Her seçimin tarihi önemde olduğu iddiası bazen itiraz götürebilir ama Türkiye gibi yapılanmasını tamamlamamış, ekonomik, siyasal ve sosyal problemleri devam etmekte olan bir ülkede seçimler her zaman “tarihi” önem taşır. Bu gerçek, art arda devam ediyor olsa bile AK Parti iktidarları için de geçerlidir. Nitekim parlamenter sistemde yola çıkan iktidar partisi bugün ülkeyi yeni bir eşiğe getirmeyi başarmıştır. Dolayısıyla geride bıraktığımız 1 Kasım seçimleri de tarihi önem taşıyordu ve tabiatıyla 16 Nisan refarandumu da...

Tablo böyle olunca 24 Haziran seçimleri gayet tabii ki tarihi öneme sahiptir. Cumhurbaşkanı Erdoğan dün 24 Haziran’ı işaret ederek “Tam bir kırılma noktasındayız” dedi. Esasen bu yaklaşım da tarihi önemin bir başka ifadesidir. Her satırında ve her taşında bizatihi Erdoğan’ın emeği olan yeni sistemin ilk sahnesi yaşanacak ve gayet tabi iki bu evvela parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçerek keskin bir kırılmanın gerçekleştiği an olacak.

***

Bir başka açıdan bakıldığında kırılmayla birlikte seçimin ardından yeniden yapılanma dönemi başlıyor. Uyum yasaları henüz tamamlanmadığı için yeni sistemin yasal çerçevesi konusunda hala bazı belirsizlikler olsa da en nihayet anayasa hükümleri büyük resmi oraya koyuyor. Erdoğan erken seçim kararını açıklarken ülkenin içinde bulunduğu sorunları genel hatlarıyla işaret etmiş ve bunların halli için de sandığın kaçınılmaz olduğunu söylemişti. Şimdi, anayasal yetkilerin nasıl yorumlanacağı nasıl tatbik edileceği ve bütün bu yorum ve tatbikatın ülkenin önünde bulunan bir dizi sorunun üstesinden gelmek için nasıl icra edileceği yeniden yapılanmanın gücünü belirleyecektir.

Yani hedefe en yakın isim görünen Erdoğan’ın tarzı, tavrı, siyasal perspektifi sadece başkanlık sisteminin nasıl bir model olacağını belirlemekte kalmayacak, bu modelin sorun çözme kaabiliyetini de ortaya koyacak.

Bu noktada, adayların ve partilerin seçim sürecinde proje ve vizyonda yarışmaları şarttır. Üstelik, başkanlık sistemi tabiatı gereği liderlerin kişisel beceri ve cesaretlerini de birer vaat olarak ortaya koyma imkanı sunduğu için ülkenin geleceği için daha parlak fikirler beklemek hakkımızdır.

***

Başta ülkenin beka sorunundan kurtulması olmak üzere, sosyal, siyasal farklılıkların demokratik uyum içinde yaşama modeli ve ekonomik risklerin önlenmesi gibi temel ünitelerde en iyi fikirler bu süreçte ortaya çıkacaktır. Daha doğrusu çıkmalıdır… Madem iktidarı ve muhalefetiyle herkes temel sorunların varlığında fikir birliği içinde o zaman 24 Haziran sahnesi de ülkenin bütün siyasal birikimimin en iyi ürünlerinin sergilendiği bir performans dönemi olmalıdır.

Bununla birlikte, seçimlerin tabiatı gereği yaşanabilecek fikir çatışması gerginliğini aşmayan bir dil ve üslubun en azından çözüm önerilerinin kalitesi kadar önemli olduğunu belirtelim. Kimse ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu şeyin biraz sukünet ve seviyeli fikir olduğunu inkar edemez…

Nitelikli bir siyasal seviyenin yakalanıp yakalanamayacağı 24 Haziran sonrasının en önemli işareti olacaktır. İşte o zaman seçim, öncekilerden ayrılır ve tam anlamıyla “tarihi” önem kazanır...

  • Abone ol