Amerika’da yaşananlar demokrasilerin sanılandan daha fazla korunmaya ve savunmaya ihtiyacı olduğunu anlatıyor. Sağlam demokratik kurumlara sahip ülkede bile ihtiraslı bir otokratın sistemi nerelere kadar sürükleyebileceği görüldükten sonra daha fazla denge ve daha fazla denetlemenin zarureti anlaşılıyor. Bilhassa da o kuvvetleri aynı şekilde kuvvetli adamların temsilinin zarureti. Zira, ABD’de Trump’ın darbe girişimi bizatihi ayrı kuvvetler ve o kuvvetleri temsil eden kuvvetli adamlar sayesinde önlenmiştir.

ABD Başkanı Trump kaybettiği iktidarı, elindeki tek darbe enstrümanı olan taraftarlarını kışkırtıp Kongre’de bir belirsizlik yaratarak seçimi iptal ettirme yolunu denedi ve yenildi. Demokrasi, modern otokrasinin en cüretkar hamlelerinden birisini püskürttü. Dört yıldır dünyaya her türlü kötülüğün örneğini sunan, benzeri politikacıları cesaretlendiren Trump, son hamlesinin finaliyle demokrasinin gücü adına güzel bir örnek olmaktan kurtulamadı. Yenildi, yalnızlaştı, korktu ve pes etti… Kışkırttığı insanları bile satmak zorunda kaldı. Son sahnede ayağına dolanan darbeyle kendini mahkum eden Trump, pervasızca büyüttüğü kabusun mağlubu olmaktan kurtulamadı. Onun hem sandıkta, hem sokakta ve hem de makul çoğunluğun vicdanında kaybetmesi, kabus filminin mutlu sonu oldu.  

Geride kalan dönem dünya için berbat bir tecrübeydi. İyi ki devam etmedi ve bu sayede ırkçılık, nefret ve ayrımcılık küresel bir ekosistem kuramadı.

Trump’ın uğursuz girişimi belki hayal ettiği sonucu hiç alamayacaktı ama eğer hukuka ve demokrasiye bağlı birkaç adam olmasaydı kesinlikle kaos ve belirsizlik kazanacaktı. Komplo teorileri, yalanlar ve çarpıtmalar hüküm sürmeye devam edecek, sistem yaralanacaktı. Kötülük direnme gücü bulacaktı. Başkan yardımcısı ve partisinin birkaç senatörü “Burada dur” dememiş olsaydı tablo çok tatsız olacaktı. Partisini destekleyen medya, darbe girişimini kınamak yerine alkışlasaydı kaos büyüyecekti. Birisi kendi partisinden birkaç vali güvenlik önlemi için düğmeye basmasaydı kaba kuvvet, kaba bir hukuk üretecekti.

Temsil ettikleri kuvvete sahip çıkan birkaç kuvvetli adam ve temsil ettikleri kamu görevinin hakkını teslim eden gazeteciler hem ülkelerinin itibarını kurtardılar hem de yeryüzündeki otokratlarının tepe tepe kullanmaya hazır oldukları kötü bir örneği tersine çevirdiler. Kötülük, demokrasiye karşı son kozunu oynadı ama acı ve unutulmaz bir ders aldı. Darbe girişimi sistemin kanalları içerisinde buharlaşıp yok oldu.  

Sadece kendi iktidarı için partisini, destekçilerini, ülkesini, kurumları ve mümkün olsa herşeyi yakabilecek lider tipinin bu çağda bile mümkün olduğu nasıl ürkütücüyse, onların sonuca ulaşamayacakları gerçeği de o kadar umut vericidir.   

Bu sonuç sadece ABD sisteminin doğal korunma refleksinin ürünü değildir. Sistem, kendisini hak eden ve taşımayı bilen poitikacı ve bürokratlar sayesinde sistemdir. Hukuka ve geleneğe gerçekten bağlı olan, tercihini ne pahasına iktidar değil demokrasiden yana kullanan adamların ülkeleri için ne kadar önemli olduğu anlaşılmıştır. Sağlam karakterli adamlar demokrasiler için olmazsa olmaz önem taşırlar. Onların yerinde kendilerini Trump’a adayan düşük karakterli kişiler otursaydı ABD, tehlikeyi hamleyi birkaç saatte atlatamazdı.  

Dünyanın gözü önünde kışkırtılan kalabalıkların yine dünyanın görü önünde kaybetmeleri demokrasiler için her zaman güvenli bir çıkış yolu olduğunu gösterdi. 

  • Abone ol