İnsanlığı, devletleri, siyasal ve ekonomik yapıları nasıl bir gelecek bekliyor? Gerçekten, akla ilk gelen cümle, “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak?” klişesi doğru mu? Yahut aynı yoldan gidersek, bir sabah yepyeni bir dünyaya mı uyanacağız? Ya da yeni ama eskisini aratabilecek bir dünyaya!...

Coronavirüs/Covid 19 türünün dünyayı getirdiği nokta ve muazzam sayılabilecek önleyici çabalara rağmen bundan sonrası için yapılan tahminler ortadadır. Bütün şehirler eve kapandı ve fırtınanın dinmesini bekliyor. Şu anda 400 bini geçen vaka ve 19 bini aşan ölümle yürüyoruz. Finalde ulaşılması muhtemel sayıları söylemenin anlamı yok çünkü hala geçerli olan tek şey bilinmezlik…

Bilinenlere bakalım… Bela başımıza nasıl açıldı ve yayılma hızına, öldürücülüğüne rağmen nasıl önlenebilirdi? Dolayısıyla geleceğin dünyasında otoriterizm mi açıklık mı hakim olacak, tartışalım.

Bu konuda yazılan birçok makale ve yapılan araştırma bulunuyor. New York Times’ta geçtiğimiz günlerde yayınlanan makale bir anlamda bunun özeti sayılabilir. Özetle şöyle diyor:

“Corona virüsü ilk olarak 11 milyon kişinin yaşadığı Çin’in Vuhan kentindeki deniz ürünleri satan yiyecek pazarında ortaya çıktı ve virüs 4 kişide tespit edildi. Aralık 2019’un son günlerinde doktorlar, hasta insanların normal tedavilere cevap vermeyen viral pnömoniden rahatsız olduğu bilgisine sahipti. Gerçek vaka sayısının, aralık ayının sonunda açıklanan rakamlardan yaklaşık bin kişi veya birkaç bin kişi daha fazla olduğu ifade edildi… Çinli yetkililer Aralık ayının sonunda halkı uyardı ancak 31 Aralık’ta Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) salgın hakkında bilgi verdiler. Çin hükümeti’nin WHO’ya ilettiği şey, hastalığın “önlenebilir ve kontrol altında tutulabilir” bilgisiydi. Ne var ki, Ocak ayının başına gelindiğinde en azından 175 bin kişinin Vuhan’ı terk etmişti. Dahası, seyahat kısıtlaması uygulanmadan önce yaklaşık 7 milyon insan Vuhan’dan ayrıldı. Corona virüsü taşıdığını bilmeyen binlerce kişi Vuhan’dan ayrılarak dünyanın çeşitli yerlerine gittiler. Ancak 21 Ocak’a gelindiğinde Çinli yetkililer, corona virüsünün insandan insana geçtiği bilgisini teyit etti ve bu sırada Şangay ve diğer büyük kentlerde, corona virüsü vakalarına rastlanmaya başlanmıştı. O aşamada Çin, Vuhan dahil olmak üzere ülke çapında seyahat yasağı ilan etti ama diğer kentlerde de vaka sayısı hızla artıyordu. Seyahat verilerine bakıldığında Vuhan’dan aylık olarak yaklaşık 900 kişinin New York’a, 2 bin 200 kişinin Sydney’e, 15 binin üstünde kişinin Bangkok’a seyahat ettiği tespit edildi. Araştırmacılar bu süreçte seyahat edenlerin yüzde 85’lik kısmının, corona virüsü olduğunu ama tespit edilmeden seyahat ettiklerini bugünkü vaka sayılarından yola çıkarak ortaya çıkardılar. 30 Ocak itibariyle ABD ve diğer bazı ülkeler Çin uçuşlarını durdurdu ama elde edilen salgının yayılma verilerine göre çok geç kalınmıştı. Ülkelerde lokal olarak corona virüsü yayılmaya devam etti ve virüs dünya çapında salgına dönüştü.”

Makalede Çin’den Avrupa ve diğer ülkeler seyahat bilgileri yetersiz ama önlem alınana kadar, yani seyahat yasağı ilan edilene kadar bu bölgelere de yüzbinlerle ifade edilen sayıda seyahat yapıldığı biliniyor. Covid 19, Çin’in SARS’tan sonra dünyaya ikinci felaket ihracı oldu ama bu kez benzersiz bir etkiyle… 
Kapalı, şeffaflıktan uzak, kendini beğenmiş ve sahip olduğu otokrasinin mükemmelliğine inanan bir rejimin dünyayı felakete sürüklemesi göz açıp kapayıncaya kadar oldu, bitti. Şimdi evlerimizde endişeyle sonlanmasını beklediğimiz felaketin siyasi arka planı budur. 

Covid 19 sonrası dünyanın ekonomik durgunluk ve ağır bir sağlık travmasıyla yola koyulacağı kesindir ama asla kapalı rejimlerin, bilgi gizleyenlerin, halkını ve başka hakları ölüme götürenlerin dünyası olmayacaktır. Evet, salgını durdurmak için devletlerin otoritesine gönüllü bir talep var ve ekonomileri ayakta tutmak için kamu maliyesi serbest piyasaya öncülük ediyor ama bu Çin ve İran veya hala vaka açıklamayarak ne kadar güçlü rejimlere sahip oldukları yalanında ısrar edenlerin dünyası kazanacak anlamına gelmiyor. Hatta, ABD Başkanı gibi “Her yıl trafik kazasından daha çok insan ölüyor, O zaman otomobil fabrikalarını da kapatalım” diyerek tehlikeyi ciddiye almayanların kazanması da insanlık tabiatına aykırıdır.

Salgın sonrası nasıl bir dünya olacak, hiçbirşey eskisi gibi olmayacak mı bilinmez ama insanlığı salgına mahkum eden ve salgını kontrol edemeyen kapalı zihniyetlerin dünyası olacaksa asla güvenli bir gelecekten bahsedemeyeceğimiz kesindir. Hele virüs ve nükleer tehlike gibi dünyayı ateşe atacak enstrümanların sayısı bu kadar artmışken… 

  • Abone ol