İranlı Nida’nın ruhu da Gezi’de...

  • 15.06.2013 00:00

 İran’da Reformcu aday Mir Hüseyin Musavi’den çalınarak Ahmedinejad’a kazandırılan Haziran 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından büyük gösteriler patlak vermişti. Bütün dünya, 26 yaşındaki Nida Ağa Sultan’ın gösteriler sırasında acımasızca öldürülüşünü canlı olarak izlemişti. Barışçıl gösteriler sertlikle bastırılmış, pek çok Reformcu hapishanelere tıkılmış, binlercesi de ülkeyi terk etmişti. Reformcu kanadın iki simge ismi Musavi ve Mehdi Kerrubi’nin hâlen ev hapsinde tutuldukları ve kamusal hiçbir mesaj vermelerine izin verilmediği de unutulmamalı. Bu satırlar yazılırken, 2013 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turuna başlanmıştı...

1979 İslam Devrimi’ni yaşamış “Ruhani Önder” Hamaney’in başka bir devrimle devrilme ihtimalinden ne denli ürktüğü abartılı asayişçiliğinden anlaşılabilir. Ruhani Önder, İran’ın son derece karmaşık ve tuhaf rejiminde tüm siyasal gücün yüzde 75’ini elinde tutuyor. Böyle bir güç, Şah’ın elinde bile yoktu. Hamaney’in kendisi de bir “Teokratik Şah” aslında. Rejim’in ısrarla İslami Cumhuriyet olduğunu vurgulayarak, kısmen halk meşruiyetine dayandığı iddiası da 2009’dan sonra sona erdi. Son derece sınırlı bir hareket alanı olsa da, seçilmiş cumhurbaşkanları, “Cumhur’a” da bir söz hakkı tanındığının delilleri sayılıyordu. Böylece İran Rejimi kendisini Suudi Arabistan gibi monarşilerden,“İslam Cumhuriyeti” olduğu iddiasıyla ayrıştırabiliyordu.

1997’de Reformcu Muhammed Hatemi’nin beklenmedik biçimde cumhurbaşkanı seçilmesi,Hamaney’in asla unutamayacağı bir darbe oldu. “Nasıl olsa seçilemez” denerek vitrine konulan Hatemi, kadınların ve gençlerin sandığa hücum etmeleriyle sağlanan yüzde 80’lik rekor katılım neticesinde, oyların yüzde 70’ini alarak seçilmeyi başardı. Bu nedenle 1997 seçimlerine “Kadınlar Seçimi” deniyor.

Özellikle 2000 yılından sonra Hamaney, taşra kökenli yeni bir kuşağı devreye sokarak, Reformcu tehdidi bertaraf etmeye yöneldi. Mahmut Ahmedinejad’da somutlanan, İran-Irak Savaşı’na katılmış bu kuşağın temel özelliği Devrim Muhafızları ve Besiç Milisleri içerisinde militarist değerlerle yetişmiş olmalarıydı. Bu kuşak, Reformcuların Devlet’ten tasfiyesini büyük bir hevesle yerine getirdi ama eline geçen güçle de başı dönmeye başladı.

Daha da kötüsü Ahmedinejad kliğinin kendine özgü milliyetçi bir popülizme yönelerek yer yer reformcu taleplere de göz kırpmaya başlamasıydı. Hamaney’in dinî otoritesini sorgulayan, Mehdi’yle direkt bağı olduğunu iddia edebilen Ahmedinejad, kendisine bu taktikleri veren damadı İsfendiyar Rahim Meşai’yi de 2013 cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olarak hazırlıyordu. Beklendiği gibi Hamaney’in emrindeki Koruyucular Konseyi, Meşai’yi ve daha önce Cumhurbaşkanlığı görevi yapmış Haşimi Rafsancani’yi veto etti. Vetoların tek açıklamasının “korku” olduğunu bilmeyen kalmadı. Bu koşullar altında yapılan bir seçimi, Hamaney’in (adaylarından birisinin) “kazanacağını”öngörmek zor değil. Bu seçimi kazanmak, adım adım gelen büyük bir mağlubiyetin işaret fişeği olmasın?

Bu soruyu yanıtlamak için İran Rejimi’ni er geç mağlup edeceğine ve dönüştüreceğine inandığımız kadınları ve gençleri yeniden anımsamalıyız. 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Musavi’den çalınması üzerine milyonlar sokağa dökülmüştü. 20 hazirandaki gösterilerde Nida Ağa Sultan’ın bir Besiç üyesi tarafından öldürülüşünü bütün dünya canlı olarak izledi. Nida “ses” demek. Bu sesi asla unutmamalıyız. Nida’nın ruhunun Gezi Parkı’nda olduğuna inanıyorum. Neden mi?

Nida, öldürüldüğünde ilk kez bir protesto gösterisine katılıyordu. Şahit olduğu büyük haksızlık, kendisini hızla politikleştirmişti. Nida, İslami Azad Üniversitesi’nde teoloji ve felsefe okurken, eğitimini yarıda bıraktı. Okulda kılık kıyafeti ve yaşam tarzı yüzünden gördüğü baskı, bu kararı almasında etkili olmuştu. Nida evliydi ve eşinin ailesinden de baskı görüyordu. Zor olanı seçti ve boşanmaya karar verdi. Boşanan bir kadın olarak yaşadıkları, elbette Rejim’in katı ahlakçılığından bağımsız değildi. Nida biraz nefes alabilmek için Türkçe öğrenmeye ve tur rehberi olarak sıklıkla Türkiye’ye seyahat etmeye karar verdi.

Rejim’in “yozlaşmış gençlik” diyerek karaladığı pek çok genç gibi Nida da protest müzikle ilgileniyordu. Nida, milyonlarca İran genci gibi Rejim’in İslamizasyon siyasetinin dönüştüremediği, ikna edemediği, “başka türlü bir şeyi” arayanlardandı. Tıpkı Gezi Parkı’ndaki gençler gibi, kendi kişiliğini kendi elleriyle inşa etmek istiyordu. İslami Rejim ne İran halklarını ne de gençliği ve kadınları ikna edebildi. Cebir ve yalan yoluyla alacağı mesafe de çok olamayacak...

Bir gün Tahran Baharı’nın özgürlük çığlığıyla uyanacağız...


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.