Baştan söylemek gerekiyor, yeni kabineyi bugüne kadar alıştığımız kriterlerle değerlendirmek doğru değildir. En başta siyasi değerlendirme kriteri zayıflamıştır. Beraberinde, bakanlıkların icraat kapasiteleri artık Cumhurbaşkanlığı ofisleriyle paylaşılacağı için yetki ve sorumluluk kapasitesi de değişmiştir. En önemlisi de yeni sistemin tabiatı gereği yetkiler esasen Cumhurbaşkanı’nda olacağı için bakanların da yeni bir çalışma tarzı geliştirmeleri gerekecektir. Bakanlar önceden de fiilen başbakan adına icraat yapmaktaydı ama şimdi hem fiilen hem de resmen Cumhurbaşkanı’nın ayrılmaz parçası durumundalar. Zira, icra sorumluluğu tamamen Cumhurbaşkanı’na aittir.

***

Mesela, bakanların partiye karşı sorumlulukları bulunmamaktadır. Veya bildiğimiz alıştığımız “Bakanlar Kurulu” hükmi şahsiyetinin de bir parçası değiller. Çünkü Bakanlar Kurulu diye bir organ artık yoktur.

Bununla birlikte elbette kabine yeni sistemin de en önemli icraat ünitesi olmaya devam edecektir. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından isimlerin kalibresi, kapasitesi ve taşıdıkları bütün kimlikler önem arzetmektedir. Erdoğan’ın tercihlerine bakarak yeni dönemin sevk ve idaresine dair tahminlerde bulunmak mümkündür.

İlk görülen şudur. Cumhurbaşkanı, hem bakan tercihleri hem de art arda yayınladığı kararnamelerle taşıdığı sorumluluğun önündeki bütün pürüzleri kaldırma eğilimi göstermiştir.

1) Tamamen uyum içinde çalışacağı isimleri seçmiştir.
2) Yayınladığı kararnamelerle mevzuatta ortaya çıkabilecek sorunları kaynağından önlemiştir.

Önceki akşam bakanları açıklarken dile getirdiği, “Başarmak için hiçbir mazeretimiz kalmadı” sözü bu açıdan hem kendisini bağlayan hem de bakanlar dahil bütün ekiplere motivasyon veren bir cümledir.

Tek tek bakanların performansına ilişkin tahminde bulunmak için erken ama kamuoyunca veya sektörlerinde bilinen bazı isimleri not etmekte fayda vardır.

H H H

Dışişleri, İçişleri ve Adalet bakanlıklarına aynı isimler devam ettiği için ve yeniden tercih edilmelerinin geçmişteki performanslarını takdir anlamı taşıdığı için, bu üç ismi geçiyorum. Milletvekili olmalarına rağmen bakan atanmaları Cumhurbaşkanı katında önemlerini gösterir. Mevlüt Çavuşoğlu, Süleyman Soylu ve Abdülhamit Gül için şimdi söylenecek tek şey şimdi önlerinde kendi kariyerleriyle yarışmak gibi daha zor bir performans bulunduğudur. Bu isimlere Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı da eklemekte beis yoktur.

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca belki kamuoyunda fazla tanınmıyor ama sektörde uzun süredir tanınan bir isimdir. Sağlık alanında sorunları bilmekte ve çözüm önerilerine da sahip parlak bir uzmandır. Tespit ve önerileri bu sahada elle tutulur neticeler üretecektir. Erdoğan’ın sağlık politikalarına verdiği önem ortada olduğuna göre Koca’nın Cumhurbaşkanı’yla yanı dilden konuşan bir bakan olacağını söyleyebiliriz. 

Ziya Selçuk ismi üzerinde de daha ilk andan itibaren bir güven ve beklenti oluştu. AK Parti iktidarlarının eğitimle imtihanı pek başarılı geçmediği için ve Selçuk’un bu sahadaki kariyeri de takdir topladığı için iyimserlik normaldir. Eğitimde kalitenin uluslararası kriterlerle ölçülebilir seciyeye gelmesi kadar üniversitelere nitelikli öğrenciler göndermek yeni bakanın başarı ölçüsü olacaktır. Prof. Dr. Ziya Selçuk’un Milli Eğitim Bakanlığı için en ehil isimlerden birisi olduğunu düşünüyorum.

Aynı şekilde genç Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da sektörün içinden gelmesi ve enerjisiyle işinin ehli olduğuna şüphe bulunmayan biri isimdir. Fark yaratacaktır…

Kabinede kamuoyunun tanımadığı isimler bulunuyor ama biliyoruz ki Cumhurbaşkanı hepsini tanıyor. Ya beraber çalıştı ya da kariyerlerini yakından izledi. Dolayısıyla Erdoğan, atamaları yaparken avantajları ve aldığı sorumluluğu da çok iyi bilmektedir.

Yeni hükümet ve yeni sistem hayırlı olsun…

  • Abone ol