Uluslararası güç oyunları sahası zor, çetrefilli olmak bir yana, başta sabır olmak üzere akıl ve istihbarat dahil birçok meziyeti birden gerektiren üst düzey bir sahnedir. Bu yönüyle karmaşık ama gerçekte de gücünü üst düzeye çıkaran ülkeler için sanılandan daha düz ve net bir yarıştır. Gerekeni yaparsanız ve gücünüzü akıllıca kullanırsanız komplolar işe yaramaz veya herkesin size karşı olduğu gibi gerekçeler anlamını yitirir. Çünkü, bu sahada zaten herkes herkese karşıdır ve bütün ülkeler kendi oyunlarını oynamaktadır.

Nitekim Afrin’e yapılan sınır ötesi operasyon bunu göstermiştir. ABD, Rusya ve bazı Avrupa ülkeleri bu harekata farklı derecede karşıydılar. Kimi tamamına karşıydı, kimi kapsamına itiraz ediyordu. Kimi de sessiz kalmakla birlikte arka planda her türlü engeli çıkarmaktaydı. Buna rağmen Türkiye, planladığını sahaya yansıttı ve YPG direnemeden Afrin kasabasını terketmek zorunda kaldı. Sonuçta akıl almaz komplo teorilerinin gerçekle bağı olmadığı bir kez daha görüldü. Zira, karşı çıkan ülkelerin hiçbirisi Türkiye’nin girişimine karşı sahada bir önlem almadıkları gibi şimdi de atılan bu adım Suriye dosyasında bir veri olarak kabul edilmektedir. Dış politikada ülkelerin çıkarları ve güç dengelerinin son sözü söylediği bir kez daha görüldü.

***

Diplomasinin arkasına askeri güç koymak ve bu yolda mesafe almak uluslararası güç savaşlarında kullanılan yollardan birisidir. Belki ilk tercih değildir ama gerektiği zaman kullanılmak üzere hazır tutulmalıdır.

Türkiye Afrin’de bunun başarılı bir örneğini ortaya koydu. Şimdiden sonra diplomasisinin kalitesi ve pazarlık gücü de orantılı olarak artacaktır. Anlaşılan o ki bazı ülkeler ya bu kadar kısa sürede sonuç alınamayacağını ya da YPG’nin çekilerek TSK’ya kesin bir üstünlük imkanı tanımayacağını varsayıyordu. Tutmayan bu tahminler şaşırtıcı hamlelere yol açıyor. Nitekim Fransa’nın, harekatın hemen ardından Türkiye ile arasında arabuluculuk gibi gerçeğin çok uzağında bir öneriyle ortaya çıkması buna işaret etmektedir.

Elbette arabuluculuk önermeyecek kadar sahayı iyi biliyorlar ama şaşırtıcı bir tavır ABD’den de gelebilir. Muhtemelen, Türkiye’nin Afrin’den uzun bir süre çıkamayacağı varsayımına dayalı olarak Menbiç konusunda görüşmeleri kabul eden Washington yönetimi şimdi bu dosyada çözümden yana tavır geliştirmekte zorlanabilir. Sahadaki kesin üstünlüğe ilaveten Ankara’ya bir de masada üstünlük kazandırmaktan kaçınabilir. Ki, Türkiye’nin bunu da hesaba katmamış olması düşünülemez.

***

Sonuçta Türkiye’nin hedefi Afrin’den ibaret değil ve sınır boyunca Afrin’in coğrafyasıyla kıyaslanamayacak büyüklükte bir alanda fiilen oluşmuş bulunan otonom PYD devletinin tehdit olmaktan çıkarılması gibi zor bir hedef hala ortada durmaktadır. ABD ile işler yolunda gitse ve Menbiç bile YPG’den arındırılsa durum değiştirmemektedir. YPG’nin silahlı unsurları Fırat’ın doğusu boyunca aynı potansiyel tehdidi sürdürmeye devam edecektir.

Genel tablonun ortaya çıkardığı risk ve buna bağlı Ankara’yı bekleyen mesai Afrin’de elde edilen askeri imkanın diplomaside akılcı ve soğukkanlı şekilde kullanılmasının önemini ortaya koyuyor. Diplomasinin arkasına silahlı gücü koyduktan sonra şimdi de bu gücün çarpan etkisini devrişme süreci başlamıştır.

  • Abone ol