Dink davasını korumak

  • 18.09.2013 00:00

 Hrant Dink öldürüldüğünde, hiçbirimiz için hayatın eskisi gibi olamayacağını biliyorduk. Olmadı da... Şimdi hatırlıyorum da, çok ağır bir depresyona girmiştik. Her yer karanlıktı. O gün, aldığım sakinleştiricilerin etkisiyle yarı uyuşmuş olsam da, Agos'a gittiğimde bir tünelin önümde açıldığını ve içine çekildiğimi hissettim.

Yapacak çok iş vardı. Gazete dolup taşıyordu. Herkes şoktaydı. Agos'un devam edip etmeyeceği şüpheliydi. Hrant gibi bir barış insanını bile öldürebilecek olanlar aramızdaydı. Beyaz bere gördüğümüzde irkiliyorduk. Evimizin duvarları şeffaf olmuş, zaten hasar görmüş güven duygumuz ağır darbe almıştı.

Daha üç hafta önce Agos'un 10. yılını ve Hrant Dink'e verilen ödülü yeni kutlamıştık. Hrant'ın neşesini görmeliydiniz. O ülkesine inanıyordu. Onca tehdide rağmen 'bunun' gerçekleşebileceğine inanmıyordu. Ne ilginçtir ki, kurtlar sofrasında olduğumuzu bile bile bizler de bu iyimserliğe kaptırmıştık kendimizi. Sonra herkes, istisnasız herkes, bu iyimserlikten ötürü çok pişmanlık duydu. Hrant'ı koruyamamış olmanın sorumluluğunu herkes sırtında ağır bir yük olarak hissetti.

Sanırım bir devlet dışında.

Dink ailesi, yerel mahkeme sürecinde çok yıprandı. Kendi deyimleriyle onlarla adeta alay ediliyordu. Mahkemede sergilenen gevşeklik, sanıkların, avukatların lakayt tavırları, sanıkları mahkeme önüne getiren Jandarma aracındaki 'Ya sev ya terk et' yazısından tutun da, Samsun Emniyeti'ndeki bayraklı katil pozlarına kadar, acı üzerine acı, utanç üzerine utanç eklendi.

Bu nedenle, aile yeni davanın duruşmalarına katılmayacağını, bu müsamereye ortak olmayacaklarını açıkladı dün.

Kim onları eleştirebilir?

Ülkede genelkurmay başkanları müebbette mahkum oldu ama, Dink cinayetinin arkasındaki asıl çete, maalesef karanlıkta kaldı. Fethiye Çetin'e o günlerde 'Bu cinayet derin devleti en tepeden gören bir suikast, aydınlanması, devletin kendini inkar ve deşifre etmesi demek olur. Bu davanın aydınlanması ancak kurumların birbiri ile çatışmasından sızan belgeler ve zamanın sürprizleri ile mümkün olabilir' demiştim.

Öyle de oldu. Kurumlar arasındaki çatışma ve kurumlar içindeki halef ve seleflerin mücadelesinden ortaya birçok belge çıktı. Avukatların elde ettiği kanıtlar da oldukça fazlaydı. Ama tüm bu delillere rağmen, yerel mahkeme 'Örgüt yoktur' kararı verdi ve dosya Yargıtay'a gitti.

Rezillik o kadar büyüktü ki, ülke tarihinde ilk defa mahkemenin hakimi ve savcısı birbirine düştü.

Dava Yargıtay'dan döndü ve dün yeniden başladı. Yargıtay 'örgüt var' dedi ama, yeni davanın da çerçevesini çizdi: 'Örgüt terör örgütü değildir, bir çetedir. Yani devleti aramayın, Trabzon'daki gençlerle idare edin.'

Yasin Hayal dünkü duruşmada 'Ben örgüt filan kurmadım' diyordu. Büyük ihtimalle samimi. O sadece zelil bir tetikçi. O zincirin son halkası. Büyük resmi ne bilebilmesi, ne de buna izin verilmesi mümkün.

Şimdi karar zamanı. Eski Türkiye'nin tüm zelil halleri ile yüzleşip yeni bir ülke kuracak mıyız, yoksa yeri geldiğinde derinleşen, yeri geldiğinde yüzeye vuran karma bir devlet yapısı ile idare mi edeceğiz? O zaman, sadece Dink davası değil, karanlıkta kalan tüm cinayet ve katliamların üzerine cesurca gitmek gerek.

Dink davası ile ilgili, Ergenekon ve Kafes davalarında da, Genelkurmay'ın gönderdiği hardisklerde yapılan incelemelerde de birçok belge ortaya çıktı. Aslında, tüm işaretler Özel Harp Dairesi'ni gösteriyor. Dink'in de, tıpkı Rahip Santoro, Danıştay ve Malatya Zirve katliamı gibi, AK Parti hükümetini kaosla devirmek için tertiplendiği, Ergenekon soruşturmasının başladığı tarihten itibaren siyasi cinayetlerin bitmesi ile de anlaşılıyor.

Hükümet, bu davalara gerekli olan siyasi desteği vermeli. Davalar işin ucu nereye giderse gitsin devam etmeli, sonuçlanmalı. Çünkü bu Dink ailesinin meselesi değil sadece, bu kritik davaların aydınlatılması, ülkenin vesayetten, darbelerden ilelebet kurtulması için de elzem.

Yoksa bu dava aydınlanmadığı gibi, siyaset mühendislerine ve kurumlar arasındaki kavgada elverişli bir savaş malzemesi olmaktan öteye gitmez.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar