Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti’ye dönüşü ve hafta sonundaki kongre ile yeniden genel başkanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte tam anlamıyla yeni bir döneme adım atmış bulunuyoruz. Cumhurbaşkanı, bir siyasetçinin yapabilmesi imkansız görünen işleri art arda başararak, inandığı şeyi sistem haline getirmeyi başardı. Elbette, Erdoğan’a bu yolu açan 15 yıla yakın bir süredir kazandığı kredi ve halk desteği ile birlikte çeşitli boyutta yaşanan vesayet ve darbe girişimlerinin üstesinden gelebilme başarısı oldu.

Artık direksiyonda tek başına oturmaktadır. Yeni dönemin karakteri de yetki ve mesuliyetin tek kişide toplanmasıdır. Bu işleyiş resmen ilk seçimden sonra devreye girecek ama neticede o ilk seçime kadar önümüzde uzun bir süre vardır. Dolayısıyla, iktidar AK Parti’de bulunduğundan ve genel başkan da Erdoğan olduğu için bu kuralın fiilen uygulanmasının önünde “siyasi” bir engel yoktur.  Nitekim Erdoğan’ın sözleri de, partisinin önüne koyduğu hedefler de bu yeni durumu açıkça göstermektedir.

***

Yeni bir döneme adım atıyoruz. Bu başlangıç nedeniyle toplum kesimlerinin beklentilerinin yeniden tanımlanması ve ifade edilmesi de tabiidir. Buna bağlı olarak AK Parti’de, kabinede veya bürokraside yapılacak her türlü değişiklik dikkatle izlenmeye değerdir. Öyle de yapılıyor. Herkes elinde kağıt kalem MKYK listesi üzerinde yorumlar yapıyor, adet olduğu üzere ‘bakan-toto’ oynuyor ve sonrası için de tahminlerde bulunuyor. Ne var ki bunun biraz eski dönem alışkanlığı olduğunu anlamak gerekir. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı sıfatıyla parti genel başkanı olması bu standardı değiştirmiştir. Kurulların ağrılık ve rolünün büyük kısmı, referandumda kabul edilen anayasa değişikliği ile birlikte bizatihi Cumhurbaşkanlığı’nın uhdesine geçmiştir. Yetki ve sorumluluk bunu gerektirmektedir.

Dolayısıyla ne parti kurulları, ne bakanlar kurulu, ne de bürokrasideki değişim şimdi artık birinci derecede önemli değildir. Bu heyetlerdeki değişim ve genel siyasi karakter düne kadar taşıdığı önemi taşımayacaktır. Yeni dönemin özelliği dolayısıyla, asıl önemli olan Cumhurbaşkanı’nın vizyon ve perspektifidir. Erdoğan’ın başkanlık sistemini nasıl yorumlayacağı, hızlı ve seri karar mekanizmalarının nasıl oluşturacağına bakılmalıdır.

Cumhurbaşkanı yeni dönemin imkan ve problemlerini gayet tabii ki çok iyi biliyor. Nitekim kongre konuşmasında partisine hedef olarak bunu da söyledi. “Artık, iktidar olmak için yüzde 49.5 da yetmez. Yüzde 50 artı biri bulmak gerekiyor” dedi. Bu hedef tabiatı gereği toplumun tamamına hitap etmeyi, yine Erdoğan’ın dediği gibi “kimsenin kendini öteki hissetmemesi” prensibini beraberinde getiriyor.

***

Erdoğan ne yapacak? Nasıl bir Türkiye tasarlayacak? Nasıl yapacak?

Bundan sonrasının anahtarı bu soruların cevabında gizlidir. Kadrolar, kurullar, ekipler önemlidir ama her durumda ikincil derecede bir önem taşımaktadırlar. Çünkü artık başkanlık sistemine geçmiş bulunuyoruz. Yeni sistemle birlikte Cumhurbaşkanı’nın ülkenin önüne koyacağı hedef ve standartlara bakmak gerekir.

Sorunun ilk cevabı yine Erdoğan’ın kongre konuşmasında işaretini verdiği  ve yakında açıklayacağı “6 aylık kalkınma ve demokratik standartları yükseltme paketi”nde olabilir.

  • Abone ol