Neredeyse seçimle ilgisiz bir günümüz geçmiyor ama en nihayet resmi takvim işlemeye başladığı için gerçek seçim sürecine girdik demektir. 31 Mart mahalli seçimleri atmosferi bugünden sonra daha da hareketlenecektir. Kampanya, mitingi ve propaganda faaliyeti bilindik temposuyla arz-ı endam edecektir. Ki, mesele de zaten bu bilindik tempo… Eğer bu kez de meydanlarda, ekranlarda ve gazetelerde yine gergin, çatışmacı ve ayrıştırıcı bir dil galip gelecekse alışkanlığımız değişmemiş olacak ve canımız sıkılmaya devem edecek demektir.

Demokratik usüllere uygun bir kampanya ve atmosfer ancak yerel seçimle genel seçimi ayırabilmekle mümkündür. Her ikisinde aynı dilin hakimiyeti olması, bu ayırımın yapılamadığını gösterir.

Yerel seçim; belediye başkanları ve belediye meclisi üyelerini seçmek kararıdır ve tabiatıyla yerel hizmette yarışın adıdır.

İyi ve modern şehirleşme…

Kültürel ve çevresel hizmetlerin kalitesi..

Şehir estetiği… Bilhassa kaçak yapılara izin verilmemesi ve kanunlara uyanla uymayan arasında eşitsizliğe yol açan fırsatçılığın önlenmesi…

Temizlik ve benzeri hizmetlerin aksamadan temini…

Kamu kaynaklarının verimli kullanımı ve bilhassa yolsuzluk ve usulsüzlük yapılmaması…

Şehirde farklı etnik, siyasi ve ideolojik kimliğe sahip insanlara ayırım uygulanmaması…

İlçe ve şehirlerin bölge içinde ve ülke içinde rekabet edebilir şekilde yönetilmeleri… Yani cazibelerinin artırılması…

* * *

Yerel yönetimler için bütün bu kalemler ve yerine göre diğer hizmet unsurları ana kriterlerdir. Tayin edici olan, belediye başkanının becerisi, kaabiliyeti ve vizyonudur. Adaylar serbestçe yarıştıktan ve halkın tercihiyle seçildikten sonra koltuğa oturanın kimliğine bağlı olarak ne ilçe, ne vilayet ne de ülke tehlikeye girer. Aksine hizmette rekabet etmek, daha kaliteli ve modern projelerle yarışmak kazanan kim olursa olsun güvenlik kaygısı azaltır. 

Bugüne kadar söylenen söylendi tamam ama şimdiden sonra 31 Mart’ın bu kalite yarışının seçimi olması ülkeye kazandırır. Demokrasiye katkı sağlar ve en önemlisi de epeyidir kaybedilen huzuru geri getirir. Siyasetin merkezindeki keskin dilin aksine, yerelde gerilimden arınmış bir rekabet büyük ve iddialı laflardan daha çok fayda sağlar. Türkiye gibi, merkezden taşraya, yukarıdan aşağıya ileri düzeyde politik bir toplum için yerelde hizmet kalitesini oylayabilmek aynı zamanda bir fırsattır. Böyle bir baskı, hem iktidar adaylarını disipline eder hem de muhalefet adaylarını daha iyi oymaya zorlar.

Dil, üslup ve projelerle hep birlikte seçim demokrasinin kalitesinin göstergesidir. Yerelde sahici bir demokratik yarışın ülke için hayati öneme sahip olduğunu akıldan çıkarmayalım. Bu yoldan yürümek mümkünken, hamaset ve millete şirin görünerek kolaya kaçmak, hep birlikte siyasetin seviyesini düşürmekten başka işe yaramayacaktır. 

Siyasi kalite için iyimser olabilmek zor ama temenniden zarar gelmez. Yerel seçimin yerelle akalasını güçlendirmek zorundayız.

Daha sakin ve daha çok hizmet odaklı bir rekabetin yaşadığımız şehirlere ve ülkeye kazandıracaklarını düşününce temenninin ötesine de geçmek gerekir. Siyaset kendisini bu yarışa motive edemiyorsa seçmen neden zorlamasın? 

  • Abone ol