İnsanlığı savunmasız ve tedbirsiz yakalayan bütün büyük salgınlar gibi ülkeleri çaresiz bırakmaktadır. Bilimin ulaştığı muazzam seviyeye rağmen hastalığı durduracak ilacı bulmakta çaresiz kalmak, bir yanıyla da insanlığın sağlıklı yürüyüşü için daha alması gereken büyük mesafeler olduğunu göstermektedir. Bütün bu olumsuz tabloya rağmen biliyoruz ve hissediyoruz ki dünyanın Covid -19’a karşı mücadelesi bir aşamada mutlaka başarıyla sonuçlanacaktır. Belki önce hastalık durdurulacak ki bu yönde iyi örnekler gelmeye başladı ve ardından ilaç bulunarak koronavirüs ailesinin bu yeni üyesi de mağlup edilecektir. Çareyi, öncekilerde olduğu gibi yine bilim bulacaktır. 

Bize düşen ilaç bulunmadan da hastalığı dışarıda tutacak; yani hastalığı vücuda sokmayacak önlemleri takip etmektedir. Her ikaz değerlidir ve tavsiye edilen her türlü tedbir hayat kurtaracak önemdedir. Görünen o ki birçok ülke gibi Türkiye de başta sokağa çıkmayarak riskten uzak durmayı başarıyla uyguluyor. Her ülke gibi olmasa da bazı ülkelerin erken dönemde yapabildiği test sayısını yüksek tutarak hastalığı sınırlamak ve tanımlamak konusunda eksikler oldu ama şimdi Sağlık Bakanı’nın açıklamasıyla bu eksiğin önümüzdeki haftadan itibaren aşılacağını anlıyoruz. Planlanan, günde 15 bin kişiye ve birkaç gün arayla birden fazla test yapılmasıdır. Muhtemelen test yapıldıkça vak’a sayısı artacak ama böylelikle salgının boyutunu öğrenebileceğiz. Nitekim dünyadaki yayılma hızı istatistikleri de yüksek sayılara işaret ediyor. Ancak yine bu sayede yayılma hızının düşmesi mümkün olacaktır. Çünkü, hasta olduğunu bilmeyen hastalarla sağlıklı olanlar arasındaki izolasyonu sağlamanın başka yolu bulunmuyor. Öte yandan, erken tanı ve tedavi için de tek yol bu gerçekle yüzleşmektedir.

Özetle, ilacın bulunmasına kadar en önemli sağlık girişimi testlerin artırılmasıdır. Bir anlamda sokağa çıkma oranının düşürmesi ve bazı ülkelere seyahat yasağı getirmesinden sonra Türkiye’nin Covid-19’a karşı en etkili önlemi test sayısını artırmak olacaktır. 

Uzmanların buluştuğu ortak nokta Türkiye için sorunun yeni başladığıdır. Ki, bu keyifsiz tanım bazı başka ülkelerin durumunu da tarif ediyor. Dolayısıyla, bu saatten sonra bir yandan kişisel önlemleri eksiksiz uygulamak kadar, diğer yanda açık ve şeffaf bilgilendirme de olmazsa olmaz önemdedir. Gerçeği toplumla paylaşmaya devam etmek, akıllarda şüphe bırakmamak ve gerçek ne kadar tatsız olsa da gelişmeleri aktarmak virüsle mücadelenin şartlarından birisidir. Bakan Fahrettin Koca’nın düzenli bilgilendirmeleri ve Bilim Kurulu’nun mücadelenin merkezine oturtulması bu açıdan avantaj olmuştur. 

Zaten, karşı karşıya bulunduğumuz problem bilim dilinden başka sözü kabul etmeyen sıradışı bir salgındır. İnsanları önlem almaya ve bunları devam ettirmeye motive edecek veya mecbur bırakacak en önemli bilgi gerçeğin kendisidir. Şimdiden sonra da bilimin otoritesini sarsmamaya ve gerçeklerle didişmemeye özen gösterelim. Medyada da, siyasette de, sokakta da…

  • Abone ol