Eleştirmek ihanet midir

  • 28.01.2014 00:00

 Freedom House’un 2013 Özgürlükler Raporu’nda  “özgürlüklerin azaldığı” 54 ülkeden birisi de Türkiye. Raporda özgürlüklerin geriye gitmesinin en önemli sebeplerinden birisinin “modern otoriter” (liderler) olduğu vurgulanıyor: “Modern otoriterlerin öncelikli hedefi, siyasi çoğulculuğu kuvvetlendiren kurumları ele geçirmektir. Modern otoriterler sadece yürütme ve yasama organlarını değil, medyayı, yargıyı, sivil toplumu, ekonomiyi ve güvenlik güçlerini de kontrol etmeye çalışırlar.” 

İnsanın bu satırları okuyunca Erdoğan’ı anımsamaması mümkün değil. Yine Macaristan BaşbakanıViktor Orban ve Rusya lider Putin de ilk akla gelebilecek isimlerden. Erdoğan yakın zamanlarda “Acırsanız acınacak hâle gelirsiniz” şeklinde bir ifade kullanmıştı. Modern otoriterlerin hep tehdit algısı içerisinde olduklarını gösteren çarpıcı bir ifade bu.

Erdoğan gücünü pekiştirene kadar, darbe tehdidi gibi pek çok badire atlattı. Cemaat dâhil devlet tecrübesi olan bazı güçler, tecrübesiz Erdoğan’a “yem olmaması için her türlü” destekte bulunma vaadinde bulundular. Erdoğan bu güçlerin desteğiyle, rakiplerini birer birer tasfiye etti. Ne var ki seçimler dışında hiçbir şekilde devrilemeyeceği en kudretli zamanında, kendisinin oyun dışı bırakılabileceğine inanmaya başladı.

Varsayalım kendisine karşı bir darbe çabası var. Bu kadar kudretli bir lideri darbeyle devirme teşebbüsünün şansı olabilir mi? Ama Erdoğan, istihbarat kültürünün kendisine aşıladığı  “acırsanız acınacak hâle gelirsiniz” psikolojisini çoktan içselleştirmişti. Makyavel’in, “rakiplerini güçlendirenler, kendi yıkımlarını hazırlar” fikriyle, Erdoğan’ın sözleri arasında fark yok.

Şimdi bir trajediye şahit oluyoruz aslında: Erdoğan o kadar hata yapıyor ki, kendisini demokrasinin kalıcılaşabilmesi önündeki en büyük engele dönüştürüyor. “Modern otoriter baba”  her kesimden kesin itaat ve biat bekliyor. Kendisine yönelik eleştirileri ânında ihanetle özdeşleştiriyor. Haklı olduğuna o denli inanmış veya inandırılmış ki, muazzam bir takdir edilme açlığı içerisinde.

Daha da kötüsü, modern otoriterlere sadakat üzerine kariyer bina eden geniş kesimlerin varlığıdır. Bugün Erdoğan adına çarpışanların önemli bir gövdesini eski İslamcılar oluşturuyor. Onlar da kendi trajedilerini yaşıyorlar aslında. Sözgelimi Mehmet Metiner, 2004 yılında “Yemyeşil Şeriat, Bembeyaz Demokrasi”  adlı bir kitapla demokrasiyi nasıl keşfettiğini anlatmıştı. O satırların yazarı,  bugün Erdoğan’a biat etmeyi savunan Metiner’i nasıl eleştirirdi acaba?

Bugün Metiner’in konumunda olanlar ne yaparlarsa yapsınlar eski inandırıcılıklarını yakalayamayacaklar. Çoktan tılsımını yitirmiş sözde bir “dava” için nefes tüketiyorlar. Eğer Erdoğan’ın bir darbe girişimine maruz kaldığına sahiden inanıyorlarsa yapacakları şey basittir: Toplumun pek çok kesimiyle kavgalı hâle gelen Başbakan’ı bunun yanlış olduğuna ikna etmek. Mutlak itaat ve takdir bekleyen bir lidere  “kral çıplak” diyebilmek o kadar kolay değil diyelim. O zaman en azından sessiz kalmak tercih edilebilirdi. “Çok manalı bir kavga için mücadele eden çilekeş dava adamları” imgesi hiç inandırıcı olmuyor.

Eski İslamcılardan veya halen İslamcı olduklarını iddia edenlerden ilkesel bir duruş takınmaları ve liderlerini eleştirebilme cüretini göstermeleri beklenirdi. Reel politiğe en fazla yatkın siyasetçilerin, bir zamanlar sert ideolojileri olan isimlerden çıktığı iddiası belki de doğrudur...


[email protected]

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.