Kriz nasıl çözülür

  • 31.12.2013 00:00

 Yaşanan son süreçte Cumhurbaşkanı’nın çok daha etkili bir şekilde devreye girmesi gerektiğini düşünenler artıyor. Bazıları Gül’ün yeni Bakanlar Kurulu listesindeki malum isimleri onaylamadığını, böylece tavrını gösterdiğini savunuyorlar. Gül, iki tarafı da ürkütmeyecek dengeci duruşunu sürdürüyor.

Yaşanan kriz, AKP ve Cemaat’in daha önce kurdukları ittifak neticesinde biriken güç ve ardından gelen kontrolsüzlükle yakından ilişkili. Krizin çözülebilmesi için, iki aktörün beraberce yarattıkları siyasal ortamın aşılması gerekiyor. Dengecilikle çözülebilecek bir kriz değil sözkonusu olan. Bu sorun temelde siyasal bir sorundur ve sadece siyasal aktörler tarafından çözülebilir.

Çözüm için kilit soru, AKP’nin mevcut siyasal iklimi değiştirme iradesi gösterip göstermeyeceğidir. Varsayalım AKP, Cemaat’le çatışma kararlılığını sürdürdü. Bu durumda başlatmış olduğu “cadı avını” derinleştirmesi gerekecek. Cemaat’in devlet içerisindeki kadrolarını tırpanlayıp, nispeten etkisizleştirebilir. Yine Cemaat’e yakın iş çevrelerini devlet ve yerel yönetimlerin teşviklerinden uzak tutarak darbe indirebilir. Dershanelerden, üniversitelere kadar geniş çaplı bir tasfiyeye de girişebilir. Tıpkı bazı Kemalist çevrelerin zamanında İslamcılara yaptıkları gibi. Sonuçta Kemalistler başarılı olamadıkları gibi İslamcı rakiplerine baskı altında ayakta kalmayı da öğretmiş oldular.

Aynı denklem, tersinden Cemaat için de kurulabilir. Cemaat’in medya ve devlet ayaklarının içerisine yuvarlandıkları, “var kalabilmek için yok etmek gerekir” psikolojisinden sıyrılması gerekiyor.

Buradaki ikilem açıktır: AKP, başlatmış olduğu operasyonu demokrasi sınırları içerisinde yürütemez. Devlet’in fişleme gibi yöntemlerine başvurmak zorunda kalır. Daha da otoriterleşirse, başka çevrelerden de direnç görür.

Böyle bir strateji içerisinde, Kürtleri yanına çekmeye çalışması da sonuç getirmez. Çünkü otoriter yönelimli bir AKP’yle çözüm süreci de başarıya ulaştırılamayacaktır. Çözümün kapsamlı demokratikleşme paketleriyle mümkün olabileceğini örgütlü Kürtler çok iyi biliyorlar.

Bu nedenlerle AKP’nin anayasa yapım sürecini yeniden başlatmaktan başka çaresi yok. Bunun için de Gül’ün devreye girmesi gerekiyor. Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun 18 Aralık’ta feshedilmesinden her parti biraz sorumlu olsa da asıl sorumluluğun AKP’de olduğu açıktır.

AKP sürecin ortasında Başkanlık Sistemi önerisini getirerek, komisyonu zor durumda bırakmıştır. Başkanlık Sistemi’ni kabul ettiğinizde çok sayıda maddeyi yeniden yazmanız gerekir. Sistem konusunu çözemeyen bir komisyon zaten yol alamaz. Hem toplumun geniş kesimleri hem de komisyondaki üç parti, bu öneriye karşı olduğuna göre, AKP geri adım atmalı, süreci yeniden başlatmalıdır.

AKP’nin çözüm sürecini sona erdirme lüksü yoktur. CHP’nin de çözüme karşı çıkarak kendisini ebedi muhalefete kilitleme seçeneği yoktur. Bu durumda geniş kapsamlı bir demokratikleşme hamlesi için AKP ve CHP temelli bir anayasa yazılabilir. Bu iki aktör böyle bir irade gösterirlerse, demokrasi yanlısı diğer güçleri de yanlarında bulacaklardır.

Yeni anayasa sürecinin meşruiyet kazanması için, ciddi bir siyasi af kaçınılmazdır. Binlerce KCK’lının içeride olduğu, hukukun siyasileştirilmesiyle sulandırılan Ergenekon, Balyoz gibi davalarla ağır ve yer yer haksız mahkûmiyet ve mağduriyetlerin yaratıldığı bir ülkede siyasi af, yeni bir başlangıç için temiz hava etkisi yaratabilir.

Gül’ün iki süreci de başlatabilecek dinamizmi göstermesi, artık biraz risk alması gerekiyor.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.