• 10.08.2018 00:00
  • (4600)

 Eski Türk etosuna atıfla dolaşımda olan bir deyim var: At, avrat, silah. Yerleşik hayata geçince atın yerini başka şeyler aldı. Avrat da dindar-muhafazakar edebe mugayir bir yabanilikten arınıp mesture bir ehliliğe bürünmüştü: Anne, bacı, hanım. Bürünmüştü diyorum, çünkü artık beyt ehli olmaktan fazla bir rol biçilmeyen dindar kadının kimi halleri hayret verir olmaya başladı. Son günlerde başörtülü hanımların seçim sonuçları ve benzeri vesilelerle havaya silah sıkan görüntüleri insanlarda bir tutarsızlık duygusu ve perhizsiz lahana turşusu cinsinden ekşimsi bir tat bıraktı. Ben de bu yazıyı havaya silah sıkan başörtülü hanım olayının garip olduğunu ama tesadüfi olmadığını anlatmak için yazıyorum.

Bayrak ve silah kimdeyse muktedir odur. Bayrak genellikle dövme kabiliyeti olanlar ile çok zayıf olduğu için dövülmemek için bir ümit o nesneye tutunanların elinde karşımıza çıkar. Silah ise istisnaları dışında her zaman için muktedirlerin elinde bulunur. Silahın toplumda muktedirlik dağılımında tekabül ettiği kesim doğal olarak organize kesimlerdi. Öteden beri Kemalist elitlerin silahı askeri bürokrasi formunda resmilik kazanmışken, bir kısım kudretlinin silahı da organize (ama bu sefer organize işler çerçevesinde) milliyetçilerin elinde kendini hissettirirdi. Sırasıyla devlet ve mafya diyebiliriz bunlara.

Bayrağa, milliyetçiliğe kuşkuyla bakan İslamcılar ve sokağa, nümayişe sıcak bakmayan dindarlar devlet ellerine geçince birden vatansever ve bayrakperest kesildiler. Tekrar hatırlayalım: Bayrak kimdeyse malı götüren odur.

Din adına kadını icad edilmiş ve ziyadesiyle mazbut bir gelenek ve ahlakın içinde mahpus tutmakta fazilet arayan dindarlık bugün zafer sarhoşluğu için başörtülü kadına her türlü maçoluğu caiz görüyor. Sebep? Bize ait olmadıkça başkasındaki helal bile mekruh; bize ait olduktan sonra ikrah edilesi şeyler bile helal. Vallahi helal olsun. Dinin nefsin elinde nasıl da bir oyuncak olduğunun başka bir zaviyeden resmidir. Yine de bu, işin tutarsızlık ve mütesettir bencillik tarafı. İşin bir de siyaset felsefesi tarafı var.

Havaya silah sıkmak suretiyle şehir magandalığına başörtülü kadının yolunu düşüren sır nedir? Neden o mübarek hanımlar, mu’mine bacılar hem israf, hem terör, hem de insanların hayatını tehlikeye atan bir kabalığa kayıyorlar?
Başörtülü olup havaya kurşun sıkan kadınların ellerindeki silah egemen olduklarının kendilerince tecrübe edilmesi ve terör ile etrafa ilan edilmesi anlamına geliyor. Silah kimdeyse devletin sahibi odur.
[OT Dergi, Agustos 2018]