Kozmopolitler ve siyaset

  • 10.12.2013 00:00

  Gezi sürecinde oldukça etkin ve görünür olduklarını düşündüğüm bir kesit için hangi kavramı kullanabiliriz sorusunun yanıtlarını ararken, “kozmopolitler” fikri aklıma düştü. En doğru kavram olduğu iddiasında değilim. Yeter ki meseleyi anlatmamı kolaylaştırsın. Gözünüzün önüne bir süre yurtdışında doktora yapmış genç bir akademisyeni veya plazalarda saygın bir işi olan bir başkasını getirebilirsiniz.

 

 

Küresel kapitalizmle entegre olmuş her ülkede karşınıza çıkabilecek bir kesit, profesyonel kozmopolitler. Çoğunlukla orta ve üst-orta sınıfa mensuplar. Kozmopolitler, kapitalist sistemin içinde maddi bakımdan avantajlı konumlara sahip olmakla beraber, bu sistemin kültürel ve ekolojik sonuçlarından rahatsızlar.

 

Kozmopolitler de esnek üretim ilişkileri evreninde var olmak zorunda olduklarından, kapitalist sistemin “yıkıcı yaratıcılığının” kurbanları olarak, kolayca işsiz kalabiliyorlar. Ama bulundukları kültürel ve sınıfsal ağlar nedeniyle, işsizliği de nispeten daha hafif hasarlarla tecrübe ediyorlar. Onları sömürüden çok yabancılaşma kavramı heyecanlandırıyor. Bu demek değil ki, sömürülenlere karşı ilgisizler.

 

Bu nedenle “beyaz yakalı” olmakla kozmopolitlik arasında bir fark olduğunu söyleyebiliriz. Beyaz yakalılar, verili sistemin açık veya örtük destekçileri olabilecekken, kozmopolitler yer yer sistem karşıtlığına denk düşen yönelimlere sahipler. Kozmopolitler, beyaz yakalılardan kendilerini yaşam tarzları ve tüketim tercihleri üzerinden ayrıştırıyorlar.

 

Türkiye demokratikleşme sürecini tamamlamış olsaydı, Avrupa’daki Yeşiller benzeri partilerle gönül bağı oluşturabileceklerini bekleyebileceğimiz kozmopolitler, bugünün Türkiye’sinde siyasal alanla daha farklı bir ilişki kurma zorunluluğu hissediyorlar. Bu zorunluluk, yaşam alanlarındaki belirleyiciliklerinin siyaset alanına tekabül etmemesiyle yakından ilişkili.

 

AKP’nin giderek otoriterleşmesinin onlar için ciddi bir tehdit oluşturduğunun farkındalar. Ama siyasetle ilişkilenmelerinin nedeni sadece bu değil. Küreselleşmenin niceliksel ve niteliksel olarak kuvvetlendirdiği bu kesim, siyaset alanında da etkili olmak istiyor. Tehdit algısı ve güç istencinin yan yana yürüdüğü ilginç bir süreç var.

 

Kozmopolitler, Gezi ruhunun oluşabilmesinde çimento rolü üstlendiler: Sosyalistler, Kürtler, Anti-Kapitalist Müslümanlar ve LGBT bireyler gibi belli çevrelerde “marjinal” görülen kesimlerle temas kurabildiler. Kozmopolitlerle, Kemalizm’e daha yakın duran gençler arasında da ciddi bir etkileşim ortaya çıktı. Gezi’de etkili olan her kesimle bağ kurabilen asıl “iletici kayış”, kozmopolitlerdi.

 

Hem Gezi direnişinde hem sonraki forumlarda kozmopolitler ve Kemalistler, birbirlerini kıyasıya eleştirmelerine rağmen beraber var olmanın yollarını da aradılar. AKP karşısında hissedilen varoluşsal tehdit, daha önce görülmeyen ittifaklarla güç biriktirme arayışını kolaylaştırıyor.

 

Gençlik içerisinde daha pragmatik Kemalist yorumların, örgütlü sert Kemalizm’i geriletmesi mümkün olursa, kozmopolitlerle beraber yolculuk etme ihtimali daha da artacaktır. İçe kapanmacı, sert Kemalizm, sözkonusu gençlerin ulusal ölçeğe sıkışmaları sonucunu vererek, küresel alanda etkili olabilmeleri ihtimalini dinamitlemektedir. Zira sert Kemalizm yorumları, sözkonusu gençliğin küreselleşme süreciyle çakışan sınıfsal çıkarlarına uygun bir çerçeve sunma şansına sahip değil.

http://www.taraf.com.tr/yuksel-taskin/makale-kozmopolitler-ve-siyaset.htm

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.