Siyasette her şeyin gerçekleşebilecek olması neticede bir ihtimal hesabıdır. Gayet tabii her şey olabilir ama bazılarının ihtimali yüksek bazılarının ise çok düşüktür. Mesela, AK Parti ile MHP’nin bir ittifakta buluşması ve bu yolla ülkede son iki yılda yaşanan değişimin gerçekleşmesi çok düşük bir ihtimaldi. Aralarında en çok mesafe olan iki parti oldukları da aşikardı. Ne var ki siyasette her şeyin mümkün olduğunu gösterdiler. O kadar ki 16 Nisan ve 24 Haziran sandıklarında neredeyse bir parti oldular. Unutmayalım, Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığını, AK Parti’den önce MHP açıkladı. AK Parti’nin rahatsız olduğu bazı siyasi hamleler ve demeçlere de bizzat MHP lideri ve sözcüleri cevap verecek kadar yakınlaştılar.

Bugüne gelelim ve akıllardaki soruyu soralım.

İki partinin yerel seçimde ittifak yapmayacak olmaları, MHP’nin AK Parti’ye desteğini çekeceği, yarı yolda bırakacağı veya kazık atacağı anlamına gelir mi? Hayır gelmez. Siyasette her şey olur ama olma ihtimali en düşük gelişme, iki parti arasında çatıdaki ittifakın sonlanmasıdır. Başka birçok şey olur ama Bahçeli, gözü gibi baktığı üzerine titrediği ve mimarı olduğu Başkanlık Sistemi’ni zaafa uğratacak bir adım atmaz. Cumhurbaşkanlığı koltuğunda Erdoğan oturmaktadır ama sistemi değiştiren, parlamenter sistemi bitiren ve kendi ifadesiyle ‘üçüncü evre’ye geçişi sağlayan Bahçeli’dir. Devlet beyin aklı yatmasaydı, istemeseydi ve öncülük etmeseydi bugün hâlâ eski sistem geçerli olacaktı.

***

Hal böyleyken ve sistem henüz emekleme aşamasındayken Bahçeli, AK Parti’ye ve Erdoğan’a zaman zaman kızacak ve köpürecek olsa da itirazını sistemi akamete uğratacak noktaya taşımayacaktır. Eserine halel gelmesine müsaade etmeyecektir.

Sanılanın aksine Bahçeli için kamu yönetiminde kadrolaşmak veya partililerine siyaset yoluyla imkanlar sağlamaktan daha önemli olan budur…

Siyaset üzerine hesap yapanların, tahminde bulunanların veya temenni taşıyanların Bahçeli’deki bu duyguyu ihmal etmemeleri iyi olur. MHP lideri için önemli olan yeni sistemin güçlenmesi, kökleşmesi ve geri dönüşsüz hale gelmesidir. Beraberinde, kuruluş aşamasındaki bu sisteme katabileceği kadar milliyetçilik dozu eklemek ve bir anlamda MHP’nin senelerdir mücadele ettiği liberal, İslamcı ve öte yandan sol unsurların payının düşürülmesini temin etmektir. Şimdiye kadar çok mevzi kazandığı için de mesela öğrenci andı tartışmasındaki kaybı çok önemli saymayacaktır. Mutlaka yeni bir meselede bunu telafi etme imkanı bulacaktır. Zira, belli oldu ki yeni sistemde bir kaybedip iki kazanmak pekala mümkündür.

MHP basit düşünerek en yüksek faydayı elde etmenin yolunu bulmuş görünüyor. Bahçeli, zaten imkansız olan büyük kitlelere ulaşmak hedefi yerine, bu kitleleri kazanmış bir lidere stratejik destek verip emniyetli bir yolda yürüyor. Hal böyleyken riski düşük kazancı yüksek bir siyasetten vazgeçmesini beklemek anlamlı değildir.

Yerel seçim işbirliğinden geri dönülmesini iki parti ve iki lider arasındaki büyük ittifakın bir stres testi olarak görmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Birbirlerinin kıymetini yeniden anlamalarını sağlayan bir testtir bu. Üstelik iki benzemez partinin iki yılı aşkın süredir son derece verimli ittifakıyla kıyaslanırsa son derece de düşük hasarlı neticelenmiştir.

  • Abone ol