Tahminlerin, varsayımların ve senaryoların birbirinden uzak sonuçlara varması da bu yüzdendir. Her şey olabilir; her şey çok kötü olabilir veya her şey bir anda kontrol altına alınabilir. Hastalık daha çok yayılabilir veya bir anda durabilir. Kovid-19 türündeki koronavirüsün dünyayı getirdiği nokta budur. Kötümserlik başrolde ama iyimserlik de direniyor. 

Ve tabii, bütün dünya virüs etkisindeyken uzun süre bu hastalıktan etkilenmediğini zannettiğimiz Türkiye’nin şimdi birdenbire riskli ülkeler grubuna girmesi dikkatimizi ve endişemizi kaçınılmaz olarak artırdı. Bilgiye, yol haritasına ve gelecek tahminine ihtiyacımız var. 

Köşeyi bugün İsmet Berkan’a bırakıyorum. Koronavirüs medyanın gündeminde değilken bile bu konuda en ciddi yorumları yapan, araştırmaları günü gününe takip eden, bence konuya en hakim isimlerin başında gelen İsmet bir gazetede yazmıyor ama profesyonel olarak haftanın altı günü WhatsApp üzerinden abonelerine özel bir bülten gönderiyor. Dün bülteninde aşağıdaki yazıyı yayınladı. Aktarıyorum:

“Türkiye, toplam vaka sayısını 10 binde tutabilir Sağlık Bakanı Fahrettin Koca geceyarısı bir basın toplantısı daha düzenledi ve Türkiye’de koronadan ilk ölümü açıkladı. Yine Sağlık Bakanı’nın verdiği bilgiye göre korona testi pozitif çıkmış toplam vaka sayısı da 98’e ulaştı. Önce kötü haberi vereyim: Duymuşsunuzdur zaten, 14 Mart’a kadar Türkiye’de tatil yapıp ülkelerine dönen 15 Tayvanlıdan 9’una korona virüs teşhisi kondu. Tayvan sağlık otoriteleri bu durumdan iki sonuç çıkarmış: Türkiye’de salgın bilinenden daha yaygın; Türkiye yeterince çok test yapmadığı için bunu bilmiyor veya bildiğini saklıyor. Ben bilinmediği kanısındayım. Türkiye’de yeterince çok test yapılmıyor. Oysa Güney Kore’nin başarıyla uyguladığı, Dünya Sağlık Örgütü’nün “Test test test” diyerek desteklediği uygulama, sokakta bile insanlara test yapmayı, testi pozitif çıkanları da hemen izole etmeyi öngörüyor. Kore bu sayede vaka sayısını da, ölüm sayısını da sınırladı, hayat da ülkede görece “normal” akıyor. 

Benzer bir deneme İtalya’da 3 bin nüfuslu küçük bir kasabada yapıldı. Vo isimli, Venedik yakınındaki kasabada bütün nüfus test edildi; enfekte insan oranı yüzde 10 çıktı. Onlar izole edildi ve 10 gün sonra yeniden test yapıldı; bu kez enfekte olanların oranı 0.3 idi. Yani, çok test yapıp hastaları izole etmek işe yarıyordu. Şimdi ABD’de New York şehri bu testleri yapıyor. Türkiye de yapmalı. Eğer çok test yapıp enfekte insanları ayırmazsak virüs evde oturmamıza rağmen yayılmaya devam edecek. Ama çok sayıda test yapmaya başlar, sadece şikayeti olanları değil hiçbir belirti göstermeyenleri de taramadan geçirir ve hasta olanları ayırırsak Türkiye toplam vaka sayısını 10 bin ve civarında tutabilir, ölenlerin sayısı da 100’den bile az olabilir. Yoksa, görüyorsunuz işte gün günden vaka sayıları geometrik artışa başladı bile. Yakında ölüm sayıları da artacak. Bugün 98 teşhis konmuş hasta demek, aramızda dolaşan en az 400 henüz teşhis konmamış hasta demek. O 400 kişinin teşhisi geciktikçe teşhis konmayı bekleyen hasta sayısının gün günden artması demek. Çok övündüğümüz sağlık sistemimiz birkaç hafta içinde bunun altından kalkamaz duruma düşebilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün çare olarak önerdiği “Test test test”i yapmaya kaynaklarımız yetersiz olabilir. Testin pahalı olması veya yeterince çok sayıda test kitinin bulunmaması her zaman bir engel. O zaman yapmamız gereken, dün dedikodu olarak çok tartışılan ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun tarafından yalanlanan “sokağa çıkma yasağı” uygulamasına geçmek olabilir… Yine İtalya’dan örnek vereceğim. Bu ülkede ilk kez vaka sayısı artışı durdu. Bunun bir tane sebebi var: Ülke çapında uygulanan sokağa çıkma yasağının etkili olması. Çin, bu sokağa çıkma yasağıyla salgını 2 aya yakın zamanda kontrol altına aldı ama hala salgın bitmiş değil. İtalya’da da salgının yayılma hızı hiç değilse durduruldu. Demek onların da bugünkü Çin seviyesine gelmek için 2-3 haftaya daha ihtiyacı var. Türkiye, henüz vakit varken bu örneklerden dersler çıkarabilir. Eğer sokaktaki herkesi test edemiyorsak, sokağa çıkma yasağı çok kötü bir fikir olmayabilir. Dediğim gibi toplam vaka sayısı 10 binde sınırlanabilir.”

İsmet Berkan’ın bu ve gündemdeki diğer konularla ilgili bültenlerini izlemek isteyenler [email protected] adresine müracaat edebilirler. Ayrıca, yine İsmet’in yönetiminde yayına başlayan ve bütün bayilerde bulunan Haftalık Gazete’yi de şiddetle öneriyorum. Medyanın tek taraflı bakışının dışında tam anlamıyla “hayata dair” bir seçki arayanlar için bulunmaz fırsat…

  • Abone ol