Ülkeler, toplumlar tarihin bazı dönemlerinde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabilirler. Büyük sıkıntılar ve üstesinden gelinemez problemler yaşayabilirler. Özellikle büyük savaş dönemlerinde, yani kartların yeniden karıldığı dönemlerde riskler büyüyebilir. Yahut da büyük ekonomik krizlerde, beraberinde ülkenin kendi kendini yönetme kabiliyetinin de zayıfladığı anlarda yine endişe verici haller ortaya çıkabilir. En nihayet ülke içinde önü alınamaz çatışmalar ve sonuçsuz kalan paylaşım problemlerinden kaynaklan riskler yaşanabilir. Bu gibi haller beka meselesini yani kalıcılığı kaybetme ihtimalini konuşulur kılar.

Açıktır ki Türkiye bu risklerle karşı karşıya değildir. Ülkemizin bölünme, parçalanma ve en önemlisi de kendi kendisini yönetememe problemi bulunmamaktadır. Bilakis bu sahadaki kapasitesi büyüktür ve geçmişte askeri darbelerin ürettiği büyük risklerde bile kendisini idare etme ve bir arada kalma gücünü korumuştur. Ülke en zayıf olduğu zamanlarda bile akla gelebilecek en büyük tehlikelerin uzağında durmaya muvaffak olmuştur.

Bir devlet geleneğine sahip olmak, milletin devlete atfettiği büyük önem, zengin tarihi tecrübe ve bugün de nihayet Türkiye’nin dostları ve hatta düşmanları tarafından ihmal edilemez ve parçalanamaz önemdeki coğrafya değeri her zaman “bütünlük” için teminat olmuştur. Olacaktır da…

***

Türkiye’nin içeride ve dışarıda problemleri vardır ve her zaman olabilir. Daha güvenli, daha müreffeh ve daha huzurlu olmakla olmamak arasında hayati farklar bulunmaktadır. Bütün ülkelerin olduğu gibi bizim de bu yönde mücadele ve çaba halinde olmamız bir mecburiyettir. Devletler ve iktidarlar ekonomiden diplomasiye, teknolojiden güvenliğe, eğitim, kültür ve spora kadar her branşta paylarını ve güçlerini artırarak vatandaşlarını olabilecek en güvenli alana taşımakla sorumludur. Bu beka mücadelesi değil, gelişmişlik yarışında üst sıralara tırmanma ve küresel pastada pay büyütme mücadelesidir. Türkiye de tabiatı gereği hep bu yarışın içinde olmuştur.

Evet, bugünlerde ekonomide problemler vardır ve ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Bütün sıkıntılara rağmen beka sorunundan bahsetmek ülkeye haksızlıktır. Dış politikada sıkıntılı dosyaların sayısı fazladır ve bazılarının çözümü zaman alacaktır. Terörle mücadele de bir yandan devam etmektedir. Yani, en iyi dönemlerimizi yaşamıyoruz. Ancak geçmişte de ekonominin sıkıntılı olduğu zamanlar, dış politikada daha fazla dosyayla meşgul olduğumuz dönemler ve terörle mücadelede daha problemli mücadele süreçleri olmuştu. O dönemlerde de problemlere yaklaşımda farklı görüşler vardı ve bu görüşlerden birisi hep ülkenin beka sorunu ile karşı karşıya olduğunu iddia etmekteydi. Ne var ki böyle olmadı. Türkiye beka sorunu yaşamadığı gibi daha iyi seviyelere ulaşmayı başardı. Bizatihi mevcut iktidarın hikayesi de bu kuralı apaçık doğrulamaktadır.

Öte yandan, demokrasi, hukuk devleti, ifade özgürlüğü, serbest piyasa ekonomisi, dünyayla iyi ilişkiler ve en nihayet iç barış gözetildiği müddetçe Türkiye’nin aşılamaz bir meselesi olmayacaktır. Var ya da yok, güçlü ya da değil “dış güçler” de “karanlık mahfiller” de ülkenin bütünlüğü şöyle dursun, esasen gelişmesine bile mani olamazlar. Oyunu kuralına göre oynamak yeterli olacaktır.

  • Abone ol