Mısır: Darbeciler sonlarını hızlandırırken...

  • 31.07.2013 00:00

 Mısır Ordusu’nun 2011 Devrimi’nden bu yana izlediği siyaseti “akıllıca” bulanlar olabilir. Buna göre Ordu, iki defa Devrim’i “çalma” başarısı göstermiştir! Oysa güncel analizlerin aceleciliğinden sıyrılıp, daha tarihsel bir bakış açısı geliştirebilirsek, tarihi okuyamayan bir kurumun kendi tarih dışılığını hızlandırdığına şahit olduğumuzu söyleyebiliriz.

Mısır Ordusu, aslında Mübarek döneminde çok büyük bir şansı değerlendiremedi. İslamcı yapılar şiddet kullanmaktan vazgeçtiklerinde, siyasal katılım kanallarını genişleterek, tedrici bir entegrasyon yoluna gidilebilirdi. Müslüman Kardeşler (MK), zaten çok uzun süredir şiddete başvurmuyordu. Ama ne MK resmen tanındı ne de parti kurmalarına izin verildi. Bunun yerine, günümüze kadar sürdürülen bir “bağımsız adaylar” yalanına sığınıldı. Buna göre yurttaşlar ikiye ayrılıyorlardı: Partililer ve bağımsızlar. MK’ye yakın “bağımsızlar” 2005 seçimlerinde Meclis’e 88 vekil sokmayı başarmışlardı. Ne var ki Mübarek, daha sonraki seçimleri yeniden “sopalı seçimlere” çevirerek bu evrimi kendi elleriyle boğdu. Eğer bu sürece olanak tanınsaydı, MK’nın parlamenterleri tecrübe kazanacaklar, ülke yönetimine geldiklerinde, soyut tartışmalar içerisinde kaybolmayacaklardı...

Yüksek Askerî Konsey (YAK) Devrim’den sonra da hatalarına devam etti. Öncelikle seçim sistemini değiştirmeye yanaşmayarak, kendi elleriyle kurduğu tuzağa kendisi düştü. Selefilerin partileşmelerine izin verirken hesap, yaklaşık yüzde on oy alacakları; böylece MK’nin oylarını bölecekleriydi ki, bu öngörü tutmadı. Selefiler yüzde 25’in üzerinde oy aldılar. Diğer bir hesap “nüfuzlu” şahısların önünü açan seçim sistemini değiştirmeyerek MK’yı zayıflatmaktı. Buna rağmen MK’nın partisi, seçim sistemini lehine çevirerek sandalye sayısını artırdı.

Askerler, kafalarında tasarladıkları Meclis’i oluşturamadılar. Hesapları Mübarek yanlıları dâhil, seküler muhalefetin en azından anayasa yapımında kilit olabileceği bir meclisti. Sonuçta laik vekillerin toplamı yüzde 20’yi dahi bulamadı. Askerler bunun üzerine Yargı’daki dostlarını devreye sokarak “mızıkçılık” yapmaya başladılar. Önce bir bahaneyle İslamcı ağırlıklı Meclis feshedildi. Bu Meclis’ten çıkan anayasa komisyonları üzerinde baskı oluşturuldu. Askerin bir sonraki hamlesi, Mübarek zamanında başbakanlık yapan Ahmed Şefik’in Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasıydı. Şefik Haziran 2012’deki seçimleri az kalsın kazanıyordu! Laik demokratlar, Mursi’ye oy vermeselerdi, Mısır’da Mübarek dönemine yeniden dönülecekti...

Ordu bugün de MK’yı dışlayarak darbe sürecini götürebileceğine inanıyor. Sözde bağımsız “teknokratlarla” özde siyasi sorunların çözülebileceğini düşünüyorlar. “Güneş gözlüklü, çakı gibi asker imajıyla” kendi suretine sevdalı görünen General Sisi, aynı kirli suda yeniden yıkanılabileceğine inanıyor. “Terör ve şiddete karşı kendisine destek verilmesi için” halkı sokağa döken Sisi, bunu hangi sıfatla yapıyor? Zira ortada “atanmış” bir cumhurbaşkanı ve başbakan var. Sisi’nin güvenlikçi bakışı, halkın sopayla meydanları bırakacağı hesabına dayalı. İki gün önce MK’ya “Geçiş sürecine katılmanız için 48 saatiniz var!” diyerek yeni bir komediye daha imza attı. Oysa İran Devrimi’nden biliyoruz. Göstericileri “taramaya” başlamak çok hayati bir taktiktir. Onlarcasını öldürmenize rağmen sokakları terk etmeyebilirler. “Askerleriniz” onları öldürmeyi reddedebilir. Korku Cumhuriyetini çoktan aşan Mısırlıların böylece sokakları boşaltacaklarına inanmak, Mısır Ordusu’nun tarihi okuyamayan tarih dışılığının en açık göstergesi...


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.