15 Temmuz darbe girişiminin birinci yılına yaklaşıyoruz. Birçok acılı ve travmatik olaya şahit olduk ve hala da sızısı devam ediyor. Sadece, darbe girişimi sonrasında siyasal ve sosyal gelişmeler, o gece yaşananların şiddetini ve derinliğini anlatmaya yeter. Bir yanıyla büyük bir şok, bir yanıyla da sokağın göğsünü siper ettiği unutulması mümkün olmayan bir hatıra olarak tarihe geçecektir. Böylesi bir vak’ayı pek az toplum yaşamıştır ve Türkiye çektiği acıya rağmen gurur duyacağı bir kahramanlıkla darbe teşebbüsünü ve arkasındaki FETÖ gücünü mağlup etmeyi başarmıştır.

Şimdi yargılama süreçlerindeyiz… İnce eleyip sık dokunması gereken bütün işlerde olduğu gibi meselenin mahkeme safahatı daha zordur. Hem darbecinin cezasını kesmek, hem de bu işle alakası olmayanları ayıklamak gerekiyor çünkü… Nitekim, mahkeme salonlarından dışarıya yansıyan itiraflar ve itirazlar da bu zorluğu ortaya koyuyor.

***

Bütün bunlar olurken; yani biz içeride FETÖ’yü yargılarken bile neticede karşı karşıya bulunduğumuz büyük problemin sadece bir kısmıyla uğraşmış oluyoruz. Baştan beri her fırsatta tekrarladığımız dünyadaki FETÖ gerçeği orada duruyor. Başta ABD olmak üzere 100’ü aşkın ülkede organize olmuş bir örgütün en önemli ayağı Türkiye’dir. Ancak, bütün gücü Türkiye’den ibaret değildir. Dahası, medyaya yansıyan sinyaller ve zaten FETÖ’nün onyıllardır bilinen tabiatı gereği dünyada daha da güçlendikleri anlaşılıyor. Bu gerçek, sorunumuzun büyüklüğünü bir kez daha ortaya koyuyor. FETÖ içeride geriletilse hatta çökertilse bile, dışarıdaki gücü asla ihmal edilmeyecek bir tehlike arzetmeye devam ediyor. Neticede bütün hazırlıkları ve faaliyetleri Türkiye ile hesaplaşma hedefini içeriyor… 

Uluslararası alanda mücadele zordur. İkaz etmek, baskı yapmak ve buradaki tehlikeyi göstermek çoğu kez yeterli olmaz. Birçok ülke sizin derdinizi sizin gibi anlamak ve gereğini yapmak durumunda değildir. Görünen o ki, öyle de gelişiyor. Bazen darbe girişimini yeterince anlatamamaktan, bazen de anlatsak bile muhataplardan anlayış görememekten dolayı sonuç almak kolay olmuyor.

Genel manzara şöyle…

Çok umutlandığımız Trump yönetimi de ABD’nin tavrında bir değişikliğe gitmedi. Yani, FETÖ’nün merkezinde lehimize bir ilerleme yoktur. Avrupa’da da hakeza öyle. Neredeyse suçüstü sayılacak Yunanistan’a ilticaların iadesinden sonuç alınamadı. Dahası, Avrupa ülkelerinin hiçbirisinden de jest olarak dahi bir iade gerçekleştirilemedi. Bu gidişat can sıkıcıdır. Müttefikler, Türkiye’ye karşı hiç hak etmediği bir anlayışsızlık gösteriyor. FETÖ ile ilişkisi bariz bazı isimler var ki bunların iadesi kolaylıkla yapılabilmeliydi.

***

Kaldı ki mesele sadece iade de değildir. Bizatihi FETÖ ile bağlantılı kurumların, okulların, derneklerin vb. yasaklanması gerekirken mücadele ve beklenti seviyesi iltica noktasına takılıp kalmış bulunuyor. Kilidi kurmamız gerekiyor. Bunun yolu da herşeye rağmen daha yakın ilişki kurmak ve yorulmadan ısrarla, uluslararası hukuk dilini takip etmektir. Haksızlığa uğradığımızı düşünsek de kızsak da isyan etsek de unutmayalım ki mesele sadece bizim meselemizdir. ABD’den Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya yaşayan yaralı bir örgütün geriletilmesi ve etkisizleştirilmesi öncelikli olarak bizim derdimizdir. Kimseye ne haliniz varsa görün diyemeyeceğimiz gibi, bu muhataplarımız üzerinde etkili de olmamaktadır.

Bir yandan mahkeme süreci devam ederken, FETÖ’ye karşı herkesin anladığı dilden yeni bir uluslararası mücadele konsepti geliştirmenin zamanıdır. 15 Temmuz mücadelesi de o zaman tamamlanmış olacaktır.

  • Abone ol