Yerel seçimlerin ve devamında iptal edilen İstanbul seçiminin yarattığı siyasi tablo üzerinde tartışmadan kaçınmak mümkün değildir. Tartışma ise öncelikle, seçimin yeni bir denklem ortaya çıkardığına kabulle başlar. Yani, bir şey olmamış gibi davranıp, olur böyle şeyler diyerek geçiştirmemekle…

Elbette seçim sonuçları AK Parti ve MHP’yi, toplamda da Cumhur İttifakı'nı durduracak bir tablo arzetmiyor. Oy kayıpları ve büyükşehir belediyelerinin muhalefete geçmesi, merkezi iktidar için güven sorunu doğurmuyor. Nitekim, hem iktidar hem de muhalefet bir erken seçimden söz etmediği gibi aksine iktidara ülkenin önündeki problemlere odaklanma tavsiyesi yapılıyor. Seçim sonuçlarının sağladığı demokratik manzara kadar, muhalefetin istikrarsızlığa yol açabilecek böyle bir tavırdan kaçınması isabetlidir. Yerel seçimler kadar, bir yılını henüz doldurmuş genel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin de dumanı hâlâ üzerinde tütmektedir. Gayet tabii ki önümüzdeki seçimsiz uzun dönemin en verimli şekilde değerlendirilmesi kadar makul bir yaklaşım olamaz.

İstikamet böyle olduktan sonra iktidar için öncelikle yerel seçimin ve bilhassa seçim iptalinden sonra yenilgiye dönüşen tablonun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu, sadece AK Parti’nin bir daha herhangi bir seçimde kayba uğramaması için değil, bundan daha önemli olarak iktidar partisinin ülkeye karşı sorumluluğunun yerine getirilmesi için şarttır. Ekonomiden dış politikaya, sosyal gerilimden eğitime kadar bir dizi problemin halli için toplumu anlamak, toplumu anlamak için de seçim sonuçlarını analiz etmek zarureti vardır. Baştan beri söylüyoruz tekrarlayalım… Seçimi anlamak veya gereğini yapmak demek kabine revizyonu demek değildir. Revizyon veya sadece revizyonla sınırlı kalacak bir karşı hamle, meselenin derinleşmesinden ve değişim umudunun tükenmesinden başka netice doğurmaz.

***

Sandığa etkisi olsun olmasın, yanlışlığı apaçık bir dizi uygulamanın, tarzın ve tavrın değişmesi gerekir. Ötekileştirici, dışlayıcı, düşmanlaştırıcı politik dil akşamdan sabaha hemen terkedilmedir. Hukuku değersizleştiren ve siyasete aracı kılan cümle tatbikat bitirilmelidir. Ekonomide, komplo teorileri terk edilmeli; şeffaf, gerçek ve ispatlanabilir bir politik değer sistemi kurulmalıdır. Eğitim bir felaket ve daha da kötüye gidiyor. Hevesimizi alacak kadar bina yaptık, bir o kadar da tabela astık artık tamam; şimdiden sonra çocuklara, gençlere birkaç satır hakikat öğretmek mecburiyetindeyiz. Cehaletin eğitiminde ısrar edersek yarınlar bugünlerden daha kötü olacaktır. Çünkü, rekabette olduğumuz dünya, eğitiyor, öğretiyor ve genç nesilleri yetiştiriyor.

Toplam kaliteyi yakalamaya hayati derecede mecbur ve mahkumuz.

Toplam kalite demek, siyasetin, medyanın, akademinin, mahkemenin, sokağın dilinin düzelmesi demek. Toplam kalite demek liyakatin hakimiyeti demek. Toplam kalite demek, gerçeği çarpıtmamak, olup bitenleri kendi arzumuza göre eğip bükmemek demek. Toplam kalite demek bu ülkede bizim gibi düşünmeyenlerin de yaşadığı ve onların da fırsat eşitliği hakkı olduğunu kabul etmek demek. Toplam kalite demek, dünyanın kafayı bizimle bozduğu rüyasından uyanıp dünya bize kafayı taksa bile kendi yolumuzda ilerlediğimizde bunun vız gelip tırıs gideceğini bilmek demek.

AK Parti başını iki elinin arasına alıp toplumun ne istediğini ve nelerden şikayet ettiğini bulabilecek bir tecrübeye sahiptir. Bunun için çaba gösterir ve muvaffak olursa seçim kazanmaktan çok daha fazla şey kazanır ve ülkeyle kazandırır.

  • Abone ol