Mısır: Yakın geleceğe dair bazı öngörüler...

  • 6.07.2013 00:00

 Bu yazıda Mısır’a özgü kimi unsurların altını çizerek, “yakın gelecekte neler olabilir” sorusuyla ilgili mütevazı tahminlerde bulunmaya çalışacağım.


İslamcılar radikalleşir mi?

AB, ABD ve sevgili yurdumuzda İslamofobiyle vicdanları ve akılları kireçlenmiş kimi zevat, “bu darbe İslamcıları radikalleştirir mi” türünden sorular soruyorlar. Kendi rahatları kaçmadıktan sonra gerisi tufan! Dünya Değerler Araştırması’na göre yüzde 98’le dünyanın en dindar toplumlarından birisi olan Mısırlılar, şiddeti yöntem olarak kullanan İslamcı gurupları hiçbir zaman benimsemediler, püskürttüler.

Bu türden guruplar Mısır’ı terk ederek, Afganistan, Irak gibi sorunlu coğrafyalarda tutunmaya çalıştılar. Daha da önemlisi, kimi İslamcı guruplar da kendi iç tartışmaları sonucunda şiddeti terk ettiler. Bu guruplara seçimlere katılma sözü verilmeden, 2011 Devrimi olmadan zaten silahlı mücadeleyi bırakmışlardı. Bunlardan en önemlisi sayılan İslami Cemaat Örgütüİnşa ve Gelişim Partisi’ni kurarak 2011-12 Meclis seçimlerine katıldı ve 13 sandalye kazandı.

Mübarek döneminde “siyasi parti fikrinin İslam’a aykırı olduğunu savunan” ve Mübarek’e pek sorun çıkarmayan Selefi guruplarsa, 2011’de birden bire partileşmeye karar verdiler. Selefilerin parti hayatını ve seçim sandığını çok sevdiklerini, bu alanda etkili siyasi aktörler olmaktan kolay kolay vazgeçmeyeceklerini öngörebiliriz. Selefilerin planlı, programlı bir biçimde şiddeti siyasal yöntem olarak benimsediklerini iddia etmek doğru değil. Nur Partisi’nin de dâhil olduğu Selefi ağırlıklıİslami Blok, en son Meclis seçimlerinde yüzde 28 oy alarak 123 vekil çıkarmıştı.

Burada akla gelen bir soru Mısır Ordusu’nun Selefilerin partileşmelerine ve seçimlere girmelerine neden izin verdiğidir? Tunus’taki Selefilerin seçimlere katılımına izin verilmemişti. Ordu’nun hesabı, Selefilerin en fazla yüzde 10 civarında oy alacakları, böylece Müslüman Kardeşler’in (MK) partisiHürriyet ve Adalet’in (HAP) oylarını bölecekleriydi. Ne var ki “kışladaki hesap çarşıya uymadı” ve HAP’ın içinde olduğu ittifak, yüzde 37 oyla 235 sandalye kazandı. Nur Partisi’nin darbe sürecinde Ordu’nun yol haritasına destek verdiğini, Mursi’yi yalnız bıraktığını da unutmayalım...

Bizim bu yazıdaki iddiamız şudur: Mısır’daki son askerî darbe, İslamcıları sandıktan uzaklaştırıp şiddete yöneltmeyecektir. İslamcı guruplar, daha da bilenip örgütlenmeye ve zamanla serbestleşmesi umulan seçimlerde etkili olmaya çalışacaklardır. Mübarek Dönemi Mısırında bizdekine benzeyen bir yerel yönetim alanı mevcut değildi. Mursi’nin geçirdiği ve şimdi feshedilen anayasada bu yönde bazı sınırlı adımlar atılmıştı. Küremizin gidişatı gereği şunu öngörebiliriz:Mısır’ın yeni anayasası yerel yönetimlere alan açmak zorunda kalacak. Özellikle MK, sosyal İslam alanındaki tecrübesini buraya taşıyarak, siyasal alanda yitirdiği itibarını toparlamaya çalışacak.

Böylece İslamcıların en büyük zaaflarından birisi aşılabilir. İslamcıların yerel yönetimlerde veya Meclis içerisinde edindikleri siyasi tecrübeleri yetersiz olduğu için, abartılı derecede soyut tartışmalar içerisine çakılıp kalıyorlardı. Oysa Türkiye’de Milli Görüş, yerel yönetimlerde “hizmet siyasetinin” pratik getirilerini fark ederek, yerelden merkeze doğru bir siyasi kuşatma başlattı. Askerler, İslamcıları devletten sivil topluma doğru püskürtmeyi maharet sayabilirler. Oysa küreselleşmenin dinamikleri, artık sivil alanda biriken enerjinin merkezi kuşatmasına olanak tanıyor. Bu da Ordu’yla, isteyerek veya isteyemeyerek aynı sörf tahtasına oturan seküler muhalefetin işini oldukça güçleştiriyor.


Seküler muhalefet bölünür mü?

Mursi’ye karşı birleşen seküler muhalefet, Ulusal Selamet Cephesi (USC) adında bir şemsiye örgüt kurmuştu. USC’nin en büyük hatalarından birisi, Mursi’ye ve anayasasına muhalefet eden ılımlı İslamcıları dışlaması oldu. Diğer bir hata da Eski Rejim kalıntılarına kapılarını açmasıydı. Geçtiğimiz kasım ayında özellikle gençlik örgütleri bu tercihlere tepki duyarak USC’den çekilme tehdidinde bulundular. USC sözcüsü Baradey’in darbe karşısında “kraldan çok kralcı” tavır takınmasının seküler demokratları bu yapıdan uzaklaştırması muhtemeldir.

Darbe’nin bir anlamı da 70-80 yaş gurubundaki ihtiyarları yeniden devlet iktidarının başına getirmesidir ki, Mısır ve Tunus devrimlerinin en önemli nedenlerinden birisinin “yaşlılar yönetimine” isyan olduğunu unutmayalım. 6 Nisan Hareketi başta olmak üzere, gençliğin sürüklediği sol ve liberal örgütlenmelerin, kendilerini darbecilerin kollarına atan (fikrî) dinozorlardan uzak durabilmeleri, yakın geleceğin Mısır siyasetinde temiz kalabilmeleri ve dolayısıyla etkili olabilmelerinin de en önemli ön koşulu olacaktır.

Umarız seküler demokratlar, kendilerini istisnasız bütün otoriterlik biçimlerinden ayrıştırmayı başarırlar...


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.