Geride bıraktığımız günler iyi bir seçim kampanyası dönemi değildi. Sahaya yansıyan mesajlar, üslup, tarz ve tavır demokrasi tecrübemize yaraşır seviyede sayılmazdı. Bunca seçim yaşamış bir ülkenin gelip geldiği kampanya kalitesi böyle olmamalıydı. Ölçü kaçtı, sertlik öfkeyle harman oldu ve dahası ‘seçim sonrasında yüz yüze bakmak’ ölçüsü hemen hemen kayboldu.

Hal böyle olunca, vaatler yarışsın, projeler rekabet etsin, gelecek perspektifleri sahne alsın gibi temenniler de boşa çıktı.

İyi tarafından bakalım; böyle bir tablo yarın kurulacak sandığın önemini gösteriyor. Hem iktidarın hem de muhalefetin dile getirdiği 31 Mart’ın yerel seçimden öte anlamları olduğu tezi doğrulanmış oluyor. Ki, esasen muhtevası ne olursa olsun her seçim ciddi siyasal mesajlar taşır. Ülkenin geleceğine dair seçmenin bakış açısını yansıttığı için her sandık demokrasi için büyük kıymet arzeder. Yarın da böyle olacaktır…

Seçmen, sadece yerel seçim için sandığa gidecekken, şimdi siyasi liderlerin tercih listesine ekledikleri başta ittifaklar olmak üzere, sözler, tavırlar, yerel yönetim dışı vaatler ve dahası da oylanacaktır. Beka meselesinden dış güçler yaklaşımına, ülke iyi yönetilmiyor iddiasından ekonomik krizin etkilerine kadar bütün politik cümleler yarın sandıktadır. Böyle olmasını; yani, yerel yönetim yarışının ötesinde sandığa büyük misyon yüklenmesini iktidarıyla muhalefetiyle birlikte bütün siyasal taraflar istemiştir.

***

Acaba hangi tarz iktidar için daha iyiydi? Yerelde hizmet yarışı temalı bir kampanya mı yoksa böylesi mi? Ya da muhalefet için iktidarı yerelde mağlup etmenin yolu sadece klasik belediye hizmetleri üzerinden farkı anlatmak mıydı yoksa ekonomiden dış politikaya kadar her şeyi sahaya sürmek mi? Bunu yarın akşam göreceğiz…

Ya da belki seçmen, liderler ne derse desin zaten bir karar vermişti ve sandıktan çıkan sonuç bildiklerimizin hepsinin anlamsız olduğunu söyleyecek.

Anketlerin bile ilk defa bu kadar dayak yediği bir kampanya döneminin sonunda sandık üzerine iddiaya girmek, seçim-toto oynamak kimsenin harcı olamaz.

Bilhassa da yerel seçime ilk kez ittifaklarla gidiliyor olması, çoğu merkezde iki adayın yarışacak olması ve yine birçok merkezde oylamanın referanduma dönüşmüş olması da tahminde bulunmayı zorlaştırıyor. İstanbul ve Ankara’dan başlayarak büyükşehirlerin yarıdan fazlasında sonucu tahmin etmek kolay değil. Çünkü sadece adayın partisinin değil ittifak seçmeninin de nasıl davranacağını kestirmenin zorluğu vardır. Şurası kesin ki Başkanlık Sistemi daha ilk sınavda yerel seçimi de yüzde 50 artı bir modeline yaklaştırdı. Dolayısıyla iki blokun da kazanmak için seçmenini sandığa firesiz götürmesi mecburiyeti bulunuyor.

Neticede, yarın akşam bir seçimin bilinmeyenlerine ilaveten yeni siyasal sistemin tabiatı gereği ortaya çıkan yeni bilinmeyenlerin cevabını alacağız.

Gerilimin ve sertliğin her türlüsünü yaşadık… Hiç olmazsa demokrasi kazansın ve hiç olmazsa herkesin rıza göstereceği kalitede bir seçim olsun temennisiyle sandığa gidiyoruz. Kim kazanırsa kazansın pazartesi sabahı ülkenin geleceğe umutla bakabileceği bir tabloyu fazlasıyla hak ediyoruz.

Seçim de sonuçları da şimdiden hayırlı olsun.

  • Abone ol