Saadet Partisi’nin, 24 Haziran seçimlerinde CHP ile ortak bir strateji izlemesi eleştirisi konusu oluyor. Elbette iki partinin bazı listelerde ortak hareket etmesi sıradan bir karar değil ve siyasi olarak kritik edilmeye değer. Ne var ki bugün garip karşılanan ve eleştiri konusu olan birçok siyasi hamleye önümüzdeki yıllarda hazır olmalıyız. Zira başkanlık sistemi bunun gibi ittifakları zorlayacaktır. Daha açık söyleyelim, yeni sistemde hedefe ulaşabilmek; bazen sıradışı, bazen sıradan ama her durumda koalisyonlarla mümkün olabilecektir.

Nitekim, AK Parti gibi girdiği her seçimden zaferle çıkan, art arda seçim kazanan ve bütün rakiplerine açık ara fark atması normal hale gelen bir parti bile MHP ile ittifak yapmak zorunda kalmıştır. Üstelik seçime tek başına girecek olsa Meclis’te daha avantajlı bir konum kazanacağı belliyken… İki parti sadece ittifak yapmadı aynı zamanda geniş ve politik olarak da neredeyse sınırsız bir ittifak ilan etti. Bu yönüyle Saadet Partisi ile CHP’nin liste ile sınırlı ittifakıyla kıyaslanamaz bile…

***

Bu manzarada AK Parti’nin de Saadet Partisi’nin de ilkesel olarak eleştirilmesi kaçınılmazdır. Ne var ki bu eleştiri ancak eskiden kalma alışkanlıkları temsil eder çünkü bugün artık başkanlık sistemi vardır…

Olumlu tarafından bakılacak olursa yeni sistemim uzlaşmaya, işbirliğine zorlayan bir karakteri vardır. Birbirinin anti tezi olan iki parti; AK Parti ile MHP aynı blokta hareket edebiliyor. Düşünün, AK Parti iktidarları döneminde MHP en ağır muhalefeti yapmış ve bütün seçim beyannamelerinde ve propagandalarında iktidar partisine atıfla “Türkiye, tarihinin en karanlık günlerinden geçiyor” cümlesini tekrarlamıştı. Aynı şekilde AK Parti de MHP’ye şimdi hatırlatılması bile manidar sayılacak cevaplar vermişti. 17/25 Aralık girişimindeki pozisyonları hiç hatırlatmayalım…

Demek ki başkanlık sistemi, geleneği sarsıyor ve siyasi duruşları yeni baştan şekillendiriyor. AK Parti’nin zıddı olan MHP ile ittifak yapması da, Saadet’in tam zıddı olan CHP ile ittifakı da siyaset normalleri haline geliyor.

Yeni dönemin koalisyon tabiatına alışmakta fayda vardır. Biraz temkinli olmak da gerekir. Zira, bugün farklı ittifaklarda saf tutan partilerin yarın yer değiştirip birlikte yeni blok oluşturması da güçlü ihtimaldir.

Listeler ne söylüyor

Milletvekili listeleri güçlü, iddialı ve yüksek seviyeli siyasi profile sahip bir parlamento vaat etmiyor. Partilerin az da olsa şöhret sahibi ve siyaset öncesi kariyere sahip bazı isimlere yer verdiği görülüyor ama toplamda “gümbür gümbür” denilecek listeler olduğu söylenemez. Belki yeni sisteminin tabiatı bunu zorladı. Siyasi kariyer düşünen isimler için artık milletvekilliği önemini yitirdi. Belki de biz beklentiyi yüksek tutuyoruz ve zaten eskiden beri profil böyleydi…

Herkesin kendisini bakan adayı olarak görmesi mümkün olduğu için bazı parlak isimler Meclis’i düşünmemiş olabilir.

Meclis, yetkisi az da olsa çok da olsa sistemin kalbidir. Demokrasinin varlığının ve kalitesinin göstergesidir. Dolayısıyla, meclis çatısı altında gelişecek fikirler, atılacak adımlar ve en önemlisi de siyaset becerisi ülkenin kaderini doğrudan ilgilendirmektedir. Sadece siyaset yapabilmek, yani siyasi vizyon ortaya koymak bile ülke için büyük bir kazanımdır. Seçilecek vekillerin böyle bir sorumluluk ve imkana sahip olduklarını hatırlatalım.

  • Abone ol