Sadece Erdoğan-Trump görüşmesinin ortaya çıkardığı görüş ayrılığı gösteriyor ki Türkiye’nin başta Afrin olmak üzere Suriye’de planladığı derinlik yaratma harekatı sabır ve soğukkanlılık gerektiren bir süreç olacaktır.

Özetleyecek olursak ABD, Afrin harekatının tam karşısında değil ama yapılanlara sempatiyle bakma noktasında bulunmuyor. Silah desteği konusunda belki frene basacaklar ama YPG ile sahada işbirliğinden vazgeçmek noktasında kesinlikle değiller. Öte yandan, mesajları farklı ancak muhtemelen Rusya da aynı pozisyonu koruyor ve Türkiye’nin Suriye’de derinleşmesi arzu etmedikleri bir gelişmedir.

***

Hem ABD’nin hem Rusya’nın sahici tutumlarını ölçmek için TSK’nın tam kuşatma haline geçtiği zamanı beklememiz gerekecek. Yani, YPG’ye şehirde ağır kayıplar verdirme zamanını… Washington ve Moskova’nın gerçek tavrını görmek için harekatın bu aşamasını görmemiz gerekecek. YPG’nin ne kadar ve nereye kadar gerilemesine razı olacaklarını o zaman anlayabileceğiz.

Şimdilik iki taraf da Türkiye’ye itidal tavsiyesiyle birlikte sınırlı bir operasyon beklentisini koruyor. Ancak, beklentiler ne olursa olsun Türkiye için okun yaydan çıktığı kesindir. Daha şimdiden hedefe Mümbiç’in de konmuş olması Ankara için Afrin’de atılacak adımların bir tavsiye konusu olmaktan çıktığını göstermektedir.

Şimdiye kadar olup bitenleri özetleyelim ki sürecin neden geri dönüşsüz olduğu anlaşılabilsin…

1-) Türkiye, 40 yıldır açık ve ağır bir PKK terörü problemi yaşamaktadır. Böyle bir ülkenin sınırında bu kez yarı devlet haline gelmiş bir yapılanmaya rıza göstermesi düşünülemez. “Yolun bir yerinde yani daha baştan önleyici tedbirler alınabilir ve süreç bu noktaya gelmezdi” tezi belki haklıdır ama bu saatten sonra tartışılması anlamsızdır.

2-) Afrin harekatı dünyaya iyi anlatılmış bir plandır. Özellikle Avrupa ülkeleri -ki birçoğuyla derin krizler yaşamaktayız- harekatı olumlu bulmakta ve haklı görmektedir. Mevcut şartlarda bu büyük bir kazanımdır.

3-) İyi anlatılmış olmasına bağlı olarak harekata reaksiyon minimum düzeydedir. Birçok başkent başını yana çevirmiş ve Türkiye’nin terör ve terör riskine karşı mücadelesini sesli ya da sessiz şekilde onaylamıştır. 

4-) Bunların yanısıra sahadaki operasyonlar da yolunda gitmektedir. TSK, bu tür hamlelerin tabiatı gereği bir süre ilan etmemiştir ama takvime uygun ilerleme kaydedildiği anlaşılıyor.

5-) Tek ve hiç şüphesiz en önemli sıkıntı, sahada aktif durumda olan ABD ve Rusya’nın öngörülemeyen tavırlarıdır.

***

Bu şartlar altında Türkiye’nin diplomatik mesaiye ağırlık vermesi ve en baştan koyduğu siviller ile teröristi ayıran tutuma özen göstermeye devam etmesi en isabetli yol olacaktır. Zaman ilerledikçe bu hassas dengenin daha fazla denetleneceği dikkate alınırsa Ankara’nın daha fazla mesai harcaması gerekecektir. Sabırlı, sakin ve ittifak sisteminin aleyhine gelişmelere yol açacak ve koz vermeyecek bir hareket tarzı önem arzetmektedir.

Afrin daha zor bir bölge ama tıpkı Fırat Kalkanı’nda olduğu gibi haklı başlayıp haklı ilerlemek ve haklı bitirmek burada daha da önemlidir. Bu temin edildiği takdirde diğer risk bölgeleri için de hamle imkanı elde edilecektir.

  • Abone ol