• 20.04.2012 00:00
  • (3822)

 İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in domuz eti yiyen birilerinin fotoğraflarını göstererek yaptığı konuşma akıllara ziyandı.

Şahin domuz etini haram saymayan gayrı Müslim vatandaşların da “hizmetkârı”. Üstelik, kendisi daha geçtiğimiz aylarda, ceberut rejimin gasp ettiği malları cesaretle gayrı Müslimlere iade etme kararı alan bir kabinenin bakanı.

Ne var ki Şahin’i eleştireceğim derken daha beter bir gafa imza atan ve nedense “görülmeyen” BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan bakın ne diyor: “Domuz yönetmeliği çıkaran, AB’ye rapor sunan, kredi veren AKP hükümeti. AKP hükümeti domuza resmen destek teşviki veriyor!”

Bu dalaş “ayrımcı” ifadeler kullanan Bakan’ı eleştiren bazı muhaliflerin bile, aslında biz demokratlar gibi bir zihniyeti değil, söyleyeni eleştirdiğini, çıkışlarının da yalnızca “siyasi husumetle” ilgili olduğunu ortaya koyuyor.

Dün Bakan Şahin’in çıkışlarına dair AK Parti içerisinde de rahatsızlık olduğunu anlatan kulis haberimizin ardından bazı kesimlerden gelen tepkiler de bu sakat “angaje ruh” hâlini açıkça ortaya koyuyordu.

Pek çok AK Partili vekilden “Eksiği var fazlası yok” telefonu aldım. Hemen hemen tüm gazetelerin internet siteleri de haberimizi manşet yaptılar.

Ne var ki Şahin’in açıklamalarına karşı gensoru önergesi veren BDP’nin yanı sıra, Hasip Kaplan’ın en az Bakan Şahin’inkiler kadar “ayıp” sözlerini “cevap” diye manşet yapan ANF ve diğerleri haberi görmediler bile.

Yetmiyormuş gibi, daha önce de, mesleğe henüz başlamış bir diplomasi muhabirinin bile bildiği, haber dilinde “diplomatik kaynaklar” klişesini kullanmamızı üstelik de gazetecilik adına eleştiren, imla hatlarından, fahiş yanlışlardan “linç” devşiren güruh da saldırıya geçti. Bu eleştiri dozu yüksek haberi bile “AKP’yi aklama çabası” olarak mahkûm etmeye çalıştılar.

Tek kelimeyle pes!

Hadi haber yapan sizden değil diye yazdığına bile düşmansınız da, tüm Türkiyeliler gibi bu demokratik eleştiri mekanizmalarından yaralanacak Kürtlerin de mi dostu değilsiniz?

Hani derdiniz Bakan Şahin’in ayrımcı üslubu ve politikalarıydı? Türkiye’nin Kürt sorununa en fazla yer ayıran ve dili evrensel ilkelere en uygun gazetesi olan Taraf’a akıllarınca boykot uygulayan bu izansızlar, aynı haber “Türkiye Türklerindir” logolu gazetede yayımlansa günlerce konuşurlardı. En azından “AKP’yi aklama girişimi” demezlerdi değil mi?

AK Parti muhabirlerini, genel merkeze gittikleri ve tabii ki haber kaynakları olan AK Partili vekillerle görüştükleri için “Hep AK Parti’lerle görüşüyorsunuz, hep AK Parti’ye gidiyorsunuz” diye eleştirebilecek kadar acayipleşen arkadaşlara ne desek boş.

Bu arkadaşlar CHP muhabirlerini PM üyesi, savunma muhabirlerini onbaşı, eğitim muhabirlerini ise atanmayan öğretmen falan sanıyor olmalılar.

Bereket çoğunluğu oluşturan milyonlarca bağımsız ve demokrat Kürt hakkımızı veriyor.

Kürtlerin haklarının değil, PKK’nin bekasına memur edilmiş cenahsa, sözkonusu haberimiz üzerine şu satırları yazan habervaktim.com isimli siteyle omuz omuza yürüyorlar:

“BDP’yi hatta terör örgütü PKK’yı hoş gören yayınları ile bilinen Ahmet Altan ve yönetimindeki Taraf gazetesi, bölücülere göz açtırmayan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in kellesini istiyor... Bakan bu sözü ile gayrimüslimleri rahatsız etmiş!!!”

Birinin derdi faşizan zihniyetin bekası, diğerinki ise bu çağda hâlâ silahta ısrar eden PKK’nin geleceği.

Yok birbirinizden farkınız.


Darbeden post, Hürriyet’ten dost olmaz

Ufuk Uras geçtiğimiz günlerde Cihan Haber Ajansı’na verdiği mülakatta, 28 Şubat döneminde merkez medyadan bazı isimlerin, başında olduğu ve “Ne Refah-Yol Ne Hazırol” diyen ÖDP’ye gelerek sürece destek vermeleri yönünde telkinlerde bulunduğunu söyledi.

Ufuk Hoca mülakatında isim vermedi ama ben size söyleyeyim. Bu gazetecilerin başında Fatih Çekirge gelir. Sedat Ergin de o dönemde askerlerin devirmeye çalıştığı siyasal iktidara karşı yürüttükleri “muhalefetten” ötürü “soldan” tebriklerini esirgemeyen bir isimdi.

ÖDP’nin o yıllarda, 28 Şubat darbecileriyle organik bir bağı olduğunu söylemek elbette izansızlıktır.

Ancak, kimi zaman darbecilerin değirmenine su taşımaya kadar varan “solun” muhafazakâr iktidarın her icraatına karşı kökten muhalif olma hâli üzerinde durmak şart.

Örneğin ÖDP, yine o dönemlerde yasadışı dinlemelere karşı bir kampanya düzenlemişti. İzmir’deki bir mitingde konuşan Ufuk Uras da Hürriyet’in telefonlarını dinleten Meral Akşener için, “Siyasetin röntgencisi kocakulak Meral ve çeteler bizi hâlâ dinlemeye devam ediyorsa, şimdi solun zamanı, şimdi demokrasinin zamanı” demişti.

Ancak zamanla anlaşıldı ki Akşener’in “dinlettiği”, kendisine “kazığa oturtmak” gibi iğrenç bir üslupla hitap edebilen Batı Çalışma Grubu’nun faaliyetleriydi.

Dostlarımız muhalefeti siyasal iktidara çemkirmeye indirgemiş solun genişçe bir kesimi için ders niteliğindeki bu hatırlatmalarımızdan değil, daha dün dinleyicilerine bile terörist dediği bir müzik grubunun konserini şimdi “Yorum farkı” diye sayfa manşeti yapan Hürriyet’in sırtlarını tapışlamasından gocunmalılar.


[email protected]