Sonuçlar doğal olarak bazı partilerin ve tabanlarının canını sıksa da seçim ve sandık her zaman toparlayıcı bir güçtür. Aylar, yıllar süren tartışmalar, fikir ayrılıkları, politik çatışmalar vesaire seçimle sükun bulur. Millet iradesi biriken gerilimi ve bardaktan taşan fazlalıkları toparlar. Demokrasinin onarıcı gücü de buradan gelir. Başka rejimlerden farkı da buradadır. Bu yüzdendir ki sandığa saygı göstermek bu sistemin yazılı olmayan kuralıdır.

Bununla birlikte, sandık tartışmaların ateşini alırken kaybedenlerin veya azınlıkta kalanların yahut da son seçimde olduğu gibi kazanmış olsa da ittifak içinde farklı aritmetik güçte olanların; hasılı bütün kesimlerin haklarının bir başkası lehine kaybı demek değildir. İşlerin sevk ve idaresinin ve de icranın kazanana verilmesi, kaybedenin sistem ve siyaset üzerindeki eleştiri hakkını ortadan kaldırmaz. Dahası, muhalefetin ve temsil ettiği kesimlerin hakkını hukukunu geriletmez. Çünkü demokratik siyaset her hacimde muhalefetin sistem üzerindeki denetim gücünün teminatıdır.

***

Şimdi, 24 Haziran seçimleri sonrası hazırlık dönemindeyiz. Neden hazırlık dönemi? Eski sistem olsa en fazla bakanlar kurulunu merak ediyor olacaktır ama bugün kabineden çok daha fazlasını, bütünüyle devletin yeni iskeletinin nasıl şekilleneceğini anlayacağız. Güçlü ve yüksek yetki sahibi Cumhurbaşkanı’na bağlı kurulların, kurumların ve bakanlıkların fonksiyonları, aralarındaki ilişkiler ve imtiyaz dağılımı bekliyoruz. Ama bu beklenti, kimin hangi koltuğa sahip olacağından öte devlet- vatandaş/ devlet- siyaset ilişkilerinin sınırını meraktandır. 

Bunun muazzam ve heyecan verici bir karar olduğunu görmek, anlamak lazımdır. Yeni bir devlet yapısı kuruluyor ve bu yeni yapı Cumhuriyet’in bugüne kadar çözemediği meselelerin halli iddiasını taşıyor. Aktüel tabirle Türkiye’nin 2023 hedefleri başta olmak üzere, en büyük 10 ekonomi içine girmek gibi yüksek hedeflerin sistemine geçiliyor. Parlamenter sistemin yapamadığını ve bu gidişle yapamayacağını üstlenen bir iddianın sistemi diyebiliriz. Evet, parlamenter sistem yılları bir kıyas kriteri olacak ama başkanlık sisteminin iddiası gereği daha sabırsız bir gelişme beklenecektir. Bir başka ifadeyle de parlamenter sistemdeki en iyi sonuçları alan iktidar olarak AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi kariyeriyle yarışacaktır. Bunun güçlü bir motivasyon olduğunu da kayda geçirmek gerekiyor.

Böyle olduğu içindir ki ülkenin her türlü ekonomik, sosyal ve diplomatik gelişiminin temel dinamiğinin iyi işleyen bir demokrasi ve hukuk sistemi olduğunu tekrar tekrar hatırlatmakta fayda vardır. Ülkeyi büyüten demokrasi olmuştu; şimdi bu yeni rekabette yine büyütecek olan demokrasi olacaktır. Yeni sistemin ruhundan asla eksiltilemeyecek olan sermaye de budur.

***

Daha özgür bir konuşma ortamı her zaman gereklidir. Ülkenin yüksek hedeflere yürümesi için daha fazla elin taşın altına girmesi zarureti vardır. Bunun yolu da icra gücü sahiplerinin mümkün olan en çok sayıda farklı sesi, eleştiriyi, kritiği duymasından geçmektedir.

Eleştiri veya ifade serbestliği yoluyla milli meselelere katılım sadece işlerin kalitesini yükseltmekte kalmaz, aynı zamanda daha fazla muhalifin ortak iyinin parçası olmasını sağlar.

  • Abone ol