Hükümetçi medyanın işi zor...

  • 7.12.2013 00:00

 Hükümet yanlısı medyayı kabaca ikiye ayırabiliriz: İdeolojik bir motivasyonla AKP’nin organik sözcülüğüne soyunanlar ve her devrin muktedirlerine yanaşma tercihiyle AKP’ye dönemsel destek verenler. Bu ikinciler, AKP zayıflarsa veya seçimleri yitirirse, kadrolarında bir iki takviye yaparak yeni muktedirlere yanaşma “esnekliğini” gösterecektir.

AKP’den ciddi biçimde ürktükleri için “mecburen dengeli” bir çizgi izleyen basın çevrelerini dışarıda bırakıp, bu iki guruba odaklandığımızda, mevcut yazılı basın içerisinde Hükümetçi medyanın yaklaşık yüzde 30’u oluşturduğu görülecektir. Biz bu oldukça genel hesaplamayı yaparken, Turkuazve Yaysat rakamlarını veren Medyatava sitesindeki son tiraj durumunu esas alıyoruz.

Bu hesaplama elbette öznellik barındırıyor. Başka bir hesaplama az çok farklı sonuçlar da ortaya koyabilir. Mesela bayi tirajlarını dikkate alırsak, Hükümetçi medyanın daha da zorlandığını görebiliriz. Hükümete rakip gazetelerin okurları daha sadık. Bunu da bayie gidip gazetelerini alma heveslerinden çıkarabiliriz.

Bugün Hükümet medyası ve Cemaat’e yakın medya arasında bir gerilim olduğu için, Cemaat medyasını ayrıca değerlendirmemiz gerekiyor. Bu guruba yakın gazetelerin de yüzde 30’a yaklaşan bir tiraj büyüklüğüne sahip oldukları görülüyor.

Hükümet’e yumuşak ve sert muhalefet eden veya dengeli tavır gösteren gazeteleri dikkate aldığımızdaysa, yaklaşık yüzde 35’lik bir ağırlık ortaya çıkıyor. Yakın zamanda oldukça pasifize edilen “Abdi İpekçi’nin gazetesini” buradan düştüğümüzde, sözkonusu ağırlık yüzde 30’lara iniyor. Burada unutulmaması gereken bir husus daha var: Bazı gazeteler, Hükümet’e açık biçimde eleştirel tavır alamasalar da, Hükümet’e muhalif okurlarını koruyabiliyorlar. Bu okurlar hatırına dengeli olmaya gayret ediyorlar ki, işleri oldukça zor.

Bu üçüncü blok içerisinde Ulusalcı basının ağırlığı dikkate alınmalıdır: Ulusalcı gazeteler, üçüncü blok içerisinde yüzde 35’e yakın bir ağırlığa sahip. Ulusalcı gazetelerin okurları oldukça sadık. Ulusalcı gazetelerin sert ideolojik tavırları, sadece takdir görmüyor; aynı zamanda tiraj desteği verme nedeni de sayılıyor. HürriyetMilliyet gibi gazetelerin okurları, aynı zamanda Ulusalcı gazeteleri de satın alıp, takip ediyorlar.

Daha pragmatik Kemalistlerle, sert Ulusalcılar arasında alttan alta işleyen rekabet, gazete içerik ve tirajlarına da yansıyor. Ulusalcı gazeteleri takip edenlerin bir bölümü, pragmatik Kemalistlerle köprüleri atmamaları gerektiğini seziyorlar. Durum az çok CHP içerisindeki rekabeti andırıyor...

Gelelim Hükümetçi medyaya. Buradaki medya gurupları, mevcut durumlarını AKP’nin hükümet olmasına borçlular. Bir bakıma taşıma suyla değirmen döndürmeye çalışıyorlar. AKP’nin olmadığı veya iyice zayıfladığı bir Türkiye’de son derece etkisiz kalacaklar. Burada Hükümetçi medya denirken, İslami- Muhafazakâr eğilimleri belirgin medya anlaşılmamalı. Bu çizgideki bazı gazeteler, Hükümet’ten giderek uzaklaşıyor.

Hükümetçi medya, AKP’yle hem maddiyat hem de gönül bağı olan bazı İslami çevrelerle, AKP’yle sadece “çıkar bağı” olan, ama ideolojik yakınlığı bulunmayan çevrelerden oluşuyor. İkinci gurup, Gemi su aldığında hemen kaçacaktır. Gezi süreci, Hükümetçi medyanın giderek “pravdalaşmasının”, ahlaki inandırıcılığını yitirmesinin miladı oldu. İleride, Gezi sürecinde düşülen durumun yol açtığı tahribat daha iyi anlaşılacak.

Yakın gelecekte Memet Ali Alabora’dan özür dilemek moda olursa sakın şaşırmayın...


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.