Yeni dönemde, ülkeyi geniş yetkilere sahip cumhurbaşkanı serbestçe belirleyeceği bir kabineyle yönetecek. Bir kabinesi olmakla birlikte karar alma yetkisi bizzat cumhurbaşkanında olacak. Bu nedenle 24 Haziran’dan itibaren bütün hükümleri uygulanacak anayasada bugüne kader bildiğimiz ‘bakanlar kurulu kararı’ ibaresi de yer almıyor. Önümüzdeki sandık tam anlamıyla güçlü bir başkanın seçimi içindir. 16 Nisan referandumuyla açılan yolun ilk sahnesine çıkıyoruz.

Dolayısıyla Türkiye’nin irili ufaklı bütün meselelerinin çözümü veya hal yoluna koyulması esasen cumhurbaşkanının becerisi ve vizyonuna bağlı olacaktır.

***

Henüz bütün adayların nasıl bir çözüm paketi veya nasıl bir yol haritası önerdikleri tam olarak bilinmiyor. Sadece, Cumhurbaşkanı Erdoğan hem uzun süredir ülkeyi yönetmekten dolayı hem de geçen hafta manifestosunu açıkladığı için bu bahiste fikir sahibi olunduğu söylenebilir. Erdoğan’ın meselelere yaklaşımı konusunda seçmen de kamuoyu da malumat sahibidir. Bununla birlikte Erdoğan’ın, özellikle 15 Temmuz sonrası devletin karşı karşıya kaldığı FETÖ ve devamında PKK vb. tehditlerinin demokrasi ve hukuk sistemi üzerinde yarattığı kaçınılmaz tahribatın giderilmesi sorununu tespit ettiğini biliyoruz. Konuşmalarında dile getirdiği “daha fazla demokrasi” kavramının içeriği merak konusudur. Hem AK Parti’nin hem de diğer parti ve adayların seçim beyannamelerinde merakımızı gidereceğiz.

Türkiye’nin çözüm bekleyen ve beyannamelere girmesi gereken meseleleri nedir?

Demokratik hayat, temel hak ve özgürlükler, FETÖ ve her türlü benzeri yapılanmalarla mücadele yaklaşımı, Kürt meselesi, Alevi problemi, her yaşta eğitimde yaşanan kalitesizliğinin giderilmesi, gelişen yeni teknoloji sektörlerinde dünyayla rekabet eksikliği ve elbette ekonomide son dönemde yaşanan ve yakın gelecek için risk barındıran unsurların çözümü için öneriler…

Bu konuların herhangi biri bir diğerinden daha önemsiz değildir. Sadece genel kavramlarla tanımladığımız demokrasi, hukuk, dış politika, ekonomi gibi alanlarda değil, yakın gelecekte rekabette dezavantaj yaşayacağımız bütün sektörler dahil olmak üzere her alanda vizyon ve önerilere ihtiyaç vardır.

***

Tekrarlayalım… Çünkü yeni dönemde bütün kararları cumhurbaşkanı verecektir. Dolayısıyla liderlerin topluma vizyonlarını ayrıntılarıyla anlatmaları gerekir. Hangi konulara öncelik verdikleri ve bunları hangi yöntemlerle yapacaklarını da…

Sonuçta aradığımız şey, ülkede gerilimi azaltacak ve gelecek için umutları canlı tutacak bir perspektiftir. Siyasi görüşü, aidiyeti, dini ve etnik kimliği ne olursa olsun herkesin kamuda ve özel hayatta eşit erişime sahip olduğu bir zemin olmadan da bu hedefe ulaşılamaz. Toplumun farklı kesimlerindeki kaygıların giderilmesi ve bütün farklılıklarıyla insanların kendilerini iyi hissetmelerinin sağlanması şarttır.

Türkiye birçok alanda büyük mesafeler kat etti ama hâlâ çözüm bekleyen ve çözümleri ertelendikçe içinden çıkılamaz hale gelecek birçok meselesi vardır. Ertelenemez, gözardı edilemez, sümenaltına atılamaz…

Madem Cumhurbaşkanlığı sistemi hızlı ve kolay karar almak için bir fırsat sunuyor o zaman adayların birbirleriyle ‘bu alandaki’ rekabeti kızıştırmaları ülkenin hayrına olacaktır.

  • Abone ol