• 15.03.2015 00:00
  • (3035)

 İçten içe bir büyük çözülme yaşanıyor. Değerleryerine çıkarların belirleyici olduğu bir ticarileşmeyaşıyoruz. Garip bir şekilde bu aynı zamanda dindarların modernleşme ve uluslaşmasının da bir alameti. Daha önce ideoloji için birarada olan ve ütopik veya değil bir dava için kendini belli prensiplere kilitleyen insanlar vardı. O bünyeler çoğu kez pragmatik olamayacak kadar ilkelerine bağlı, günümüz için fazlasıyla romantik bünyelerdi. En enfüsî olanından en afakî olanına, hattâ sağcısından solcusuna kadar da bu böyleydi. Mağdur ve muhalif olmanın getirdiği bir sınanmamış ihlâsa sahiptiler. O bünyelerde benlik, bir davaya teslim olduğu için bireyler kolektif bir dava havuzunda eriyordu. Dava ise ideolojik olduğu için yanılma şansına sahip değildi. Çünkü, mağlup da olsan galip sayılacağın bir hakkın yanında olma inancı, rasyonel tercihi ve kâr- zarar hesabını süflî bir dünyevîlik kılıyordu.

Sonra ideoloji ve dava etrafında oluşmuş romantik bünyeler menfaat yönetim ve dağıtımı sahası olan siyasetin kapsama alanına parti, dernek, cemaat olarak dâhil oldukça menfaatin tadını aldı. Lezzetliydi. Belediyeler seviyesinde hâlâ hükümran olan ilkeler, ulusal ölçeğe çıkıldıkça dar bir gömlek gibi çıkarılıp atılıverdi. İdeolojik katılıktan pragmatik esnekliğe yapılan bu geçiş, siyasetin ve demokratik kültürün bir gereği olarak ve haklı olarak alkışlandı. Çünkü ideolojinin bir kısmı demokratik olarak taşınamayacak katılıkta bir yüktü. Ancak, bir süre sonra ilkeler yerine menfaat belirleyici ve sürükleyici oldu.

Dine hizmet ile kendine hizmet, vatan sevdası ile şahsi zenginleşme iyice iç içe geçti ve üst üste geldi.Muhalefetteyken halisane bir ideal olan dava, muktedirlik makamında şahsi menfaat için elverişli bir perdeye döndü. Belediye seviyesinde tokada müstahak görülen insanlar, ulusal ölçekte biatkelimesini ikrah edilen bir kelime hâline getirmekte zorlanmadı. Menfaat türetme ve dağıtma kapasitesi artınca ve tarihsel olarak birikmiş bir özgürleşme ve ekonomik sıçramanın nimetleri “müsait” hâle gelince talan yaygınlaştı.

Menfaat- temelli hareket eski bünyeleri çözerek ticarileşmiş yeni benlikler üretti. Eriyen dava bünyelerinden kopan benlik hücreleri birey olarak yeni bir bedene, Müslüman ulus bedenine parti kanalıyla eklemlenmeye başladılar. Eskiden dava teknesinin sürüklenişi ile kendini iktidar konumlarında bulan idealist nahiflikteki insanların yerini, hesap makinelerine devre yaktıracak kurnazlıktaki politik tilkiler aldı. Ticarilik bir bulaşıcı hastalık gibi yayıldı. İnsan parçaları ekonomizmin gerektirdiği benliklenme sürecine girerek bireyleştiler. Şahsi çıkarın, ulusal veya partisel çıkar içinde takip ve temin edildiği yeni bir iklimde, idealler ve din de bir araç seviyesine düştü.

Mahrumiyete alışmış kitleler de yeni hürriyet ortamının şoförlerine fazlasıyla açık çek verdiler.Kemalizme bir misilleme olma seviyesine düşmekten rahatsız olmadılar. Bir kısım İslamcılığın radikal bir ideolojiden popülist bir mukaddesatçılığa evrilmesi ve eskiden sağ- milliyetçi söylemin zihinleri hamasetle okşayan dilini sahiplenmesi de bu dönüşümün önemli bir merhalesidir.

İşte dindar kimliğin politik bir güç ve menfaat dağıtım merkezi hâline gelmesi ile birlikte daha önce görülmemiş bir haysiyet heyelanı yaşandı. Ne çok vatansever ve İslam mücahidi varmış da birden ortaya çıktılar. Medyada her dönemin insanı olabilen kullanışlı kalemler; kendine uyduruk bir Bilmemne Derneği başkanlığı icad ederek algıda biçicilik yapanlar; gittiği dinî sohbeti bile cv’leştirerek siyaset kredisi biriktirmeye çalışan makam iştahlılar; takım elbise ve kravatın bir yanına bir de mendil sokuşturup zengin, profesyonel vesair havasıyla imaj taatini televizyonda beş vakit yerine getirenler; büyük fotoğrafı gör, derin damarı yakala, geliyorlar yine gelecekler efsaneleriyle avamın cehalet ve merak damarını gıdıklayıp analist kesilenler ve daha bilmem neler…

Bir zamanların İslamcıları ile her zamanın menfaatçilerini buluşturan bir büyük çözülme ile bireyselleşiyor dindar benliği. Belki de yaşadığımız asıl devrim, kurnazlığın bu kadar keskinleşmesiyahut menfaat için omurga erimesinin bu kadar çok normalleşmesidir. Ya dava buharlaştı, ya insanlar hamurlaştı. Allah, İslam, Osmanlı diyerek ticaret yapıyor yeni bir sınıf esnaf. Evet, bir millet uyanıyor! İdeoloji yerine menfaat filtresinden geçerek pazara dâhil oluyor evlad-ı vatan. Öyle görünüyor ki ideoloji perdesi inceldikçe menfaat çıplaklaşacak. Ve belki de kral dâhil herkes çıplak kalacak.

[email protected]

Twitter: @mucahitbilici