Dünya bir yandan hastalığı kontrol altına almaya çalışırken öte yandan hasarı en az seviyede tutup bir an önce eskiye dönüşün planlarını yapıyor.

Hükümetler büyük bir gayretle milyarlarca insanın hayatını normale döndürmek için inanılmaz kaynaklar sarfediyor ve yaratıcı geçiş planları hazırlıyor. Hükümetlerin omzunda bulunan virüsle mücadele sorumluluğu da bir an önce normale dönme baskısı da temelde demokrasinin bir başarısıdır. Eğer demokrasi olmasa ve otokratik bir dünyada yaşıyor olsak; yani liderlerin ve hükümetlerin halka hesap verme mecburiyeti bulunmasa uzun süreli bir felaket tablosu kaçınılmazdı. Oysa şimdi tam tersine bir gayret ve telaş yaşanıyor. Toplumların lehine ve faydalı bir telaş… 

Özetleyecek olursak;

1-) Bütün hükümetler şeffaf olmak zorundadır. Olmayanların (Çin ve İran gibi) foyası ortaya çıkıyor, daha da çıkacak. 

2-) Hava atmak, tafra ve slogan faydasız… Çünkü salgını bir an önce kontrol altına alamayan ülkeler kısa bir süre sonra “negatif ayrışma”ya mahkum olacak. Pik noktası, plato ve iniş seyri bu açıdan değerlidir. 

3-) Yayılmayı engellerken ekonomilerin de ayakta kalması şart çünkü ticari ve finansal zincir koparsa bir daha bağlamanın maliyeti hesaplanamıyor. O yüzden herkes topluma verebileceği paranın daha fazlasını aktarmaya çalışıyor. Parası olanlar tabii…

4-) En önemlisi de yakın gelecekte Kovid-19’u durduracak bir aşı veya etkili ilaç üretilmesi zayıf ihtimal olduğu için bir daha Mart-Nisan krizini yaşamayacak bir geçiş ve geri dönüşü önleme planı üzerinde çalışıyorlar. Yani, virüs hayatın içinde olmaya devam ederken bulaşıcılığını sınırlamak gibi bir çalışma. Mesela, bir kişinin bulaştırma oranının 1’den daha düşük olmasını sağlamak… Normale dönüş ancak böyle sağlanabilir.

Virüsle mücadele demek; Bireysel bulaşıcılığı sınırlamaktan yayılmayı önlemeye, ekonomik destekten normale dönüşe kadar bütün zinciri ifade ediyor. Bütün ülkeler bu çabanın içindedir; gücü, becerisi ve kaynakları kadar. 

Zincirin kalitesini artırmak ve süreyi kısaltmak için daha fazla fikir, daha fazla öneri hayati önem taşımaktadır. Çünkü modern dünya ilk kez böyle bir salgın tecrübesi yaşıyor ve ilk kez bunu demokrasi içinde yönetiyor. Aksi olsaydı, sonuncusu İspanyol gribi örneğinde yaşandığı gibi on milyonlarca insanın ölüp gittiği ve kimsenin sorumluluk taşımadığı bir kabus olurdu.  

Şimdi ise birçok sebebin yanısıra, toplumların hesap sorma gücü sayesinde de hükümetlerin başarılı olmak mecburiyeti vardır. Bütün veriler sabit ama demokrasi eksik olsaydı salgınla mücadele kesinlikle bu kadar ileri düzeyde olamazdı. Muhtemelen birçok ülke salgını, Çin veya şimdi hikayesi patlamayan ama yakında ortayla çıkacak başka otokrasiler gibi yalanlarla geçiştirme imkanı bulacaktı.

Evet, dünya Covid 19’e karşı hazırlıksız… 

Evet, düşman tanınmıyor…

Evet, küresel düzen bulaşıcılığı daha da artırdı…

Evet virüsü durduracak ilaç hâlâ bulunamadı…

Ama ilacı ikame eden demokratik denetim ve çok seslilik var. Giderek de tesirini artırıyor. 

  • Abone ol