Rusya’nın pek becerikli başkanı Putin bir günde, birbirleriyle kanlı bıçaklı üç ülkeyi birden ziyaret ederek diplomaside sadece çıkarların geçerli olduğu dersini uygulamalı olarak dünyaya gösterdi. Sabah Şam’da Esad’la oturup Suriye’de savaş sonrasının tanzimatını konuştu. Öğlen Kahire’de Sisi ile görüşüp iki ülke arasındaki nükleer santral anlaşması için el sıkıştı. Akşam da bize uğrayıp; hem Suriye hem de bizim nükleer santral işlerini birden hal yoluna koymaya çalıştı.

Bu arada… Bizimle görüşmeden önce mutlaka bir Esad turu yapmayı da alışkanlık haline getirdi ama kim yadırgayabilir? Dünya siyaseti gücü olanlar ve işini yürütmesini bilenler için böyle… Varsın İslam dünyası Kudüs meselesiyle saç baş yoluyor olsun, kime ne? Hazır, bu dünya ile ABD arasındaki mesafe bir adım daha açılmışken fırsat da bu fırsat zaten…

Uzatmayalım. Günün sonunda bölgede en çok kazanan Rusya oldu. Yanında İran ve Esad…  Eğer Kuzey Suriye’de hem ABD’nin hem de Rusya’nın himayesine mazhar olan PYD/YPG olmasaydı Türkiye kazanamadı ama hiç olmazsa kaybetmedi diyebilirdik. Mevcut tabloda, çok uzun yıllar baş ağrıtacak bu meseleyle başbaşa kalıyoruz demektir. Çünkü, Suriye’de savaş sonu temizliği yapılırken PYD’nin tasfiyesi değil bilakis yeni dönemdeki rolü de perçinleniyor. İşler yoluna girmişken, bu ülkeden hayal ettiğinden çok daha fazlasını alan Putin’in de Türkiye’nin derdiyle dertlenmesi için bir sebep yok. Üstelik, ABD’nin dertlenmediği bir durumda…

***

Hem Rusya, hem de ABD sınırı olmayan bu ülkede yeni statükoyu yeterli görebilirler. Sayısı neredeyse belirsiz üsleriyle uzun vadeli stratejik avantaj kazanmış olmayı tatminkar bulabilirler. Nitekim, bugün içinde bulundukları psikoloji de bunu göstermektedir. IŞİD temizlendi, muhalefet etkisizleştirildi, paylaşım halledildi.

Bu noktada Türkiye’nin elinde hâlâ, dahil olmadığı bir çözümün işlemeyeceği kozu vardır. ABD ve Rusya portföyünü zenginleştirirken Türkiye’nin kayıplarla final yapması kabul edilemez. Bugün yarın ortalık sakin görünür ama sonrasında Türkiye, bölgede geleneksel güvenlik riskleri giderek artan bir sarmala mahkum olur. O zaman da ABD gibi eski müttefik veya Rusya gibi geçici müttefiklerin nasıl lafla peynir gemisi yürüttüklerini geçmiş tecrübelerimizden biliyoruz.

AB ile ilişkilerden ABD ile bir dizi sorunlu konuya kadar, Kudüs adımından ilişkilerimizin bir sebeple koptuğu ülkelere kadar masamızda birikmiş çok sayıda sorun vardır. Suriye dosyası hala bunların başında gelmektedir.

Soğukkanlılığı kaybetmeden meseleleri sıraya koymanın ve sabırla çözüm aramanın zamanıdır. Sabır gerekir çünkü Türkiye karşı karşıya bulunduğu ve acilen çözüme ihtiyaç duyduğu bütün problemlerde artık yalnızdır. Çünkü, Ankara’nın çıkarlarıyla, dosyalara dahil olan başkentlerin çıkarları başka istikameti gösteriyor. Gerçekçi olalım: ne Putin’in gelip gitmeleri ne de Trump’ın telefonları bu gerçeği değiştirmiyor.

Kazanmasak da bazen kaybetmemek de önemlidir. Olan oldu ama en azından bu hedefi kaybetmeyelim…

17-12/11/9200678798_814fc1d921_b.jpg

İBRAHİM ÇAĞLAR'A VEDA

Ölüm, insanları en soğuk yüzüyle ve en beklenmedik suretle buluyor. Her gelişinde yaşadığımız anın ve aslında dünyanın değersizliğini hatırlatıyor. İbrahim Çağlar’ın vefatı, işte böyle beklenmedik ve hepimizi keder içinde bırakan bir kayıp oldu. Çalışkan bir başkanı, gayretli bir işadamını ve sempatik bir dostu uğurluyoruz. Erken vedası, ülke için de biz dostları için de büyük bir kayıp oldu.

Güler yüzü ve parıldayan enerjisi akla geldikçe, acımız daha da katlanacak. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

  • Abone ol