Arınç’ın haysiyet isyanı

  • 12.11.2013 00:00

 AKP içerisinde Erdoğan’ın liderlik tarzından kaynaklanan gerilimlerin idare edilebilir olmaktan çıktığına dair bazı işaretler vardı. Arınç’ın çıkışı, bu tarzın artık sürdürülebilir olmadığına dair bir uyarı niteliği de taşıyor.

AKP’de çok sayıda milletvekilinin Erdoğan’ın sert üslubuna ve kutuplaşma yaratan konuları birdenbire gündeme taşımasına yönelik itirazları olduğu biliniyor. Ama parti içerisinde örgütlü bir muhalefetin varlığından bahsetmek mümkün değil. Erdoğan’ın liderlik anlayışı, herhangi bir muhalif guruplaşmayı, en yakın fırsatta tasfiye etmeye yönelik. Parti kurulduğundan beri her seçim, potansiyel muhaliflerin budandığı fırsatlar olarak kullanıldı.

Tam da bu nedenlerle AKP, sağ iktidarlar arasında parti içi muhalefetin en cılız olduğu yapı. Menderes’in muhalifleri, zaman zaman bakanları düşürür, Menderes’e geri adım attırırlardı. AP’deki muhalefet, ayrı bir parti kuracak kadar güçlenmiş, partiden koparak Demokratik Parti’ye geçmişti. Özal da, Milliyetçi, Muhafazakâr ve Batıcı kanatlar arasında denge aramak zorundaydı ve kimi parti kongrelerinde istemediği listeler seçimleri kazanabiliyordu.

AKP’de parti içi eleştiri kültürünün oluşmasına izin verilmiyor” dendiğinde kimi AKP sözcülerinin cevabı, “Bizim partimizde kurullar çalışıyor. Başbakan bizleri sürekli dinliyor” oluyor. Muhalefet ettikleri takdirde, “itaat et, ödüllendiril” oyununun dışında kalacaklarını bilenler, böyle bir cesareti nasıl gösterebilir? Kaldı ki çok sayıda AKP’li, Başbakan ne kadar yanlış hamle yaparsa yapsın, adeta “Başbakan’a yaranma korosu” gibi hareket ediyorlar. Yanlışı büyütmek üzerine kariyer inşa etmeyi göze alabiliyorlar.

Başbakan’dan ne gelirse başım üstüne” diyen partililerin ve medyanın oluşturduğu “Kral ne güzel söyledi” korosuna karşı “Kral çıplak” diyebilmek için, bir daha seçilmeme riskini göze alabilmek gerekiyor. AKP’de bu riski almaya başlayan vekiller olduğunu görüyoruz. Bunların sayısının artmasına neden olabilecek bir durum da, üç dönem milletvekili seçilme sınırında olan ve bir daha siyasete dönme isteği taşımayanların varlığı. Bu isimler giderek daha eleştirel olabilirler.

Örgütlü muhalefete nefes aldırılmayan partilerde, eleştirel seslerin daha gür duyulabilmesi için şahsi ağırlıkları olan isimlerin devreye girmeleri gerekir. Bugüne kadar eksik olan buydu. Arınç’ın “Ben sadece bir bakan değilim, benim bir özgül ağırlığım var” diyerek başlattığı haysiyet isyanında dikkatlice vurgulanan husus, kendisinin parti içerisinde taşları yerinden oynatabilecek nadir isimlerden olduğudur.

Arınç, GülErdoğanŞener gibi parti kuruluşunda özgül ağırlıklara sahip dört isimden birisi olduğunu anımsatmak gereği duymuştur. Sahiden de Erdoğan en başlarda bu dörtlü içerisinde “herkesten biraz daha eşit” konumdayken, şimdi özgül ağırlıkları gündemde olan sadece Erdoğan ve Gül kaldı. Şener, yine başka bir haysiyet isyanı sonucunda, Erdoğan’ın kendisine gereken ağırlığı ve kıymeti vermediğine dair bir kırıklıkla partiden ayrıldı.

Arınç, Erdoğan-Gül tahterevallisinde giderek ikinci planda kaldığını görmemiş olamaz. Şimdi verdiği mesaj, “Gül’ün yanına oturursam, başına gelebilecekleri bir düşün” de olabilir. Arınç’ın çıkışı bu anlamıyla son derece önemlidir ve açtığı havalandırma deliğinden başkalarının da istifade edeceği öngörülebilir.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.