Mısır’ın karanlık günleri

  • 8.10.2013 00:00

 Mısır’da Mursi’nin bir yıllık cumhurbaşkanlığı döneminde ciddi bir memnuniyetsizler kitlesi oluşmuş, yapılacak herhangi bir seçimde Müslüman Kardeşler’in (MK) büyük bir oy kaybına uğrayacağı tahmini yaygınlaşmıştı. Bu sırada ortaya çıkan Temerrud (isyanHareketi, Mursi’nin istifasını talep eden 22 milyon imza topladıklarını iddia ediyordu. Yapılan kimi kamuoyu araştırmalarında da Mursi’den memnun olmayanların yüzde 70’leri aştığı söyleniyordu. YineTahrir’de yapılan mitinglerde, Devrim sürecinden daha fazla bir kitleselliğe ulaşıldığı gözlenmişti.

Mısır’da Mübarek’i deviren halk iradesi, Mursi’yi de silkelemeye başlamışken, Ordu fırsatı kaçırmadı ve yangından mal kaçırır gibi darbesini indiriverdi. Bu darbeyle beraber bazı soruların cevabını somut biçimde alma şansımız da ortadan kalktı. “22 milyon imza topladık” iddiası, Türkiye’de 27 Mayısöncesinde dolaşıma sokulan abartılı söylentileri andırıyor. Mursi muhaliflerinin iddialarının ne kadar haklı olduğunu asla bilemeyeceğiz. “En iyi kamuoyu araştırması olan serbest seçimler” yoluyla bu iddiaları test etme şansını yitirdik.


3 Temmuz Askerî Darbesi
’nden sonra 1000’den fazla insan öldürüldü. Bu ölümlerin büyük bölümü, barışçıl göstericilere açılan ateş sonucunda yaşandı. Yüzlerce MK üyesi tutuklandı. Ardından şiddetten uzak duran bu örgütün feshedildiği ve malvarlığına el konulacağı açıklandı.

Tüm bu haksızlıklara rağmen, darbe mağdurlarının hak ettikleri desteği gördüklerini söylemek çok zor. Ahlaki üstünlük darbe mağdurlarının elinde. Artık onların birleştirici, bütünleştirici bir “acı hikâyeleri” var. Bu hikâyenin verdiği dirençle Mısır siyasetinde yeniden etkin konuma geleceklerini öngörmek zor değil.

Tüm bu haksızlıklara karşın, darbecileri destekleyen seküler kesimde şimdilik büyük bir çatlak görünmüyor. Darbecilerin önerdiği Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı görevini kabul eden “LiberalMuhammed Baradey, ağustosta yaşanan kitlesel bir katliamdan sonra görevini bırakarak apar topar Viyana’ya gitti. Aslında kaçmaması; “Hata ettik, daha demokratik bir Mısır ancak sivil ve demokratik güçlerce kurulabilir. Devrim’i düştüğü yerden kaldıralım” demesi gerekirdi.


Marksizm 2013 Güz Toplantıları
’nda bir konuşma yapan Mısırlı Devrimci SosyalistlerdenWassim Wagdy, “Ne Ordu ne Mursi” dedikleri için başlangıçta nasıl yalnız bırakıldıklarını ve hain damgası yediklerini anlattı. Wagdy’nin arkadaşları, 6 Nisan HareketiDevrim Şehitleri Aileleri Derneği gibi yapılarla darbecilere mesafeli bir siyasi hattı güçlendirmeye çalışıyorlar. Bu anlamlı girişimin şimdilik yeterince etkili olduğunu söylemek mümkün değil. Yine de bu karanlık günlerin tarihini yazanlar, yaşanan çılgınlığa kapılmama dirayeti gösterenleri not edeceklerdir.

Mısır da kimi sol ve liberal çevreler, geç de olsa asıl çözümün yeniden Tahrir Ruhu’na geri dönmek olduğunu kavramış görünüyorlar. Seküler demokratlar, darbecilerden açık bir mesafe alıp, Devrim mirasına sahip çıkarlarsa, bu sadece kendileri için değil, tüm Mısır için hayat öpücüğü olacaktır. Henüz “nispeten etkin” konumlara sahipken, bu şanslarını kullanmalılar.

Aksi takdirde Ordu’nun, “terörle savaş” söylemi üzerinden bazı İslamcı gurupları şiddete iterek yaratmaya çalıştığı “kontrollü gerilim” siyaseti başarıya ulaşabilir. MK liderlerinin bu oyunun farkında oldukları ve tuzağa düşmemek için çabaladıkları söylenebilir. Kontrollü gerilim siyaseti izleyenler aslında ateşle oynuyorlar. Kontrol yitirilirse ve iç savaş nedeniyle başka bir Suriye ortaya çıkarsa bunda en büyük sorumluluğun kandan ve baruttan iktidar devşirmek isteyenlerde olacağı açıktır...


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.