Bayramları ölçü alsaydık ve takvimden eksilen her Ramazan bayramında bizi toplum yapan temel değerlerin ne kadarının hangi seviyede olduğunu tartsaydık, halimiz nice olurdu kimbilir? Yani bir kendimizi hesaba çekeceğimiz bir “bayram endeksi” olsaydı!.. 

Doğruluk, dürüstlük, liyakat, hakkaniyet, adalet, vicdan, empati, hoşgörü, duygudaşlık ya da yardımseverlik veya dillerden düşmeyen kardeşlik… Ya da rakip tanımadığımız vatanseverlik ve hatta yeryüzünde sadece kendi mülkümüz sandığımız birlik beraberlik…

Hepsini bir sayfaya yazıp her bayramda hangisinde neler yaptık baksaydık netice ne olurdu dersiniz? Kendi kendimize tafralarla şişirdiğimiz istatistiklerin yüzüne bakılır mıydı sizce?

Peki, bunu yapmıyoruz diye; yani kendimizi hesaba çekmiyoruz ve gerçekle yüzleşmiyoruz diye hakikat değişiyor mu? Hayır. Cefakarlık, fedakarlık, kardeşlik, vatan, millet sakarya hikayeleri dünyayla ve tarihle bağımızı daha fazla koparmaktan başka netice doğurmuyor.

Tolerans, ötekine saygı, dürüstlük, adalet, vicdan gibi toplumları var eden değerler aşınıyor. Sadece kendisine adil, sadece kendisine vicdanlı, sadece kendisine milli, sadece kendisine yerli, sadece kendisine Türk, sadece kendisine Müslüman ve sadece kendisine düşkün olanların bir kara gölge gibi büyüyor. Bu aktif ve tehlikeli güruh makul çoğunluğu baskı altına alıyor, suçluyor, yaftalıyor, tehdit ediyor. Bir ülkede sadece marjinal alanda kalması gereken fikirler ve öfkeler merkeze yerleşmiş bulunuyor ve merkezi değiştiriyor. Slogan düşünceye, kabadayılık üsluba, çarpıtma ve yalan ise gerçeğe galebe çalıyor. 

Hasılı, bir toplum ve bir ülke topyekün kalitesizliğe, seviyesizliğe doğru koşar adım ilerliyor. İçine düştüğü halin ve çaresizliğin farkında bile değil üstelik…

Sadece şu tekrar seçimin yolunda patlayan öfkenin coşkunluğuna bakalım başka delile hacet yoktur. Memleket, hiç hoşlanmadığı “Ya sev ya terket”ten “Ya sev ya itaat et” e kadar indi; kimse yadırgamıyor. İtiraza niyeti olan da cesaret edemiyor. 

Kendi çıkarını korumak için başını eğip görmezden gelmeyi ezber haline getiren büyük kalabalıklar var bu ülkede. Ya da başkasının hakkından üç-beş kuruş çarpabilmek için yolsuzluğa ve yozlaşmaya kılıf bulan insanlar var. Dün taptığına bugün küfredenler var ve yarın da bugün taptığını terketmekte beis görmeyecek olanlar var.  

Fikri, dini, mezhebi, partisi, bölgesi, derneği, takımı, anası babası yüzünden dışlananlar ordusu büyüdükçe büyüyor. Her ortak değer, küçücük bir çıkar için, kısa ömürlü bir polemik için bile kolayca sahaya sürülüyor. 

Siyaset tahkim olacak diye ülkenin, toplumun, milletin elde kalan hasletleri buharlaşıyor. Değerler eriyor… Bir önceki bayrama, bir önceki yıla, bir önceki haftaya hatta bir gün önceye göre eriyor.  Herkes mutsuz ama aynı zamanda herkes istekle, iştahla ve öfkeyle o değerleri kemiriyor. 

Sahte vatanperverlik, içi boş kardeşlik türküleri, mangalda kül bırakmayan milli şuur edebiyatı giderek düşen kalitenin, yerlerde sürünen liyakatın ve izi kaybolan hakkaniyetin kulak tırmalayan fon gürültüsünden başka bir şey değildir. 

Geçen bayramda da böyleydi; şimdi bir merdiven daha indik. Sonrakinde bugünleri de ararız. 

Yine de bayramın hakkı bayramın olsun. Bütün okurların ve dostların Ramazan bayramını tebrik ediyorum. 

  • Abone ol