• 29.03.2013 00:00
  • (4179)

 Eskiler, doğum öncesi sancıların sağlıklı bebeğin habercisi olduğunu söylerler.

Darbecilerin zihniyetleriyle birlikte büyük oranda tasfiye edildiği ve 30 yıldır akan kanın durması için umudunun yeşerdiği bugünlere bakıyorum.

Ve son on yıldır yaşadıklarımızın da hep birlikte kucağımıza alacağımız demokratik Türkiye’nin doğum sancıları olduğunu düşünüyorum.

Elbette henüz doğum gerçekleşmedi ama az kaldı.

Yine eskilerin dediği gibi bu bebeğin bahtını yapamazsak da tahtını yapmak elimizde.

Darbe rejimin tamamen tasfiyesi, ceza yasalarındaki faşizan unsurların ayıklanması ve nihayet sivil demokrat bir anayasa ile onun için elimizden geleni yapmış olacağız.

Bu umutlu ama sancılı süreçte aslan payı kuşkusuz ki, son dönemin çözüm iradesine sahip siyasi aktörlerine ait.

Ancak bu tesbit, hakkını teslim ettiklerimizin cüretine meşruiyet katan, bugün varılan düzlüğe dün ödedikleri bedellerle çıktıklarımızı unutursak hakikaten eksik kalır.

Hangi birini sayalım, Aliler, Bulutlar, Tütengiller, Ekinciler, İpekçiler, Anterler, Dinkler...

İşte onlardan birinin, Savcı Doğan Öz’ün katledişinin 35. yılıydı bu hafta.


Doğan Öz, bugün kuyruğundan yakaladığımız Ergenekon’un izini süren ilk isimdi.

Üstelik buna, arkasında şimdi olduğu gibi hükümetin siyasi iradesi olmadan kalkıştı. Devlet aygıtı karşısındaydı, meslek örgütleri ürkmüş sinmişti, paramiliter yapıların hedefindeydi.

Ta o karanlık günlerde, idam karşıtı kampanyaların öncüsü olmayı göze alacak kadar demokrat olan Öz, cüretinin bedelini, başkentin göbeğinde MHP’li tetikçilerin elinde can vererek ödedi.

Katilleri, Askerî Yargıtay vasıtasıyla kurtarıldıkları yetmiyormuş gibi, bir de makam, mevki sahibi yapıldı.

Ama her şeye rağmen Doğan Öz’ün cesareti, darbecilerle, derin yapılarla hesaplaşmanın, toplumsal barışını tesis etmenin eşiğindeki bugünün Türkiye’sinin ilk harçlarından oldu.


Doğan Öz’ün adı ağzınıza yakışmıyor

Ne var ki at izinin it izine karıştığı bugünlerde, demokratikleşmeye, sivilleşmeye ve barışa karşı olanlar, eski Türkiye özlemlerini diriltmek için Öz gibi sembol isimlerin meşruiyetine de göz dikti.

Ergenekoncuların, Balyozcuların gönüllü avukatı, Genç Sivillerin tabiriyle “Anlarsın ya baro” da geçtiğimiz günlerde bir Doğan Öz anması düzenledi.

Öz’ün katili kontrgerillanın bugünkü mirasçısı Ergenekon’un avukatı baro, bununla da yetinmedi. Öz’ün demokrasi vurgulu mücadelesine tek satır değinmeden, onun onurlu adını bugünkü sivilleşeme davalarının meşruiyetini sorgulamaya alet etti.

Arsızlıkta sınır yok. Öz adına düzenlenen anmada, kontrgerillanın devamı Ergenekon’un yargılandığı davanın sanığını konuşmacı yaptı.

Öz’ün ve diğer yitirdiklerimizin katili 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasına “hayır” diyen, “Ya Sevr ya sev” noktasına varmış partinin önde gelen bir ismine nutuklar attırdı.

Bereket, Öz’ü, Ergenekon’un kozmik odalarına giren hâkimlere, savcılara “Sonunuz Doğan öz gibi olur” tehdidini savuranların piar malzemesi yapma girişimlerine karşı sesini çıkartanlar da var.

    


Sezen Öz’den demokrasi dersi

Rahmetli Doğan Öz’ün kendisi gibi hukukçu olan eşi Sezen Öz, geçtiğimiz çarşamba Kanal A’dakiHangi Taraf programında misafirimdi.

Sezen Hanım’a sözkonusu anmayı sordum.

Aynen şunları söyledi:


“Bunu referandumda da yaptılar. Hayır, kampanyasına destek için. İkisinde de bana haber verilmedi. Baronun yönetiminin ne kadar siyasallaştığının farkındayım. İtirazım var. Çünkü yargının görevini yapmasını engelleyen kişiler bunlar. Bir hukukçu olarak hukuk anlayışım bu değil. Doğan’ı malzeme yapmamalarını istedim. Buna hakları yok. Ergenekon’un, kontrgerillanın katlettiği bir savcıyı tamamen karşı bir amaçla kullanmaktır, istismar etmektir bu.”

Bağlantılı olarak, Sezen Hanım’a bazı meslektaşlarımın son günlerde bir umutla sorduğu o meşhur soruyu da sordum elbette.


“Referandumdaki evet oyunuz için pişman mısınız?”

Tereddütsüz cevapladı:


“Hayır, hiç değilim. Pişman olmam mümkün de değil. Nitekim 15. Madde kaldırılmasa bu davalar da açılamayacaktı. Zamanaşımı da işlemeyecek artık. Çözüm süreci de başlamayacaktı. Bunlar büyük gelişmeler. O zaman evet oyu çoğunlukla çıkmasaydı hâlâ havanda su dövüyorduk. Yetmez’imizin de peşindeyiz. Yeni anaysa için talebimiz sürüyor.”

Ne yazık, statüko sevdalısı, Silivri muhibbi “hayırcı” cephenin ayak oyunları, yitirdiğimiz demokrasi kurbanlarının aileleri üzerinde kısmen etkili. Ama Sezen Öz gibi demokrasi mirasını layıkıyla sahiplenen isimler sayesinde enseyi karartmıyoruz.

İyi ki varsınız, iyi ki varlardı.


[email protected]