Zor günlerden geçmek demek herkes için zor olanı aynı duyguyla yaşamak, ayırım yapmamak, kime yarar-kime yaramaz diye düşünmemek demektir.

Bizim şu anda yaptığımız şey demek değildir. Virüs salgının en ateşli ve sıkıntılı evresinde gelip vardığımız nokta “biz”in “siz”in birbirine karıştığı bir gerilim atmosferidir. Hiçbir medeni memleket zor zamanlarda böyle bölünmüşlük yaşamaz. Biz ise gerilim ve çatışma için fırsat sektirmiyoruz. 

Belediyelerin virüs salgını nedeniyle geçim sıkıntısı yaşayanlara destek için bağış kampanyası düzenlemesi yanlış olmak şöyle dursun, gerekli ve zaruridir. Birçok vakıf dernek, şahıs bu maksatla kampanya yaparken belediyelere yasak getirmek izahı mümkün olmayan bir tavırdır. Valilikten izin gerekçesi de mantıklı değildir zira alenen ve herkese duyurularak yapılmış bir kampanya izinli sayılır. Hukuk usulüne çok riayet etmek istiyorsak da bunun yolu kampanyayı durdurmak değil, izin formalitesini tamamlamaktır. Virüs salgını nedeniyle bütün hayat rutinini değiştirdik, birçok düzenleme, kısıtlama, yasak getirdik; yetmedi cezaevlerindeki 90 bin mahkumu serbest bırakma kararı da almak üzereyiz. Buraya kadar tamam da seçilmiş ve Sayıştay denetimine tabi belediyelerin kampanyasına mı takıldık? Üstelik bugüne karar çeşitli vesilelerle defalarca yapılan kampanyaların yasa dışı olduğunu şimdi mi farkettik? İnandırıcı değil… 

Bu vesileyle artık bugünün dünyasına hitap etmeyen bu yasağa gerekçe olan muğlaklığı da mevzuattan kaldırıp belediyelerin kampanyaları üzerindeki vesayeti bitirelim. Yakışmıyor… 
Büyükşehir belediye başkanları salgın gibi olağanüstü bir dönemde yönettikleri şehrin meselelerinde olağanüstü sorumluluk sahibi olmalıdır. Salgını durdurmak, insanların hayatlarını kolaylaştırmak ve koordinasyonu sağlamak konusunda liderlik etmek mecburiyetleri vardır. Bunun için de her türlü enstrümanı kullanmak hakları vardır. Ellerini kollarını bağlamak istiyorsak bugünü değil başka zamanı seçelim.

Yapılan kesinlikle yanlıştır ve hükümetin bu tartışmadan acilen çıkması ülke için hayırlı olacaktır.  

Böyle siyasi gerilimleri görmek, bu anlamsız tartışmaya mesai ve enerji harcandığına şahit olmak evlerinde sıkıntılı günler geçiren insanlara hangi mesajı verir; birisi de bunu düşünsün Allah aşkına! Milyonlarca insana bu manzara kaygı ve endişeden başka ne hissettirir?

Biliyoruz ki durum ciddidir. Hergün açıklanan rakamların izlediği seyir bugünleri arayacağımızı göstermektedir. Bir yandan hastalığın yayılması, bir yandan ekonomide yavaşlayan çarkların durmaması için; genelde de ülkenin yaşama sevincini kaybetmemesi için gerçek anlamda dayanışmaya ihtiyaç vardır. Üçüncü haftadayız ve Kovid -19’un dünyada en çok yayıldığı ilk 10 ülke arasına girdik.

Gerçek yayılma haritasını test sayısı arttıkça göreceğiz ama günlerdir tekrarlanan tedbirlerin önemli olduğu gerçeği asla değişmeyecek. Evde kalıp izolasyonda ısrar ederek, kişisel hijyeni ihmal etmeyerek sabırla beklemek en büyük defansımızdır. 

Bu mücadele tablonun içinde siyasi gerilim yoktur, siz/biz tasnifi yoktur. Şu parti bu parti durumdan istifade etmesin siyaseti asla yoktur. 

Madem ilk defa bir bilim kuruluna kendimizi emanet ettik. Havayı bozmayalım da herşey aklın ve bilimin izinde yürüsün. Çok mu zor bunu yapmak?

  • Abone ol