• 31.01.2012 00:00
  • (6081)

Hüseyin Ergün sola dair ezber bozan açıklamalarıyla tanınan bir isim. Meşhur FKF’nin ilk Genel Başkanı. Türkiye solunun yüz akı TİP’in yöneticilerinden. 12 Mart’ta üç yıl cezaevinde kalmış. SHP’nin ve EDP’nin ardından şimdi de SODEP’in Genel Başkanlığı’nı yapıyor.

Yani konumu, sol cemaatlerde şeflik şüflük yapmak için fazlasıyla müsait. Ama yok, o eski tüfeklerin kahir ekseriyetinin yaptığı gibi kişisel tarihinin konforuyla amentülerini tekrar edip durmuyor.

Solculuk yan gelip yatma yeri değildir diyor yani. Dününü sorguluyor, geleceğe bakıyor. Solun sacayaklarını sorguluyor; “dayanışmayı” bir çırpıda atıyor. Partisinin programına, sefaleti paylaşmayı vadeden ortodoks solcuların gözünün içine baka baka “zenginlik”i alıyor. Kaliteli yaşam vaadinde bulunuyor.

Ancak marjinalleri pek bi seven merkez medyanın solcuları, kirli tişörtü üniforması haline gelen Zizek gibi “şekil yapmadığından” olsa gerek (iyi niyetime dikkat) onu görmüyor.

Hüseyin Ergün geçen cuma TGRT Haber’deki Siyaset Raporu’nda konuğumdu. Ergün programda “Vicdanlı bir serbest piyasa ekonomisinden mi yanasınız” soruma, kıvırmadan “Evet” dedikten sonra söz bir şekilde (nasıl bir şekilse artık) George Soros’a gelince başlıkta kullandığım sözleri söyledi.

Ben de tırnak içine alma ihtiyacı hissetmedim. Zira programda da söylediğim gibi, hislerime tercüman oldu.

Programdan sonra aralarında “Serbest piyasa ve sol ha, bir de Soros... bravo yani Solaçık, anlayana...” diye derinnn kinaye yapan kuyumcu bir CHP’linin de olduğu pek çok “solcu” kınama mesajları gönderdiler. Hâlâ da geliyor. Eminin Hüseyin Bey’e de yükleniyorlardır.

Sağdan soldan muhaliflerinin CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu TESEV’e üye olmakla (Tercümemizde TESEV=Soros ya) “itham”, evet itham, ettiği ve o genel başkanın savunmaya geçtiği bir ortamda bunlar zor sözler elbette.

Parasını, ülkelerdeki otoriter yönetimleri sallayacak sivil toplum örgütlerine kanalize eden ve demokratik sokak hareketlerini destekleyen bu serüvencinin böylesine bir umacı haline gelmesini tek bir nedeni var. O da dindarından solcusuna memlekette herkesin milliyetçi olması. Ha tabii bir Musevi fobisi var.

Milliyetçiliklerinden utanan solun kendine bulduğu kılıfsa bildiğiniz üzere antiemperyalizm. Kazıyın altından bu çıkar. Solcuların MHP’li milliyetçilerden tek farkları dindar olmamaları.

Eskiden yine aralarında nüanslar vardı. AKP fobiyle, Ergenekon-Balyoz davalarına muhalefetleriyle ve Arap Baharı’ndaki tavırlarıyla o çizgiler de nerdeyse kayboldu.

Yo, yalnızca CHP’li ulusalcılarından falan bahsetmiyorum. Mübarek’in, Kaddafi’nin ardından Arap coğrafyasındaki Baas’çıların müttefiki kesilen ÖDP’si, “Su ile terbiye edilemeyen Suriye, cihat ile terbiye edilmeye çalışılıyor” diyen Sırrı Süreyya’sı, Esad Muhalifleri’ne karşı Lübnan’da sürek avı başlattığı iddia edilen PKK’si de bunlara dâhil.

Şer ittifakının, konu emperyalizm, ABD, İsrail falan olunca ânında ortaklaştıkları Türkiye’nin Komünist Partisi’nin “Sol” isimli internet sitesinde bir röportaj okudum dün.


Suriye Komünist Partisi Siyasi Bürosu sözcülerinden Abdullah Halil ile yapılmış röportajın “Suriye’de direnen bir halk var” başlığını görünce biraz rahatladım.


“Hah” dedim, “çaktırmadan dönüşler başladı. Nihayet Faşist Esad’a karşı Suriye halkının yanında tavır almaya başladılar”.


Başladım röportajı okumaya, okumaz olaydım...

Aman Tanrım, aman Tanrım!

Suriye ordusunun yurtsever olduğunu, muhaliflerin gerici takıldığını, çünkü ABD ile ilişkileri olduğunu söyleyen bu komünist, faşist Esad’a karşı bir müdahale olursa nasıl direneceklerini anlatıyormuş meğer.

Yani bebekleri bile katleden Esad’ı savunacaklarmış, çünkü insanlık adına rejimi uyaranlar yabancılarmış. Türkiye, ABD, AB vs.

Elbette askerî müdahalenin bir alternatif olması kaygı verici. Bunun bir derde derman olmayacağını onca deneyim bize açıkça gösterdi. Ancak bizimkilerin ve Suriyeli Komünist ağabeyin eleştirdiği bu değil, antimilitarist bir tavır falan yok ortada. Onların derdi militarizmin yabancı meşeli olmasında. Yerlisi olsa amenna yani.

Gel de şimdi, Keşke Soros Suriyeli muhaliflerin sivil toplum örgütlerine, derneklerine vs. kaynak aktaraydı, o örümcek ağı metaforuyla kötülemeye çalıştıkları açık toplum yayılaydı, Esad rejimi zayıflayaydı, bu kadar sivil ölmeyeydi, askerî operasyon da bir seçenek olarak önümüze düşmeyeydi, deme.

Evet, diyorum.

Hatta daha fazlasını diyeceğim, bir kere daha zıplamaya hazır olun.

Keşke Sayın Soros bir kaynak üzerinden Türkiye medyasının namusu gazetelere, demokrasinin yüz akı küçücük partilere, derneklere, vakıflara biraz daha ilgi gösterebilse.

Evet, Soros’u tanımam etmem. Ama bunu savunma için söylemiyorum. Hayıflanmağımdan söylüyorum.

Alın size bulunmaz veriler, Zavallı giz avcıları... Gerçi açık söylüyorum ama o yaratıcı dimağlarınız bu yazıdan kimbilir ne elementler üretir.

Soros, Sol, Solaçık, Suriye... Anam! Hepisi de S ile başlıyor üstelik değil mi? S.O.S, Yalçın Hoca, koş...


[email protected]