AKP’lilerin ikilemi

  • 24.12.2013 00:00

 Gezi sürecinde Erdoğan’ı eleştirme cesaretini gösteremeyerek ülkenin kutuplaşmasını derinleştiren AKP’liler, aynı hatayı bugün de tekrarlıyorlar. Çok sayıda partili şu mantıkla hareket ediyor: “Başbakan’ı yemeye çalışıyorlar. Ne olursa olsun etrafında kenetlenmeliyiz.

Yedirmeyiz” diyenlerin tümünün “davaları” için bunu yaptıklarına inanmak isterdim. Azımsanamayacak sayıda bir kesimin temel motivasyonu, Erdoğan’la bir yerlere gelebilenlerin, Erdoğan’sız bir Türkiye’de bu kazanımlarını yitirecekleri endişesidir. Başka bir ifadeyle, sözkonusu savunmacılığın arkasında zümrevi kaygı ve korkular yatmakta. Eğer bir dava adına hareket etme saflığı olsaydı, kişiler değil idealler için kalem oynatılırdı.

Hakkında ciddi yolsuzluk iddiaları olan partililerle ilgili tek laf etmeyenler, varsayalım ki bunu inandıkları bir dava için yapıyorlar. Bu durumda çok basit bir mantık yürütmemiz kaçınılmaz: “Aslolan davamızdır, şahıslar sonra gelir” diyebiliyorsanız; sahiden de davanızın derdindeyseniz, zaten partinizde “temiz eller operasyonunu” bizzat sizlerin başlatması gerekir. Aklıselim sahibi herkes biliyor ki, AKP’de parti içi demokrasi ve şeffaflık mekanizmalarının olmayışı, bu tür olayların ve söylentilerin patlak vermesinin asıl sebepleridir.

Partimiz nepotizme bulaştı, arınmalıyız” diyebilenlerin ilk yapmaları gereken, haklarında soruşturma olan, hatta ciddi şüpheler oluşan partililerin görevlerinden istifa etmelerini talep etmekti. Ardından da parti içi demokrasi ve denetim mekanizmalarının oluşturulmasını istemeliydiler. Şimdiye kadar bunlar yapılmadı. Bu meselede de Başbakan’ın asıl karar verici olarak hareket etmesiyle yetinildi. Milyonlarca üyesi olan bir parti, bu kadar zor bir meselede tüm sorumluluğu, son derece yorgun ve tepkisel görünen Başbakan’ın üstüne yıktı. Doğrusu Başbakan da her hususta tek belirleyici olma ısrarından milim sapmış değil.

AKP’ye oy veren mütedeyyinler de AKP kalemleri ve parti sözcüleri tarafından duygusal baskı altına alınmak isteniyorlar. Mesaj çok açık: “Biz gidersek sahipsiz kalırsınız.” Hiçbir seçmen gurubu, hiçbir siyasi partinin tapulu arazisi değildir. AKP’nin bugün temsil ettiği sosyolojik dinamikler, son yolsuzluk söylentileriyle yok olup gidecek değiller. AKP kendisini yenileme iradesi gösterirse bu partiyle; gösteremezse de başka partilerle bağ kurarak, yollarına devam edeceklerdir. Dolayısıyla varlığı tehlikede olan, “sessiz muhafazakâr kitle” değil; onun “hakiki evlatları” olduğunu iddia eden, ama çoktan başka dünyalara yelken açmış insanlardır.

Önümüzdeki süreçte hiçbir siyasi aktör, mütedeyyin kesimlerin kazanılmış haklarını ve temel özgürlüklerini geriye çeviremez. Bu konuda toplumda oluşan uzlaşma, kitle partilerini de etkisi altına almış durumda. Eğer kimi muhafazakâr kesimler, devlet içinde kümelenen veya uluslararası bağlantıları olduğunu iddia ettikleri yapılardan rahatsızlık duyuyorlarsa yapacakları şey açıktır: Bu girişimleri boşa çıkaracak olan hukuk devletini ve herkes için kapsayıcı bir özgürlük anlayışını savunmak. Bunu yapabilmeleri için de, Erdoğan’ın ısrarla marjinalleştirmek istediği kesimlerle bağ kurmalılar.

Çok sayıda AKP’liyi de rahatsız eden “ahbap çavuş” ilişkilerinin asıl nedeni, partide ve ülkede acı biçimde hissedilen demokrasi eksikliğidir. Eğer teşhisiniz buysa, bunları yüksek sesle söylemenin zamandır.


[email protected]

http://www.taraf.com.tr/yuksel-taskin/makale-akp-lilerin-ikilemi.htm

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.