Afrin harekatının en başından itibaren Ankara’nın uluslararası alanda ve iç kamuoyunda sağladığı desteğin olabilecek en yüksek seviyede olduğu görünüyor. Bu çapta ve böylesine sıkıntılı bir hamlede dünya başkentlerinin önemli bir kısmının desteğini ya da sessiz onayını almak önemlidir. Büyük tartışmalar ve YPG konusundaki görüş ayrılıklarına rağmen ABD’de özel olarak Afrin harekatına karşı bir tutum sergilemekten kaçınmaktadır. Beraberinde, her siyasi kesimden toplumun desteği de harekata güç vermektedir. Bu hususları olumlu birer kazanım olarak kaydetmek gerekiyor.

Bu desteğin temel nedeni hiç şüphesiz Türkiye’nin PKK terörü karşısındaki haklı pozisyonudur. Hiçbir egemen ülke sınırının yanında bu büyüklükte bir tehdide karşı kayıtsız kalamaz, kayıtsız kalmaya da zorlanamaz.

***

Türkiye’nin yolu Afrin’in YPG’den arındırılmasında açıktır. Sonraki adımları da bu harekatın başarısı ve kalitesi belirleyecektir. Şu ana kadar ustalıkla yönetilen uluslararası desteğin bundan sonra devamını temin için de hassasiyet gerekiyor. Çünkü, bilindiği gibi bu tür operasyonlar zaman isteyen ve sabır gerektiren meşakkatli süreçlerdir. Her aşaması sadece askeri açıdan değil siyasi ve diplomatik açıdan da dikkat gerektirir.

Bir demokraside, devletlerin halkının güvenliği için silahlı çözüme müracaat etme hakkı olduğu gibi, toplumun da tartışma ve konuşma hakkı vardır. Türkiye’yi farklı ve değerli kılan da budur. Afrin harekâtında ise, devletin kararına saygı gösteren ve destekleyen büyük bir çoğunluk vardır. Yakın tarihteki hiçbir operasyonda bu çapta bir destek olmamıştır.

***

Sürecin bir parçası da harekata ilişkin tartışmalara alan açmaktır. Türkiye, her türlü tartışmayı, açıktan hakaret ve düşmanlık içermeyen her türlü fikri kaldıracak olgunlukta güçlü bir ülkedir. Bir başka ifadeyle Türkiye’yi bölge ülkelerinden ayıran temel unsur fikirlerin açıkça ifade edilebilmesi ve tartışılabilmesidir. Savaş ortamları tahammülü azaltabilir, fikir farklıklarına tahammülü zorlaştırabilir; bu tabiidir. İnsanlar cephede hayatları pahasına mücadele ederken, güven içinde konuşmak empati eksikliği duygusu yaratabilir. Dolayısıyla, şimdilerde olduğu gibi bazı sözler, bazı öneriler, bazı fikirler hepimiz için sarsıcı olabilir.

Bize ağır gelen fikirlere kulaklarımızı kapatabiliriz, duymazdan gelebiliriz. Ancak, bu yolu genişletip hepsini aynı kefeye koymak, makul ve işimize yarayacak fikirlerin ortaya çıkmasına da mani olur. Fikir bir yelpazedir; siyah veya beyaz değildir. Gri de değildir. Yüzlerce tonu vardır. İhaneti ve düşmanlığı yok edecek tek silah da fikir özgürlüğüdür. Şartlar ne olursa olsun bunu koruyalım… Fikir ve öneri zenginliği bazen kafa karıştırabilir ama unutmayalım en iyi sonuca varmak için bildiklerimizin dışında düşüncelere de ihtiyacımız vardır.

***

Nitekim başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün sorumlu 
kişiler bir yandan harekatın başarısı için motivasyon sağlamaya çalışırken bir yandan da her fırsatta mesela Kürtlerin duygularını yönetme çabası göstermeleri bundandır. Harekât konusunda herkesin aynı duyguları taşıması elbette mümkün olamaz ama 
herkesin en azından gerekçelerine ve haklılığına ikna olması bir amaçtır. Cumhurbaşkanı bunu sağlamaya çalışıyor… Bunu temin edecek en önemli sermaye de insanların görüşleriyle bu sürece dahil olabilmeleridir. Konuşmak mümkün oldukça başlangıçta temin edilen iç ve dış destek korunacak ve artacaktır.

  • Abone ol