CHP ve İstanbul’un seçimi

  • 30.11.2013 00:00

 2009 yılında yapılan yerel seçimlerde CHP, İstanbul’daki 39 ilçe belediyesinden 12’sini kazandı. Bu seçimlerin en büyük sürprizi CHP’nin Kartal, Maltepe ve Sarıyer belediyelerini almasıydı. Şişli’yi de bu listeye eklerseniz sayı 13’e, yani toplamın üçte birine yükseliyor.

Kazanılan ilçe belediyelerin nüfusları dikkate alınarak yapılan bir hesaplama ise çarpıcı sonuçlar veriyor. CHP’li ilçe belediyelerinin toplam nüfusu, 3 milyon 627 binde kalırken, AKP’li belediyelerin yönettiği ilçelerin nüfusu yaklaşık 10 milyonu buluyor. Buna göre AKP ilçe belediyeleri, İstanbul’un yüzde 75’ineCHP’li belediyeler de yüzde 25’ine dokunabiliyor. İstanbul’un en yüksek nüfusa sahip 10 ilçesi içerisinde (Sırasıyla Bağcılar, K.Çekmece, Ümraniye, Pendik, B.Evler, Kadıköy, Üsküdar, Esenyurt, Sultangazi ve G.O.Paşa) sadece Kadıköy CHP’li belediye sahip.

Bu tabloya bakınca yaklaşan yerel seçimlerde CHP’nin en önemli stratejisinin, sıkıştığı “eski İstanbul” kuşatmasını yararak “yeni İstanbul’da” kaleler fethetmek olacağı açıktır. Bu açıdan bakıldığında CHP’nin, BeylikdüzüÇekmeköyTuzlaBeyoğlu ve Beykoz gibi genellikle küçük oy oranlarıyla kaybettiği belediyelere yükleneceği anlaşılıyor. Büyük ilçelerde oyunu artırma zarureti de ortada.

Beylikdüzü seçimleri çok ilginç bir sonuç ortaya koymuştu: Seçmenler, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve İlçe Belediye Meclisi seçimlerinde CHP’yi birinci parti yaparlarken, İlçe Belediye Başkanlığını AKP’li aday kazanmıştı. İlçe Belediye Meclisi’nde CHP çoğunluğu yakalamış; ama Belediye Başkanlığı kaybedilmişti. Bu da CHP’lilerin yanlış gördükleri aday nedeniyle partilerini cezalandırdıklarını gösteriyor.

Bu örnek de aslında CHP’nin “yeni İstanbul’a” nasıl açılabileceğiyle ilgili ipuçları barındırıyor. CHP, kısa süre önce oluşan yeni ilçelerde, buraların seçmen sosyolojisine uygun adaylar çıkarmalı. Parti, bu ilçelerin dinamiklerini iyi yakalayan adaylar çıkarır, mevcut örgütlerini de adaylar etrafında toparlayabilirse, ciddi bir açılım yakalayabilir.

Eski CHP’lilerin yeni dinamikleri temsil eden adaylara tepki duymamalarını sağlayacak yegâne faktör de Büyükşehir Belediyesi’ni kazanma umududur. Sarıgül’ün kampanyası, kazanma umudunu büyütebilirse, örgüt hedefe kilitlenerek başarı hikâyesinin parçası olmayı isteyecektir. Aslında AKP’lileri İstanbul seçimleri açısından tedirginliğe düşüren olasılık da budur. AKP, stratejik oy verme kapasitesine sahip İstanbul seçmeninin 2009’da Kılıçdaroğlu’na verdiği desteğin bir benzerini; bu defa daha yoğun olarak Sarıgül’e verme ihtimalinden ürkmektedir.

Bu noktada da Beylikdüzü örneğine geri dönebiliriz: CHP, İlçe Belediye Meclisi seçimlerinde yüzde 32’de kalırken, aynı ilçeden Büyükşehir adayı CHP’li Kılıçdaroğlu’na yüzde 41 destek çıkmıştı. Aradaki yüzde 11 fark ne anlama geliyor? Sadece Kürt seçmenlerin değil, ilçede önemli bir ağırlığı olan MHP’li seçmenlerin de bir bölümünün Kılıçdaroğlu’na oy verdikleri açıkça görülebiliyor.

Sarıgül’ün bu desteği daha da artırma ihtimali mevcuttur. Zira “yeni İstanbul’un” seçmenleri arasında yukarıya doğru hareket etme umudu taşıyanlar, Sarıgül örneğinde kendilerine değen bir başarı hikâyesi görüyorlar. Sadece ilçe belediyelerinin adaylarının isabetle seçilmeleri değil, iyi düşünülmüş bir kampanya ve özellikle gençlerin bu kampanyanın her aşamasında etkin biçimde öne çıkarılmaları, İstanbul seçimlerinin kaderini değiştirebilir.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.