İçerisinde bulunduğumuz atmosfer ne kadar güvenlik odaklı gerilimlerle kuşatılmış olursa olsun sonuçta daha fazla demokrasiyi gerektiriyor. Türkiye içinse bugün demokrasi tam anlamıyla çoğulculuk, temel hak ve özgürlükler ve ifade hürriyetinin genişlemesi anlamına geliyor. Klasik prensiplerin sisteme aşılanması ve sadece sokağın değil, kamunun da sivilleşmesi zarureti vardır. Bir demokrasiyi var eden bütün çoğulcu faktörlerin yasal teminat altına alınması, aşınan noktaların onarılması; zaten çok görüşlü olan toplumun buna mümasil şekilde çok sesli de olmasının temini gerekiyor.

***

Elbette Türkiye’nin başta Suriye kaynaklı terör olmak üzere, dış politikadan ekonomiye kadar bir dizi problemi var. İçeride FETÖ kalkışmasının devam etmekte olan etkileri; yani devletin paralel risklerden arındırılması gibi ciddi problemleri de bulunuyor. Bir yandan Avrupa Birliği ile bitkisel hayata girmiş ve yaşama zorlukları çeken ilişkiler öte yandan NATO’ya ve ABD’yi defterden silmenin eşiğine gelen gerilimler gelip gidiyor. Ve elbette Başkanlık Sistemi’nin yapıtaşlarının oluşma sürecindeyiz ve nasıl bir silüetin çıkacağı konusunda merak ve endişeler malumdur.

Ağır ve stresli bir mesainin tam ortasında bulunduğumuza şüphe yoktur.

Unutmayalım ki dünyada birçok ülke -belki bu çapta değil ama- sistemlerini etkileyen sorunlar yaşıyor. Yönetim krizinin büyüklüğü hesaba katılırsa ABD bile bunlar arasında sayılabilir. Ya da aylardır hükümet kuramayan Almanya… Yine de “demokrasi” ülkeleri liginde mesaisi Türkiye kadar ağır bir ülke görünmüyor. Bununla birlikte, sorunlarla mücadele ederken sivil alanda negatif tesirlerin yaşandığı gerçeği de bize ait bir özellik olmaya devam ediyor. En başta da OHAL kurallarının devam etmesi nedeniyle… Seçim aylarına girilmeden, olağanüstü halden çıkılması yeni dönemin kalitesi için iyi bir işaret olacaktır.

Öte yandan, seçim yasasındaki yeni düzenlemelerin bir kısmı da demokratik prensipler açısından çelişkiyi ifade ediyor. İttifaka izin verilmesi, siyasi partilere birlikte hareket imkanı sağlanması doğaldır ancak bununla ilgisi olmayan ve kamuoyunda da tartışma konusu olan bazı konuların gözden geçirilmesi isabetli olacaktır. Genel olarak seçmende güven duygusu uyandıran seçim sistemimizin itibarını koruması en önemli demokratik kazanımımız ve başarımızdır, bunu akıldan çıkarmayalım.

***

Türkiye’nin temel veya aktüel meseleleri ne kadar ağır olursa olsun bunların üstesinden gelmenin en güvenli zemininin demokrasi olduğunu tecrübeyle biliyoruz. Demokrasi her derde deva değil ama işlerin hukukla, çoğulcu bir zihinle sevk ve idare edilmesi; yöntemin ruhunda bu prensiplerin bulunması kesinlikle tek çaredir.

Savaşta veya barışta, gerilimde veya suhulette ifade özgürlüğünden feragat edilemez. Bilakis, ülkenin irili ufaklı bütün meselelerinde her kafadan farklı bir ses çıkması, her kafadan aynı sesin çıkmasından çok daha faydalıdır. Aradığımız ortak duygu ancak meselelerin farklı yönlerine işaret edilmesiyle temin edilebilir. Herkesin elini taşın altına koyması da sadece bu yolla mümkün olabilir. Görüşleri, fikirleri ve önerileri nedeniyle kimsenin dışlanmadığı, bilakis dikkate alındığı bir düzene doğru yürüdükçe bütün büyük meselelerin çözümü de kolaylaşacaktır.

  • Abone ol