• 6.02.2019 00:00
  • (1088)

 A'nin   adayları dün açıklandı. Büyükşehir Belediye Başkan adayı beklenildiği gibi eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci oldu.

Bakalım, Zeybekci, bir önceki seçimlerde yüzde 36'yı yakalayan Binali Yıldırım'ı geçebilecek mi? Elbette asıl soru, AK Parti İzmir'de şeytanın bacağını kırabilecek mi?
Çünkü İzmir, ekonomik ve sosyal açıdan o eski parlak günlerini geride bırakmış olsa da ve 'dan sonra çevrildiği üçüncü ilimiz.
Ana muhalefetin "kale" muamelesi yaparak aşırı politize ettiği bir kent.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün partisinin kentteki yerel  adaylarını açıklarken yaptığı konuşmada bu pozitizasyonun araçlarınışöyle tarif ediyordu:
"Yaşam tarzı diyerek, irtica diyerek, laiklik diyerek İzmirli'nin iradesine ipotek koydular. 31 Mart'ta inanıyorum ki, siz bu yanlışlığı tersine çevireceksiniz. Ortada AK Parti'nin 16 yıllık iktidar dönemi var. Nerede, kim, giyiminden, kuşamından, düşüncesinden dolayı böyle bir sıkıntı yaşadı?"

***

Seküler yaşam tarzına sahip vatandaşların ağır bastığı, bereketli, havası güzel, "zengin İzmir" zamanında sağ partilere de kale olmuştu.
Peki, ne oldu da İzmirli seçmenin refleksleri değişti, sınıfsal konumuyla çelişkili bir görünüme büründü?
Bu soruya cevap verebilmek için yerelin dışına çıkmalı... Kentin ekonomik, coğrafi ve kültürel nedenlerle yöneldiği ideolojik tercihebakmalı. Zira 'li belediyelerin tulum çıkarttığı Eskişehir gibi "küçük kaleler"de de siyasi atmosfer farklı değil.
Sözünü ettiğimiz ideolojik tercihe, kitaptan konuşan marjinallerin itirazları olsa da, "sol" deniyor 'de.
Üretim ilişkilerine dayalı sınıfsal temele değil, gündelik yaşam pratiklerindeki tercihlere dayanan garip bir orta sınıf dayanışması bu.
Hayvan beslemek, içki içmek, açık giyinmek gibi bireysel tercihleri politik bir tavır olarak gören... Kamusal alanda yaşadığı toprakları kendisine hissettireni taciz etmeyi... Hepi topu kendisinden yirmi yıl sonra taşradan kente göçtü diye komşusuna "köylü" demeyi... siyasi eylem sanan lümpenliğin vücut bulmuş hali.

***

Eskiden solcular, fabrikalardaki işçilerin apolitikliğinden yakınırlardı. Sürekli, kurdukları uzun, karmaşık ve politik terimlerle dolu cümleleri anlamayan emekçilerin tepkilerini fıkra gibi anlatırlardı. Ortada gülünecek bir şey yoktu ama eğleşirlerdi.
Artık Türkiye solunda temel çelişki emek-sermaye çatışması değil, yaşam tarzı olduğuna göre... 'de bu yeni "sol söyleme" meyleden müftünün başına gelenler ilgilerini çekebilir.
Haberi aynen aktarıyorum:
"Köpek saldırısında ölen gencin cenazesinde hayvan sevgisi vaazı veren imam dayaktan zor kurtuldu. Acılı aile müftünün üstüne yürüyerek, 'Bizim canımız yanıyor, siz nedenbahsediyorsunuz?' diyerek tepki gösterdi. Camiye giren polis ekipleri, tepki gösteren vatandaşları çıkardı."
İzmir'i yeniden CHP kazanırsa kazanan 'sol olacak' diyorsunuz yani.