• 8.11.2014 00:00
  • (2790)

O gün üniversitedeki derste anlattığım konuyu yazı konusu yapayım diye niyet etmiştim. Ancak tevafuk olmalı, ertesi gün değerli tarihçi Mustafa Armağan’ın o konudaki yazısını gördüm (Zaman, 2 Kasım 2014). Yazı Thomas Jefferson’ın Kur’an’la ilişkisine dair yakın zamanlarda gündeme gelen bir tartışmayı güzelce özetliyor. Ancak Armağan’ın yazısında bazı maddi hatalar var. Şöyle demiş:

 

Keith Ellisonadlı bir siyasetçi Katolik iken Müslüman oluyor, derken ABD Kongresi’ne Minnesota temsilcisi ve ilk Müslüman üye seçiliyor. Malum, ABD kanunlarına göre temsilciler göreve başlarken yemin etmek zorunda (bizdeki gibi ‘ant içerek’ değil). Gelin görün ki, Ellison ‘İncil üzerine değil, Kur’an üzerine yemin etmek istiyorum’ diye tutturunca devletlûlar şaşırıyor ama kestirip de atmıyor, nihayet çözümü ‘kitapsız yemin’de buluyorlar! Yani İncil yoksa Kur’an da yok! Böylece ABD Kongresi tarihinde ilk ‘kitapsız’ yemin töreni yaşanıyor. Fakat Keith Ellison yemin töreninden sonra da işin peşini bırakmıyor ve halka açık bir törende Kur’an üzerine yemin etmekte ısrar ediyor. Bunun üzerine 4 Ekim 2007’de Beyaz Saray Sözcüsü Nancy Pelosi’nin katıldığı ve medyanın da büyük ilgi gösterdiği törende Ellison bir Kur’an-ı Kerim üzerine elini kaldırarak (tabii temsilî mahiyette ve gergin değil, gayet keyifli bir ortamda) yeminini edip rahatlıyor.

 

Detroit’te öğrenciyken Müslüman olan Keith Ellison, yıllar sonra 2007’de seçim bölgesi Minnesota’dan Kongre’nin Temsilciler Meclisi’ne giriyor ve böylece Kongre’ye seçilen ilk Müslüman üye olarak tarihe geçiyor. Ancak mecburi olan yemin töreni Armağan’ın zannettiği gibi İncil veya Kur’an üzerine yemin etmek ile gerçekleşmiyor. Yani resmî yemin töreninde herhangi bir kutsal kitap kullanılmıyor. Yemin için muayyen bir dine tebaiyet aranması zaten anayasaya aykırı. Ancak isteyen kongre üyeleri ayrıca gayrıresmi olarakkendi mukaddes kitaplarına el basarak yemin edebiliyorlar. Bu sembolik yemin daha ziyadehatıra fotoğrafı çektirmek amacıyla yapılıyor. Dolayısıyla Ellison’ın Kur’an üzerine yemin etmek istiyorum diye tutturması sözkonusu olmadığı gibi “ABD Kongresi tarihinde ilk ‘kitapsız’ yemin töreni yaşanıyor” tesbiti de vakıayı yansıtmıyor.

 

Ellison, hatıra fotoğrafı için sembolik yemin töreni yapacağı zaman bunu Kur’an’a el basarak yapacağını açıklamıştı. Cumhuriyetçi yorumcu ve siyasetçiler ise “hayır, olamaz” diye “tutturmuş”tu. İşte bu tartışma ve baskılar karşısında Ellison, zekice bir hamle ile Library of Congress’in özel koleksiyonunda yer alan ve Thomas Jefferson’un şahsi kütüphanesindeki Kur’an tercümesini kendi kişisel yemin töreni için ödünç aldı. Bu vesileyle geniş kitleler de sadece uzmanların bildiği bir sırrı öğrenmiş oldu: Jefferson Kur’an(meali)okumuş ve bundan etkilenmişti (George Sale tarafından hazırlanan bu açıklamalı meal İngilizceye yapılmış ilk ilmi tercüme olarak biliniyor). Sadece Jefferson değil, Amerika’nın kurucuları olarak bilinen pek çok isim esasen tevhid ehli insanlar idi. Mesela, Benjamin Franklin gibi Jefferson da Müslüman İseviler tabirine yakın bir konumdaydı. Jefferson şöyle diyordu: “Hıristiyanlıktaki tahrifata elbette karşıyım; ama İsa’nın sahih hükümlerine değil. Ben bir Hıristiyan’ım. Onun [Hz. İsa]herkesin olmasını arzu ettiği anlamda... [Hz. İsa’nın]insan olmak dışında bir iddiada bulunmadığına inanan bir Hıristiyan’ım.” Bu Amerikan pişdarları arasında tabii ki deist olanlar da vardı. Fakat Jefferson gibiler Hz. İsa’nın uluhiyetini kabul etmedikleri gibi, kilisenin tahakkümüne karşı aklı ve vicdan hürriyetinisavunuyor ve bir Allah’a inanıyorlardı.

 

Armağan yazısını şöyle bitirmiş: “Biz tarihimizi kötülemekle uğraşırken, Batı kendi tarihini nasıl ilmik ilmik dokuyor ve bilinmeyen neleri ortaya çıkarıyor. Utanalım.” Evet, isabetli bir tesbit. Ancak bizim sorunumuz düne kadar kendi tarihimizi kötülemek olabilirdi. Bugün Armağan gibi popüler etkisi olan tarihçiler sayesinde bu değişiyor. Önümüzdeki daha ciddi tehlike kendi tarihimizi yapar ve yazarken içine girdiğimiz hamaset kofluğudur: sanki bütün iyilikler bizde bütün kötülükler de bizim dışımızdakilerdeymiş gibi davranıyor ve başkalarını kötülemeyi hâlâ meziyet sanıyoruz.

 

[email protected]

Twitter: @mucahitbilici