı Birinci ve İkinci Dünya savaşları öncesinde olduğu gibi yine işe yarıyor bu popülist tehdit.
ABD, Meksikalılar gelmesin diye sınırına duvar örüyor...
, ülkede yaşayan çoğunluğu Türk olan doğuluların sokağa çıkış saatlerini düzenlemeyi tartışıyor.
, dindar Müslümanlara geri attırmak için vatandaşlığa geçecek kişilere yetkililerle el sıkışma şartı getiriyor.
Yunan sahil güvenliği içinde bebeklerin olduğu botları çivili sırıklarla adalarından uzak tutuyor.
Ama yabancılar bana mısın demiyor. Akın akın, kapıdan kovulunca bacadan, bavula bagaja sığıp, denizler, çöller aşarak geliyor da geliyor.

***

'de de benzer kaygılar, tartışmalar var.
Ancak kaderimiz olan geçiş coğrafyası konumumuz bu kez avantajımız.
Tarihin her döneminde yabancılara kucak açmamızın deneyimiyle daha soğukkanlıyız.
Çok geriye gitmeye de gerek yok. Bazı vatandaşlarımızın 'dan 'tan geldiklerini kim hatırlıyor?
Siz bakmayın bugünlerde Suriyeli göçmenlere yönelik nefret söylemlerinin çok tartışılmasına...
Hassasiyetimizin nedeni, bu ayrımcı ifadelerin genel bir eğilimi yansıtması değil, sadece bizi şaşırtması.
Zira ev sahibi pozları takınanlara, misafirlerimizden daha yabancıyız.