Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT’deki röportajda iç politikadan dışarıya, salgından ekonomiyi kadar gündeme dair birçok konu hakkında konuştu.

Son zamanlarda benzeri ikazlarını çok tekrarladığından olacak, salgın dönemindeki fiyat artışları için söylediği şu sözlerin üzeninde hiç durulmadı:

"Bu sahtekarlara, bu adeta soygunculara karşı şu anda başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere Maliye Bakanlığımızın kendi özel ekipleri olmak üzere hepsi bunların üzerine üzerine gidiyorlar ve gitmeye de devam edecekler. Bu önlemleri alacağımız gibi denetimler gerçekleştiriliyor. Haksız fiyat artışı yaparak vatandaşlarımızın mağduriyetine neden olanlarla ilgili yasal işlemler de başlatılıyor. Burada en önemli şeylerden bir tanesi de piyasa bozucu faaliyetlerle mücadeleye sonuna kadar devam edeceğiz. Haksız fiyat artışlarının yapılması durumunda Mali Suçları Araştırma Kurulu MASAK, bunlarla ilgili incelemelerini başlatacak. Her konuda olduğu gibi ülkenin ekonomik güvenliği konusunda da gerekli mücadeleyi vereceğiz, çünkü bu da bir terördür. Buna fırsat vermeyeceğiz.”

Bu sözlerden herkesin canını çok yakan fiyat artışlarına karşı bütün devlet kurumlarının teyakkuzundan anlaşılıyor ki büyük bir “terör” saldırısıyla karşı karşıyayız. Yine anlaşılan o ki ekonomimiz birkaç fırsatçı, çıkarcı yüzünden hak ettiği seviyeye ulaşamıyor. 

Nitekim Cumhurbaşkanı yeni tedbirleri açıklamaya devam ediyor: "Ayrıca Ticaret Bakanlığı bünyesinde Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu oluşturuldu. Bu kurul, üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin, fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarını da denetleyecek… Hiçbir konuda fırsatçılık yapılmasına geçit vermeyeceğiz."

Böylesi ağır cümleler bizzat Cumhurbaşkanı tarafından ve neredeyse bütün bakanlar ağzıyla sık sık tekrarlanıyor. Özelikle de son 4-5 yıldır ve bilindiği gibi her konuda.

Bir yanıyla devletin fırsatçılığa karşı amansız mücadelesi var, güzel. Öte yanı? Öteyi yanıyla da hastalıkta sağlıkta, normal zamanda salgında; yani bulduğu her fırsatta halkını soymaya hazır bazı insanlar var. Bazı insanlar, deyip geçmeyelim. Merdiven altı günü birlik fırsatçılık değil mesele.

Bunca yıllık ticari geleneği olan, şu kadar bin sayfa mevzuatı, her vilayette ticaret odası, her bölgede borsası kurulmuş;

Ahi geleneğinden gelen, Anadolu irfanından doğan ticaret dünyasının tamamına sırası geldikçe bu ağır sözlerden pay düşüyor.

Soğanın da çetesi var, patatesin de…

Hal dediğin zaten hep mafya...

Süpermarketçiler bildiğimiz gibi karanlık..

Et, kıyma işi tam fırsatçılık…

Cam kavanoz üreticileri bile haksız kazanç peşinde…

Lise, üniversite hazırlık kitabı basan yayınevleri gençlerin umudu sömürerek paraya para demiyor...  

Geçelim öteki tarafa.  

Bankalar malum faiz lobisi, insanların kanını emiyor.

Büyük holdingler zaten külliyen lobi, çete, dış bağlantılı, karanlık mı karanlık… Hepsinin gözünü para hırsı bürümüş, sahilleri de yağmalıyorlar. 

Bu kadarı yetmezmiş gibi salgın döneminde bir de fahiş fiyatla maske satmaya tevessül edenler, peynirin, zeytinin, pirincin, sebzenin fiyatını artıran fırsatçılar türüyor.  

Devlet sabah akşam fırsatçı, stokçu kovalıyor ama fayda etmiyor. Okumuşu cahili, kurumsalı şahsisi, bankacısı patatesçisi rant peşinde koşan bir yerde nasıl fayda etsin! Dünyada sabah akşam stokçu, faizci, fırsatçı, lobici, çete, kartel kovalayan başka devlet yok. Bizim de başka işimiz yok…

O halde geriye kalıyor koskoca bir muamma… Ya memleketin ticaret erbabında ya da idaresinde büyük bir eksiklik var.

Bu kadar büyük, bu kadar fedakar, bu kadar yardımsever, böyle köklü tarihe sahip bir milletten ikisi birden çıkamaz… 

Çözelim gayrı bu muammayı, muamma bizi çözmeden.

  • Abone ol