Gara’da şehit olan 13 rehine ve 3 askerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Yaşananların nasıl acı verici olduğunu anlayabilmemiz mümkün değildir. Senelerce evlatlarını bekledikten sonra cenazelerini alabilen ailelerin ne düşündüğünü ve bununla nasıl başa çıkacaklarını tasavvur edemiyorum. Allah annelere, babalara, eşlere, çocuklara sabır versin.  

Böyle olmamalıydı, olmayabilirdi ve o insanlar ailelerine sağ salim kavuşturulabilirdi ama ne yazık ki rehine olaylarında olabilecek en kötü şey oldu ve katledildiler. Operasyonun başarısız olması, planlama veya tatbikat veyahut da ikisinin birden istenen neticeyi vermemesi bir eleştiri konusudur ve eleştirilmelidir ama PKK terör örgütünün vahşetinin hiçbir insani sınır tanımadığının altını çizerek başlamalıyız. Çağdışı ve kanlı örgütün sergilediği bu vahşet asla unutulmamalıdır. Bu olay PKK’yı terör örgütü olarak tanıyan ABD ve AB ülkelerine iyi anlatılmalı ve bu örgütü hala terör listesine almayan Rusya’ya da hatırlatılmalıdır. Şimdiden sonra bir yandan diplomatik mesaiye ağırlık verilmesi şarttır. Küçük ya da büyük alınabilecek her sonuç Türkiye’nin lehinedir.  

Öte yandan, ülkede bütün kesimlerin aynı hassasiyetle PKK terörünü lanetlemesi ve mahkum etmesi son derece değerlidir. İktidar kanadında operasyonun acı neticesine bağlı olarak suçu muhalefet üzerine yıkmak adına bu ortak duyguyu dağıtan propaganda girişimleri var ama ortaya çıkan bilgilerden sonra bunun da anlamı ve faydası kalmadı.  

Öfke ne kadar olayın gerçeğinden uzaklaşıp içeri yönelirse durum o kadar kötü demektir. Bu açıdan, iktidarın Gara sınavı hiç iyi görünmüyor ve gayet tabii ki tablo Türkiye açısından da iyi değildir. Baştan beri iktidar adına yapılan açıklamalar ise durumu iyileştirmiyor. Gara olayı sıradışı bir vak’adır ve geçiştirilmek şöyle dursun, muhakkak surette bütün yönleriyle araştırılmayı hak etmektedir. Büyük bir operasyon tecrübesi olan ülkenin nasıl olup da böyle acı sonuçla karşılaştığını ortaya çıkarmak; hem kamuoyunun hakkıdır, hem de bundan sonraki muhtemel operasyonların kapasitesini artırmak için zaruridir. İktidar siyaseten bunu geçiştirmek isteyebilir ve öyle de görünüyor ama tavsiye edilecek bir yol değildir.  

Açıklık, bilgilendirme, yanlışı ve eksiği bulup çıkarmak geçiştirmekten çok daha iyidir. Bu da bir tecrübedir…  

En başta da meseleyi “safınızı belli edin” meydan okumasından çıkarmak gerekiyor. Bu ve benzeri olaylarda kimse başka safta olmadı, olamaz da… Herkesin farklı görüşü olabilir ve olmalıdır da. Operasyonu ve arkasındaki siyasi veya bürokratik kararları sorgulamak herkesin hakkıdır; çünkü ülkenin güvenliği ve insanlarımızın hayatı için kaygılanmak sadece iktidarın değil sokaktaki insanın da hassasiyeti ve mesuliyetidir. Ne kadar sorgulanırsa ne kadar hesap sorulursa güvenlik politikalarının kalitesi o kadar artar. Zannedilenin aksine, sorgulama; askerin, polisin kafasını karıştırmaz ve terörle mücadele için hayatlarını feda etmeyi göze alan güvenlik güçlerine desteği ve morali artırır. Gerçeğin ortaya çıkması, her soruya cevap verilmesi komplo teorilerini bitirir ki Türkiye’nin buna ihtiyacı vardır.   

Bu vesileyle, yaşadığımız elim vakadan sonra, terörle mücadele üzerinden çatışma, sataşma, pay ve rol kapma döneminin bitişi olsun. Hem acı yaşayıp hem de yanlış tartışmalarla acıyı büyütme devri kapansın.

  • Abone ol