Suriye meselesi çözülmediği müddetçe bölgenin güvenlik bulmayacağı aşikardır. Yani ABD, Rusya, Türkiye, İran, Suudi Arabistan vb. dahil ilgili ülkelerin dış politikada huzur bulamayacağı da bellidir. İnsanlıktan ayrıca bahse gerek var mı? Bu ülkenin sahipsiz topraklarında daha kaç çocuk ölürse insanlık hatırlanacak kim bilir?

İdlib’deki son katliam Esad rejiminin ilk vahşeti değildir. İlk olmadığı gibi bugüne kadar izlediği politikanın referansı sayılabilecek kimyasal saldırı zincirinin yeni halkasıdır.

***

Hatırlayalım… Esad ilk kez Ağustos 2013’te Doğu Guta’da kimyasal silah kullandığında herkes nefesini tutmuş ABD’ye bakmıştı. Çünkü, kimyasal kullanımı Obama yönetimi için müdahale gerekçesi olacak bir kırmızı çizgiydi. Bunu açıkça ilan da etmişlerdi.

Bilindiği gibi ABD o vahşeti görmezden geldi ve bu Suriye sahasında başlangıçta hesaplanmayan bütün seçeneklerin tatbikatına yol açtı. Esad bunu yürüdüğü yolda bir yeşil ışık olarak anladı. Rusya devreye girdi ve ardından İran bütün askeri ağırlığını koydu. Türkiye’nin de o güne kadar iyi-kötü ABD ile paralel gitmekte olan Suriye politikasının yürümeyeceği anlaşıldı.

Sonrasında olanları biliyoruz. Rusya, Esad için güvenli bölgeler oluşturmaya başladı. İran kendi nüfuz bölgelerini geliştirdi. IŞİD’e karşı mücadele konseptini kullanan PYD/YPG Kuzey Suriye’de yine bütün tahminlerin ötesinde alan kapatmayı başardı. Ilımlı muhalefet can çekişmeye devam etti ve mesela ÖSO, son Fırat Kalkanı operasyonuna rağmen güçlenemedi.

Bütün bunlar olurken Esad yönetimi katliamlara devam etti. Rusya da kimsenin kural tanımadığı dünyada pervasızca sivilleri öldürdü. Halep tam anlamıyla Putin’in mezbahasına dönüştü. Bugün İdlib katliamında Esad’la birlikte suçlandığı gibi Halep’te de suçlanmış ama malum hiç umursamamıştı.

Son olarak yeni ABD yönetiminin Esad’lı çözüme evrilen Suriye politikasının Şam’daki diktatöre açtığı yeni alanı da ekleyelim. “Gerçekçi olalım Esad’lı çözüme odaklanmalıyız” mealinde iki açıklama birden yaptılar. İdlib katliamı, Washington’dan gelen mesajların ardından yaşandı.

Dünyada Esad kadar Beyaz Saray’ı yakından takip edip, ciddiye alan bir lider bulunmuyor. Obama sözünden dönünce hemen yeni katliama başlıyor. Trump politika değişikliği sinyali verince de zaman kaybetmeden çocukların üzerine sarin gazı boşaltıyor. 

Bu ülkede yaşanan trajedi ve katliamları anlatmak mümkün değildir. İdlib’in masum çocukları tarihin kara sayfaları arasına karışacak ve yeni bir katliama kadar unutulup gidecektir. Çünkü dünya bugün sadece adaletsizliğe değil kuralsızlığa da alışmıştır.

***

Herkes biliyor ki zamanında atılamayan adımlar Suriye’de artık makul bir çözümü imkansız hale getirmiştir. Gerçekçi olalım, Trump yönetiminin sorunu çözme perspektifi de mecali de yok gibidir. Kaldı ki denklemin içinde bulunan en önemli ülkelerden birisi olarak Türkiye’nin dikkati PYD meselesinde sabit kalmışken bütüncül çözüm için nereden başlanacağı bile başlı başına büyük bir meseledir. Birleşmiş Milletler, kınamayı bile imkansız kılan veto mekanizması nedeniyle tamamen tıkanmış durumdadır.

Putin ve Esad, demokratik dünyanın içinde bulunduğu çıkmazı görüyor ve bundan istifade etmeye devam ediyor. Bir gün masa kurulduğunda ellerinde ne kadar çok toprak ve azaltılmış nüfus olursa o kadar avantaj sahibi olacaklarını bilerek ilerliyorlar.

Suriye’de çözüm için değilse bile işlerin yatışması ve gerçek bir ateşkes için ABD’nin sahada Rusya’yı dengeleyecek hacimde güç koyması gerekiyor. Ne var ki daha en baştan buna hiç niyeti olmadığını açıklayan ABD Başkanı’ndan güç kullanımını beklemek gerçekçi görünmüyor. Bu olmadığı müddetçe müttefiklerin ve en başta Türkiye’nin askeri gücünün verimliliği kaçınılmaz olarak düşük kalacaktır.

  • Abone ol