Yerel seçimler için yarışın, gerilimin, ittifakların ve polemiklerin erkenden başlamış olması gösteriyor ki hemen hemen 24 Haziran gibi bir süreç yaşayacağız. Fazla hamasi, gergin ve yerelden çok genelin diliyle bir kampanya dönemi bekliyor ülkeyi… Bu durumda bir yerel seçimin konusu hiç olmayacak şeyler de konuşulacaktır; hatta sadece onlar mevzubahis olacaktır.

Oysa, yeni sistemde yerel yönetimler ‘seçilmiş’ olmak adına demokratik kültürün yaygınlaşması ve toplumun farklılıkları ve çeşitlilikleri hissetmesi açısından eskiye oranla daha fazla önem arzediyor. Merkezde seçimle gelen başkanın geniş yetkilerini yerelde dengeleyecek belediye başkanları denklemi fiili kuvvetler ayrılığı için bir model olabilir. Hâlâ da olabilir ama bunun tahakkuku için biraz iyimser olmak gerekiyor. Çünkü yerel seçim üzerindeki siyaset dili şimdiden yeterince ağırlaşmış durumda. Bu da merkez siyaset ile yerel arasındaki zaten tabiatı gereği olan bağlantıyı daha da genişletiyor. 

Keşke yerel seçimin üzerindeki siyaset gölgesi genel seçimde olduğu kadar yoğun olmasa…

Keşke toplumun yerel yönetim tercihleri genel siyaset kavramlarına mahkum olmasa…

Keşke yerel yönetimler zaten ayyuka çıkmış kötü şehirleşmeden trafiğe, kültürsüzlükten estetik zaaflarına kadar bir dizi problemin çözümü istikametinde bir yarış alanı olsa…

Keşke yerel yönetimlerin kampanyaları ve devamında tatbikatları merkezdeki sorunların çözümü için model olabilecek projelerin rekabet zemini olsa…

Çünkü…

***

Türkiye’nin demokrasi, birlikte yaşama ve hiç olmazsa gündelik hayat için ortak karar verebilme sermayesine tarif edilemez bir ihtiyacı vardır. Merkezdeki sert ve çatışmacı siyaset, ekonomik krizin ürettiği defans ve her fırsatta dile gelen dış güçler, bu potansiyeli tükettiği için yerelde esneklik daha da gerekli hale gelmiştir.

Dolayısıyla, siyasi partilerin yerel seçime, yerelin ötesinde yükledikleri anlamın bir sınırı olmalıdır. Evet, önce ittifak yapmayıp alkışlarla, sloganlarla yolları ayırdıktan sonra yeniden ittifaka dönebilirsiniz. Buna laf yok sadece iki haftanın ardından el sıkıştıktan sonra “bu bir beka seçimidir” demek doğru değildir. Zira yerel seçim bir beka seçimi değildir. Öte yandan yerel seçim, iktidarın elindeki bir belediyeyi almak adına tabanın ve toplumun tabiatını aykırı her türlü yöntemi kullanmayı siyaset sanma seçimi de değildir.

Türkiye, en kritik siyasi kararlarda bölünmeyeceği gibi yerel seçimlerde hiç bölünmeyecektir, kimse endişe etmesin.

O halde bırakın insanlar daha güzel şehirlerde yaşama yarışına oy versinler, daha ferah mekanlar, daha çok kültür ürünü ve hatta yaşadıkları yerle ilgili kararlarda daha fazla söz sahibi olacakları bir pratiği oylasınlar.

Esnekliğe, yerel yönetimlerin hizmet diliyle rekabetine ve hizmet yarışına muhalefetten çok iktidarın ihtiyacı vardır. Böyle bir atmosfer en çok iktidarın işine yarayacaktır.

Umarız adaylar sahaya çıktıkça hiç olmazsa zamanın ruhuna uygun bir üslup ve dil de ortaya çıkmaya başlar. Böylelikle genel seçimle yerel seçim arasında bir fark olduğunu anlarız…

  • Abone ol