Siyasal, sosyal ve ekonomik meseleleri konuşmak kolay olsa da analiz edebilmek, gerçeğe ulaşabilmek zordur. Gerçeğe ulaşmak, doğru olanı bulmak için çaba göstermek gerekirken, bir taraf adına konuşmak kolaydır ve cezbedicidir. Sıkışınca sloganlar da işe yarar en nihayet.

Öte yandan, sahici bilgiye ulaşmak bilimsellik, araştırma, emek ve elbette fikir hürriyetine hürmet ve farklı görüşlere saygı gerektirir. Hatta, o fikirlerden istifade edebilme kaabiliyeti ister. Hepsinden önemlisi, gerçeği aramak gerçeği kabul etmek ve gerçekle yüzleşmeyi zaruri kılar. Gerçeği tabulardan, geleneğin baskısından ve genel geçer ezberin karşısına koyabilmek sadece maharet değil cesaret de ister.

Gerçek ile yalan, fikir ile slogan ve analiz ile propaganda arasında meşakkat, prensip ve etik farkı vardır.

Bilimsellikten ve özgür düşünce geleneğinden mahrum toplumlarda bu yüzden meşakkat yerine kolay yollar tercih edilir. Başarmanın, huzurlu ve müreffeh olmanın, güven içinde yaşamanın, hak ve hukuktan emin olmanın; yahut da “büyük ülke” olmanın kuralları belliyken bu yola sapmayıp komploya müracaat etmek kolay gelir. Başarıya odaklanmak yerine başarısızlığın hikayesine pasajlar yazmanın şehveti galebe çalar.

Böyle olduğu için, herkes bize düşmandır…

Bütün dünya bizi çökertmek için gece gündüz plan yapmaktadır…

Aslında çok iyiyiz ama oyunlar, planlar bizi geri bırakmıştır…

İstesek neler yaparız ama birtakım mahfiller elimizi tutmaktadır…

Hep önümüze çıkan “birileri” vardır ve bütün işleri kötü gitmesi o birilerinin oyunudur.

Ekonomiyi krize sokan, dış politikada ayağımıza basan, eğitimde kaliteyi engelleyen, binaları yıkan, trafiği kilitleyen, fiyatları artıran, dövizi yükselten, kafaları karıştıran hep “birileri”dir. Hepsi “birileri”nin suçudur. 

Komplocu ve slogancı zihin, her vakaya aynı yaftayı yapıştırdığı için, gerçekte olabilecek engelleri, mücadeleyi ve rekabeti de ıskalar. Hayatın ve dünyanın acımasız bir mücadele sahnesi olduğunu ihmal ettiği için o sahnedeki sahici planlara da hazırlıksızdır. Hazırlığa ne gerek; zaten herkes bize karşı ve herşey karanlık bir oyunun parçası değil mi?

Bir konuşma, bir tartışma, bir analiz gelip “birileri”ne dayanmışsa anlayın ki orada artık gerçek fikirden ve bizatihi gerçeğin kendisinden bahsetmek imkansız hale gelmiştir. Kim olduğu belirsiz bir kaynağı işaret edip, herşeyi “birileri”ne mal eden anlayış gerçekle yüzleşmeyi reddediyor, gerçeği umursamıyor demektir.

Bugünün dünyasında çatışma, rekabet, mücadele vardır ama kiminle çatıştığınızı, kiminle mücadele ettiğinizi, kiminle rekabet ettiğinizi bilirsiniz. Onlar “birileri” değildir, adı sanı bellidir. Adını eşkalini ilan etmek yerine karanlığa kurşun atmak, rüzgara seslenmek inandırıcı değildir.

Daha fazla bilgiye, daha çok araştırmaya, daha fazla sese kulak vermeye ve en nihayet bütün seslere tahammüle ihtilacımız giderek artıyor. İşler yolunda giderken bile buna ihtiyaç vardı, bugün olduğu gibi işlerin tatsız seyrettiği zamanlarda daha fazla…

Zihinlerin, komplo ve sloganın işgalinden kurtulup ne kadar ağır ve acı da olsa hakikatle tanışması sadece gerekli değil, kaçınılmaz ve mukadderdir.

  • Abone ol