Kovid-19 salgını birçok bilimsel sebebin yanısıra, insanlığın dünyaya, hayata, zevke, bencilliğe ve paraya düşkünlüğünün eseri olabilir.

Sebep çoktur… Ama açıkca görüyoruz ki küresel dünyada küçük menfaat köylerinde ve bireysel hırs alanlarında sergilenen bencillik de şimdi virüs karşısında ölüm kalım mücadelesi veriyor. Büyük bir kelimeyle ya da malum sloganla tarif edersek de “kapitalist dünya”, telaşlı bir gayretle ayakta kalmaya çalışıyor. 

İster sorunun bir numaralı sebebi olsun, isterse ödemesi gereken bir bedel bulunsun; şimdi bütün toplumların ve devletlerin yapmaya çalıştığı ilk şey yine o kapitalist düzeni ayağa kaldırmaktır. Herkesin bir gözü salgının seyrinde, bir gözü de ekonomide… “Kapitalizm kahrolsun ama yıkılmasın!” paradoksunun tam ortasındayız. Üretim, tüketim, harcama şart! Zinciri koparmadan çarkları durdurmadan salgının ardından bir an önce eski hayat dönebilmek çabası hükümetlerin ve halkların ortak hedefidir. 

Bu yüzden, ekonomilere destek paketleri birbiri ardına yağıyor. 

ABD 2 trilyon dolar…
Japonya 1 trilyon dolar…
Almanya 750 milyar euro…
İspanya 200 milyar euro…
Kanada 200 milyar dolar…
Türkiye 15 milyar dolar…
“Battı batıyor, dağıldı dağılıyor” denilen Avrupa Birliği 500 milyar euro…  

IMF de salgından etkilenen ülkeler için 1 trilyon dolar…  

Bu rakamların içinde bankaların sunduğu imkanlar bulunmuyor ve bütün ülkeler yardım paketlerini hergün geliştirip, büyütüyorlar. Gayet tabii herkes gücü ve ihtiyacı kadar yardım paketi üretiyor.  

Özellikle IMF’nin açıkladığı kaynak Türkiye gibi yüksek kamu/özel dış borç hacmine sahip olan ve ABD Merkez bankası FED’in swap halkasına da giremeyen ülkeler için çok önemlidir. Yani IMF, FED’in swap hattına dahil olamayan ve yeterli tahvili olmadığı için repo imkanından yararlanamayan ekonomiler için kısa vadeli dolar likidite programı hazırlıyor. Bu, neden önemli? Türkiye gibi ülkelerin döviz talebi artacağı ve dünyadan kaynak bulmakta zorlanacakları ve de uluslararası piyasada sıfır faizle borçlanma döneminde ancak yüzde 6-7 ile borçlanabildikleri için önemlidir. Türkiye bu kaynağa başvuracak mı bilmiyoruz ama ekonomimizin tahminlerin üzerinde büyüyeceği açıklandığına göre pek ihtiyacımız olmayabilir!.. 

Başa dönelim… Bu devasa yardım paketleri ABD, Almanya, Japonya, İspanya vb için de büyük paralardır. “Nasıl olsa onlarda para çok” deyip geçmeyelim… Büyük ekonomiler için de ciddi paralardan bahsediyoruz. O ülkelerin bu kaynağı sarfetmekte bir imkan ve bir de motivasyonları var. Birincisi, ekonomileri hem güçlü hem de böyle günler için hazırlıklı. İkincisi ise, ortaya bir vizyon koyuyor ve “Devlet insana bir kez lazım olur, o da bugündür” diyerek gerekeni yapıyorlar. Cömertlik gösterisi değil, gerekeni yapıyorlar. Piyasaya, vatandaşlarına açıktan ve karşılıksız para vermelerinin sebebi budur. Böylelikle sadece durgunluğun değil umutsuzluğun da önüne geçmeye çalışıyorlar. Çarklar yavaşlarsa veya durursa onları yeniden hareket geçirmenin maliyetinin çok daha yüksek olduğunu biliyorlar. Böyle bir risk belirecek olursa, paketleri iki veya üç katına çıkabilecekleri de anlaşılıyor.  

Bizim gibi salgına yakalandığında zaten krizde olan ve ayrıca kaynakları hep kısıtlı ülkeler için bu dönem sancılı geçecek. Ama ticaret yaptığımız ülkelerin ekonomilerini ayakta tutmayı başarmaları dolaylı olarak bizim için de faydalıdır. Yarın yeniden ihracat ve turizm için önce onlara ihtiyacımız olacak. Dolayısıyla, hem kendi hükümetimizin yardım paketlerine hem de Avrupa hükümetlerinin açıkladıklarına aynı anda bakmaya devam edelim… 

  • Abone ol